07.11.2014, 22:00

Ermenek ah Ermenek...

Karaman’ın Ermenek İlçesi'nde Has Şekerler Madencilik şirketine ait kömür ocağında işçiler sabah vardiyasında yakalandı amansız suya...

350 metrelik bölümde galeriye bir anda su dolmaya başladı...

Bilmeden kalplere de doldu 11 bin ton su...

16 işçi havalandırma ve diğer galerileri kullanarak kendi çabalarıyla kurtuldu.

18 işçi ise mahsur kaldı...

Facianın meydana geldiği günden bu yana bekleyiş var...

Sessiz bir bekleyiş, sonunda acı bekleyiş oluyor...

Sakin, umutla, ancak tükenerek bekleyiş...

Kısaca acı bekleyiş...

13. günde de acılarla dolu, gözyaşı ile dolu kalpler...

 

*

Karaman Ermenek'teki özel şirkete ait maden ocağında su baskını nedeniyle mahsur kalan babalar oğullarının, kızlarının kalplerinde saklı duruyor...

Çocuklarının kalbi de orada kaldı...

Ermenek’de Türk Kızılayı'nın kurduğu kreşte resim çizip şarkılar söyleyerek yaşadıklarını unutmaya çalışıyorlardı...

Ya da bize öyle gösteriyorlar...

Ancak özlemleri bitmiyor...

Dinmiyor acıları...

Baba özlemi, belirsizlikle kucaklıyor minik kalplerini...

Anneler çaresiz...

Anneler bitmiş...

Masum çocuklar perişan...

*

İşte esas acıyı çeken çocuklar değil midir?

Her ne olursa onlar çaresiz kalmazlar mı?

Sessiz çığlıklarını içine akıtmazlar mı?

İçin için yanmazlar mı?

Ama bir o kadar da yüreklidirler...

Bir o kadar da büyümüşlerdir...

Bir o kadar da cesur ve umudunu yitirmeyen yüreklerdir...

Güçleri sevgiden gelir bizim ülkemizin yaralı çocuklarının...

Güçleri beklentisiz sevgiden doğar bizim analarımızın...

 

*

 

Kader mi bu?

Sorumsuzluk mu?

Nedir ülkemizdeki bu belirsizlik, bu kazalar.

Bu anlamsız sorumsuzluklar.

Özelleştirmeleri konuştuk, sorguladık.

Çözümler sunduk tartıştık. Yapılması gerekenleri savunduk...

Ancak yine kaza... Yine sözde kader...

Yer altındaki şartlar oldukça zor. Biliyoruz. Ülkemizde her alanda olduğu gibi.

Ancak neden sorumsuz bir millet olduk çıktık önce bu sorgulanmalı. İnsanlığımız nerede kaldı? Nerede bıraktık? Bu sorgulanmalı...

*


''Zaman aleyhimize işliyor'' dendi...

Maden su ile besleniyor dendi...

Bu madenin jeolojik yapısı hakkında hiç mi bilginiz yoktu...

‘Madenler elden geçirilmeli, teknolojik yenilenme gerekli oldu’ bizde kabul ediyoruz ancak önce kafalar değişmeli...

Teknoloji gelişse de, maden sahipleri maliyet yüzünden kısacak...

Öncelikle ‘hayat önemi’ kafalarda yer etmeli...

Madenci yakınları bakanlara, maden sahiplerine tepki gösterse de gün gelecek yine o köy yaşayanları o madene inecek...

İşte Soma gerçeği kapımızda...

Hele ki Bakan Elvan'a "Canlarımız gitti, bize zehir ettiniz" diye ağlayan kadınımızın dediği gibi "Canımız yandıktan sonra ne olur?" ...

 

Dip notlar;

 

Sıra sıra...

Ermenek Cumhuriyet Başsavcılığı, soruşturmayı yapmak üzere 3 savcı görevlendirdi. Savcılar, Has Şekerler Madencilik Limited Şirketi’nin işlettiği maden ocağındaki evrakın yanı sıra, harita ve krokilere el koydu.

Sıra sıra gidiliyor...

Savcılık yetkilileri ilgili kuruluşlardan ve üniversitelerden olayla ilgili bilirkişi isteminde bulundu. Görevlendirilen 3 savcı, üniversite ve adli tıp kurumunun hazırlayacağı ön rapordaki görüşler doğrultusunda soruşturmaya yön verecek.

Sıra sıra gidiliyor...

Ayrıca Ceza Muhakemesi Kanunu 109. Maddeye göre adli kontrolde yaygın uygulama şüpheliler için alınan yurtdışına çıkış yasağı, belirlenen karakola düzenli bir biçimde imza verme şeklinde uygulanıyor. Bir başka ifade ile başsavcılığın talebi ile maden ocağının sahibi Has Şekerler Madencilik şirketinin yetkilileri için adli kontrol şartı devreye girmiş oldu. 

Sırada ne var?

Aradan geçer 1 yıl...

Suçlular bulunursa bulunur, bulunmazsa bir suçlu bulunur...

Cezalar istenir istenir...

Tıpkı Soma gibi...

 

Soma...

'301 kez 25 yıl hapis'

25 yıl hapis istemi...

Ne anlama geliyorsa...

Hep hukuk sistemini karışık bulmuşumdur zaten...

Karmakarışık ve anlamsız...

Konumuz Soma ve maden kazası...

Cumhuriyet Başsavcılığınca 301 kişinin öldüğü maden kazasıyla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında hazırlanan fezlekede, her bir ölüm için tutuklu sekiz kişinin 20 ile 25, tutuksuz yargılananlardan 8'inin üçte bir oranında artırılarak 2 ile 15, 29 kişinin ise 2 ile 15 yıl arasında hapisle cezalandırılmaları istendi...

Umarım sorumsuzluklar cezasız kalmaz...

Umarım adalete güven boşa çıkmaz...

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Bir gün Cennet'in kapıları şiddetle vurulmuş:

-Güm Güm Güm!

İçeriden seslenmişler: - Kim o?

Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses:

- Biz Istanbul'u fetheden Fatih'in yiğitleriyiz!

İçeriden hoş geldiniz diyerek kapılar ardına kadar açılmış ve yiğitleri içeriye buyur etmişler.

Her şey çok güzel gidiyormuş.

Ta ki, 40 yıl geçinceye kadar.

Bir gün kapılar yine şiddetle çalınmış:

-Güm Güm Güm!

İçeriden sormuşlar: - Kim o?

Dışarıdan gök gürültüsü gibi bir ses:

- Biz İstanbul'u fetheden Fatih'in yiğitleriyiz!

İçeriden hemen cevaplamışlar:

- Onlar 40 yıl önce geldi!

Dışarıdan yine ses gelmiş:

- Biz mehter takımıyız, ancak geldik!

 

Günün sözü;

Yokuş aşağı gitmek, yokuş yukarı gitmekten daha kolaydır ama manzara tepeden her zaman daha iyidir... Henry Ward Beecher

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@