23.08.2021, 07:00

Etme bulma dünyası...

Ekin ekinlerinizi. Yalansa yalan, dolansa dolan, hırsızlıksa hırsızlık... Vakti geldiğinde ekilenler biçilecek. Ne mi? Ne ekersen o. 
Arpa ekene buğday mı verilir? Ayva diktin, nar mı çıkacak sandın?
Ne ektin, eline de verilecek olan o. Eeee ilahi düzen derler buna. Gram şaşmaz.
*
Bugünlerde çokça aklıma gelen söz bu artık. Ve görüyorum ki dünya işte bu sözün hakkını verir oldu ve ‘etme bulma dünyası’ oldu çıktı.
İşte bu dünyanın içinde hiçbir kötülük yapanın yanına kar kalmıyor. Ve bedeli de çok ağır oluyor. Kısaca, can yakış bir şekilde yolunu buluyor ve karşılığını veriyor.
*
O nedenle, doğru insan olabilmek adına çok yol var önünde insanlığın. Şu anda ektiklerini biçmekle meşguller çünkü.
Sen çevreye vermediğin zararı bırakma ve ardından güzellik bekle.
‘Yok, öyle’ diyor doğa. ‘Bana çektirdiğini sen de çekeceksin.’
‘Yaktın, yıktın sende gör bunun sonucunu’ diyor.
‘Dere yatağıma geldin ev yaptın, nasıl yolumu kestin, gel sende çek acısını’ diyor. Ve dedi ve diyecek. İmara izin verenler işte bu vebal altında.
*
Şu dönemde çekilen tüm acıların ana kaynağı ister şeytani düzen olsun, ister komplo teorileri, isterse iklim değişikliği tek noktaya çıkar. O da insanın acımasızlığına.
Acımadığın doğa senden intikam alıyor. Ve bil ki bunu görmen için ders alman için tüm bu olanlar. Şükretmen için. 
*
Ve o son sana bir şeyler öğretme derdinde. Çünkü yaratıcın senden vazgeçmiş değil. Yeryüzüne halife seçmiş, sende halifeliğini en güzel şekilde tamamlamakla mesulsün. 
Kötülükle değil iyilikle tamamlarsın. Sevgiyle merhametle tamamlarsın
Yalanla dolanla değil. Hak yiyerek değil, ah alarak değil. Hoyratlığının da bir sonu var.
*
Şudur ki düşüncem; kimsenin ‘ahını alma bu hayatta... Bu kimse sadece insan mı sandınız?
Ağacı kurdu kuşu, toprağı dâhil edin buna.
Hak etmediğimiz tek bir şeyi bile yaşamadığımızın kanıtı olan bu yeryüzü bize mutlaka hatırlatmalar yapıyor.
Şudur ki düşüncem; başımıza gelen her şeyin bir sebebi var. Geçmişinizdeki hiçbir ayrıntısı es geçmeyin. Bulun ve görün. Evrensel yasa size ne diyor anlayın. İşte anlamadığınızda o karma sizi bir gün bulur.
*
Etkiye tepki adı. Ne ektiyseniz onu biçersiniz adı. Ekilmiş tohumlardır sonucu.
Bu yasaya göre yaptığımız her eylemin ve düşüncenin bir geri dönüşü olduğuna göre 
bugün yaşadığınız her şey, geçmişte bir yerlerde odaklandığımız, yaptığımız eylemlerin sonucu. Söylenen bir söz, düşünce veya eylemin sonucu sizi bulur.
Nasıl dere yatağına ev yapıldıysa sonucu o yatağın kendini geri alması oldu.
*
Yarın ne yaşayacağınız bugünün sözleri ve eylemlerinde gizli. Eğer çalarsanız, mutlaka sizden de gider. Er geç.
Aldatırsanız, sizi de aldatırlar. Kandırırsanız kandırılırsınız.
Hele ki halkı aldatmak. En büyük vebal.
Dediğim gibi arpa ektiğinizde, buğday bekleyemezsiniz!
*
 Aldatıcı eylemleriniz bugün ya da yarın gibi kısa zamanda karşınıza çıkar. Hatta atalarından, anne-babadan kalma yüklerde seni bulur.
Lütfen bu olanların mesajını 
Okuyun! Sana burada ne anlatılıyor? Sen ne atlıyorsun? Okuyabilmelisin. İşte tüm bu sorulara cevap bulduğunda ve mesajı okuduğun an özgürleşirsin.
*
Silkelen artık da kendini gör, nesin?
Ne değer biçilmiş sana gör ve o biçilen değerin hakkını ver.
Koru. Var gücünle koru. Doğanı, çevreni, evini, düzenini sevgiyle yoğur ve yola çık.
Çıktığın yol seni yaratıcının mekânına götürür. 
Ne ileri, ne geri, ne bir fazla ne bir az. 

Dip notlar;
Sir Alexander Fleming.
İskoçya’da yoksul mu yoksul bir çift yaşardı. Fleming’di adı. Günlerden bir gün tarlada çalışırken bir çığlık duydu. Hemen sesin geldiği yere koştu. Bir de baktı ki beline kadar bataklığa batmış bir çocuk, kurtulmak için çırpınıp duruyor, avazı çıktığı kadar bağırıyordu.
Çiftçi çocuğu bataklıktan çıkardı ve acılı bir ölümden kurtardı.
Ertesi gün Fleming’in evinin önüne gelen gösterişli arabadan şık giyimli bir aristokrat indi. Çiftçinin kurtardığı çocuğun babası olarak tanıttı kendini.
‘‘Oğlumu kurtardınız, size bunun karşılığını vermek istiyorum’’ dedi. Yoksul ve onurlu Fleming ‘‘Kabul edemem!’’ diyerek ödülü geri çevirdi.
Tam bu sırada kapıdan çiftçinin küçük oğlu göründü. ‘‘Bu senin oğlun mu?’’ diye sordu aristokrat. Çiftçi gururla ‘‘Evet!’’ dedi. Aristokrat devam etti: ‘‘Gel seninle bir
anlaşma yapalım. Oğlunu bana ver iyi bir eğitim almasını sağlayayım. Eğer karakteri babasına benziyorsa ilerde gurur duyacağın bir kişi olur.”
Bu konuşmalar sonunda Fleming’in oğlu aristokratın desteğinde eğitim gördü.
Aradan yıllar geçti. Çiftçi Fleming’in oğlu Londra’daki St. Mari’s Hospital Tıp Fakültesi’nden mezun oldu ve tüm dünyaya adını penisilini bulan Sir Alexander Fleming olarak duyurdu. Bir süre sonra aristokratın oğlu zatürreye yakalandı. Onu ne mi kurtardı? Penisilin!
Aristokratın adı: Lord Randolp Churchill.
Oğlunun adi: Sir Winston Churchill.
Kurtaran Doktor: Çiftçinin oğlu Sir Alexander Fleming.
‘Etme bulma dünyası’ işte... 

Mobbing...
Hayatınızda mobbing ve otorite diye nitelendirdiğiniz durumlar şu anda tam gaz yaşanıyor.
Özellikle aşı konusunda.
Birçok kişiye göre bu tam bir mobbing. Özgür hür irade bu nedenle baskı altında.
Olmak istemeyenleri zorlamanın gereği yok. 
Kişilerin kendisinin baskı altında olmadan karar verebilmesi önemli. Bu nedenle de sürekli doz tartışması çıkararak akılları karıştırmanın manası var mı?
Mutlu kalın.

Fıkra; 
Temel, her konuşmasında sülalesinin çok eskilere dayandığını iddia ediyordu. Yine böyle bir konuşmasında ipin ucunu o kadar kaçırdı ki; 
-Bizum sülale Yusuf Peygambere kadar gideyi’, der.
Arkadaşları Temel’in bu denli atmasına içerlerler ama gırgırın sürmesi için havayı bozmazlar. Cemal atılır: – Ula çok ataysın… Nerdeyse sülaleğun Nuh Peygamber’in gemisune binduğuni söyleyecesun…
Bu sözlere alınan Temel, söz altında kalmaz; -O kadar da değil, bizumkilerun o zamanlar kendi takalari var imiş...

Günün sözü; İntikam peşindeyseniz iki mezar kazmalısınız… Çin Atasözü

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@