Birol Keskin'in 26 Ocak 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Türkiye’nin ilk özel televizyonu Flash TV kurucusu Ömer Göktuğ vefat etti. Haberi aldığımda içimde bir sızı oldu, bir dönem kapanır gibi oldu. Benim hayatımın bir süre kesiştiği, dönüm noktalarından olduğu için size kısaca Flash TV ve Ömer Göktuğ’u anlatmalıyım.

Flash TV, Türkiye’nin ilk özel televizyonu olarak tarihe geçti. Nasıl ki Türkiye’de televizyonculuk tarihi yazılırken TRT ile başlanır, özel televizyonculuk tarihi yazılırken de Flash TV ile başlanır. 

Magic Box-Inter Star yurt dışından Türkiye’ye yönelik yayın yapmaya başlayınca Rahmetli Turgut Özal “Anayasa bir kere delinince bir şey olmaz!” dediydi. Anayasa ve Telsiz Kanunu'na göre yayın yapma tekeli devlete aitti. Ama dünya yeni bir döneme giriyordu. Amerika, Saddam’ı gözüne kestirmiş, Irak Krizi patlamış, İsrail füzelerle Bağdat’ı bombalıyor, CNN uluslararası yayınını Kristian Amonpor Bağdat’tan yapıyor, Kanada’da bir gölde petrole bulanmış çırpınan karabatak görüntüleri Irak’ta çekilmiş gibi yayınlanıyor, büyük bir saptırma ve propaganda ile Irak’a “demokrasi getirme” işgaline zemin hazırlanıyordu.

İstanbul’da, TRT’ye bir dizi filmin senarist ekibinde çalıştıktan sonra işsiz kalarak baba ocağı-ana kucağı Bursa’ya dönmüş, babamın Koza Han'dan tanıdığı bir tekstilci vasıtasıyla Bursa’nın ikinci büyük reklam ajansı Sayan Reklam'da işe başlamıştım. Rahmetli Patronum, Artvin’li hemşerim Ünal Parasayar ile 1991-1992 yılbaşı için reklam promosyon malzemeleri siparişi almak için Kestel’de bulunan Göktuğ Brode’ye gittik. 

İlk burada tanıştım yine Artvin’li hemşehrim olan rahmetli Ömer Göktuğ ile. Sohbet sırasında hemen Ünal Abi'ye “Ben Birol’u alıyorum” dedi, bana bakarak. Televizyon kurmuştu ve Bursa yerel basınından, TRT’den, İstanbul’dan ekip topluyordu. Sevgili Yılmaz Tunca’nın öneri ve desteğiyle işe başladım. 

Nasip oldu ve 10 yıl kadar Flash TV’de hemen her yerinde, stüdyoda, rejide, kamera önünde, kamera arkasında, reklamında, belgeselinde, muhabirliğinde, haber müdürlüğünde, Bursa, İzmir ve İstanbul’da görev aldım. 

Ömer Göktuğ’dan çok şey öğrendim. Ömer Göktuğ “gazeteci patron” kuşağının sonuncusuydu. Cenaze töreninde Hakan Aygün ve Yılmaz Tunca böyle söylüyordu. Bir patron gazeteci vardı, bir de gazeteci patron vardı. Yani Flash TV’nin kuruluş yılları itibariyle özel televizyonlar pıtırak gibi açıldı ve bu diğer televizyonlar, görsel-işitsel gazetecilik için değil, mevcut işletmelerine ek gelir kapıları açmak için kullanılan, mesela bankalar aldıran, banka hortumlatan araçlar olarak kullanıldı. 

“Bursa’nın ufak tefek taşları” enstrümental müziği eşliğinde Uludağ, Teleferik, Atatürk heykeli, Çekirge, Hacıvat-Karagöz, Yeşil Cami ve Türbe, Ulucami vs. görüntüleri bir klip şeklinde yayınlandığında Bursa’da hayat durmuştu. Bir Köle İsaura böyle izleniyordu bir de Flash TV. Vatandaşlar mağazaların cemakanlarına gözlerini dayayıp “Bursa’nın ufak tefek taşları” klibini izliyordu.

Yerel televizyon olarak başlayan yayıncılık “Bölgesel televizyonlar zinciri” olarak devam etti ve sonunda merkezi İstanbul’a alarak ulusal televizyon olarak yayın hayatını bugüne getirdi. 

Ömer Göktuğ, yayıncılığın en başından beri bir patron gibi değil, bir eleman gibi, gerekirse bir muhabir gibi, metin yazarı gibi, senarist gibi çalıştı, örnek oldu. Şimdi bir efsane olan Gerçek Kesit’in bir çok bölümünün senaryosunu, gerçek hayattan belgelerle Ömer Göktuğ yazdı dersem nasıl şaşırırsınız!

Ömer Göktuğ çok disiplinli idi. Disiplini boğucu, sıkıcı değil, programlı, sistemli çalışma disiplini idi. Ne zaman ne yapacağını bilirdi. Baskılara boyun eğmedi. Kaç kere kapandı, kaç kere saldırıya uğrandı, kaç en üst yetkili-etkililerden telefon aldı, hiçbirine prim vermedi. Bizzat biliyorum, benim kaç belgeli dosya haberim için açılan "yayınlanmasın" telefonuna direndi. 

Flash TV yayınlarında editoryal bağımsızlığı sonuna kadar uyguladı. Göktuğ Haber Ajansı üzerinden ilk sarı sbasın kartımı aldım. Hayatımın birçok ilkini Flash TVde yaşadım. Şu anda diğer televizyonlarda, diğer gazetelerde çalışan, program yapan bir çok gazeteci Flash TV kökenlidir. Üzülerek söylüyorum, maalesef bazıları Flash TV geçmişini unutmuşa benziyor. Flash TV bir yayıncılık okuluydu. Kendi öz kaynakları ile kurulmuş ve kendi yağıyla kavrulduğu için fahiş paralar savurmuyordu ama bir gün dahi gecikmeden çalışanın maaşını ödüyordu. Ömer Ziya Göktuğ’a Allah'tan rahmet diliyorum, ailesine, Flash TV ailesine başsağlığı diliyorum.