Galataport İstanbul Genel Müdürü Tolga Engin ile Galataport projesi hakkında konuştuk. Dünyaya denizden açılan kapı olarak anılan ve resmi açılışının yapılması beklenen Galataport İstanbul,  Akdeniz çanağından Karadeniz’e kadar geniş bir coğrafyada da kruvaziyer turizmine hareketlilik getirecek. Hem şehir hem de ülke ekonomisine önemli bir katkı sağlayacak olan proje kültür, sanat, tarih ve gastronomiyi alışveriş ile de buluşturuyor. Bu kadar büyük ve kapsamlı proje hakkında bilgi veren Engin, gerçekleştirilen ilkler ile de gurur duyduklarını ifade ediyor.

Galaport İstanbul şehrin çehresini değiştirdi yenigün

P: Tolga Engin’den bahsedebilir misiniz?

T: Zonguldak doğumluyum. Babam rahmetli Cumhuriyet Savcısıydı, annem de emekli öğretmen. Türkiye’de gez dolaş çok fazla oldu bu yüzden. Çeşitli illerde yaşamak zorunda kaldık. Ama ben kendimi Ankaralı hissediyorum. İlkokul sonu ortaokul ve lise olmak üzere Üniversite hayatım Ankara’da geçti. Sonradan İstanbul’da çalışmaya başladım. Yaklaşık beş sene kadar İstanbul Havalimanında çalıştım. Arada bir Antalya oldu sonra döndüm ve evlendim. Sonra da çeşitli illerde ve çeşitli sektörlerde insan kaynaklarında hizmet ya da işletme yönetimi olsun çalıştım. Sonra 5 buçuk sene bir yurt dışı tecrübem oldu. Katar’da ve Doha’da çalıştım. O da keyifli ve öğretici bir dönemdi. Daha sonra Galataport’dan arandım ve Türkiye’ye döndüm.

P: Galataport İstanbul yeni bir başlangıç hikayesi, Bu sürecin başlama hikayesinden birazcık bahseder misiniz?

T: heyecan verici birçok nokta var. 2013 yılında bir ihale açılmasıyla Doğuş Grubu ve Bilgili Grubu’nun içinde dahil olduğu bir proje. İçerisinde çeşitli frekansları bir araya getirmiş bir proje. Bu ihaleye girilmesinde tek amaç şu olmuş; 1,2 km’lik sahil şeridinde ulaşıma açmak bunlardan bir tanesi, Galataport’u ziyaret eden her kişi İstanbul’un en güzel manzarasından keyif alsın, lezzet alsın diye. Kendimize ait 110.000 metre karelik bir alan içerisinde çeşitli tarihi yapılar var, bunların restore edilerek tekrar günümüze kazandırılması önemli ve temel amaçlardan bir tanesi. Bir farklı amaç burada ezber bozan ve eşi benzeri olmayan bir liman tasarımı yapılması, zira Türkiye’nin en güzel manzarası olan bir yerde liman projesi var.  Bu kadar güzel bir manzaraya sahipseniz bunu koruyabilmek için bir şeylerde yapmak gerekirdi. Bir terminal ve kruvaziyer limanı yapacaksanız o manzarayı riske etmemeniz lazım.  Bütün bu unsurlar bir araya gelince eşsiz benzersiz bir liman çıkmış ortaya. Kurulum esnasında bir diğer amaç ise; Karaköy’ün bir kozmopolit bir yapısı var, kendini tekrar eden değil, caddeleri ile sokaklarıyla birbirine uyumlu bir mahalle yaratmak. Onun içine gastronomiyi de içine katarak bir “Gastronomi ve Lezzet Mahallesi” yaratmak olmuş. Bu amaçla 1,7 milyar dolarlık Bir yatırımla Galataport’u faaliyete açmış bulunuyoruz.

P: İlk açılış tarihi ne zaman?

T: 21 Ekim itibari ile kapılarımızı ziyaretçilerimize açtık. Şu anda bir resmi açılış yapmış durumda değiliz. Gezdiyseniz bizim bütün mahallelerimiz ve mağazalarımız, komşu müzelerimiz hatta otelimiz, sadece bunlar olan unsurlar değil. 1 Ekim itibariyle hem kruvaziyer limanımızın işletmeye geçmiş olması hem de rıhtım alanımızın, müze alanımızın ziyaretçi kabul edilebilir hale gelmesi dolayısıyla ve bunlar da Galataport‘un önemli unsurları olduğu için alışveriş ya da yeme içme markalarıyla sivrilen bir alan olmayacak bunlar birbirini tamamlayan alanlar olacak. Asıl bizim dünyadaki tüm insanlar için istediğimiz 1.2 km’lik rıhtımda tarihi yarımada ve çeşitli noktalarla 250 derecelere varacak bir panoramik açıyla Süleymaniye caminden Cihangir’e ve Dolmabahçe camisine kadar bütün unsurları görebildiğimiz sahil şeridimiz. Bu sahil şeridine uygun araç parklamasıyla 2400 araç park alanı sunabilmek bizim için bir ayrıcalık. Az biliyorsunuz ki çok keyifli bir alan, trafik görüntüsüne maruz kalmadan tüm sahil şeridini kaplayan özel bir yer Galataport. 80 tane faal olan açık işletmemiz var. Şu anda aslında bizim yapmak istediğimiz Özlenen sahili, müze meydanını ziyaretçilere açmış bulunuyoruz.

P: Aslında siz birçok alanı tek bir yerde toplamışsınız ve çok da keyifli bir hale getirmişsiniz. Kültür sanatıyla, gastronomisiyle, turizmi ve aynı zamanda yeme içme sektörüyle hepsinin bir arada olduğu bir lokasyon olmuş. Kruvaziyer turizminde hedeflediğiniz sayı ne kadar mesela?

T: 2022’de şu anda 250 rezervasyon var. Bu 250 rezervasyonla 800 bin kadar ziyaretçiye kapılarımızı açmış olacağız. 2016’dan beri kesilmiş olan bir kruvaziyer gemi turizmimiz vardı, bu pandemiyle beraber iyice askıda kaldı. Pandemi sürecinden sonra şu ana kadar biz 9 gemiye hizmet verdik. Bizim için de iyi oldu, egzersizini yapmış olduk. İlerlediğimiz noktada 250’den 400 gibi rakamlara çıkmayı hedefliyoruz. O zaman da 1,5 milyon kruvaziyer gemisi yolcusu bekliyoruz. Bir kruvaziyer gemisi yolcusunun harcamaları uçak yolcusu harcamalarına denk düşer.  Bu ekonomimize giren bir katma değer o yüzden hepimiz için önemli olmalı.

P: Kültür yolu projesinde gastronomi dışında da başka bir şey planlıyor musunuz?

T: Galataport ‘un en önemli katkılarından bir tanesi Müze Meydanı. Biliyorsunuz ki İstanbul Modern Müzesi burada. Hemen yanı başında Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’ne bağlı resim ve heykel müzesi var. Mimar Sinan Üniversitesi kendi binasını restore etti, biz de İstanbul Modern Müzesi’nin kendini yenilemesi için sponsor olduk. İşin açıkçası masrafı paylaştık. Orda Renzo Piano isimli dünyanın en ünlü müze mimarisinden birine bu işin tasarımı yaptırıldı. Aradaki unsurlar kaldırıldı. Salı pazarını hatırlarsınız, parklar vardı yanında çok önemli yapılar olmasına rağmen ki onların da isimlerini sayacağım. Orda saat kulesi var, bizim görmediğimiz çok arada derede kalan bir yapıydı. Denizin kıyısındaki bu sancak kulesi tamamen iletişim için kullanılıyormuş. Saat kulesinin restorasyonunu yaptık. İyi ki Doğuş Grubu ve Bilgili Grup Galataport’u sahiplenmişler çünkü eski saat kulesi ile yeni saat kulesine baktığım zaman gerçekten gurur duyuyorum birebir aynısı oldu. Çünkü orada yapılmış olan işlem kolay bir işlem değil. 1848’de yapılmış kule gibi bir yapının yükseltilmesi, depreme dayanıklı hale getirilmesi, çelik bir kafesin içerisinde tutarak, güçlendirerek tutuyorsunuz. Saat kulesi etrafında Nusretiye Camii, Tophane Çeşmesi Parkı, Kılıç Ali Paşa Camii gibi tarihi binaların arasında 14.000 m2’lik bir müze meydanı oluşturuldu. Beyoğlu Kültür Festivali’ne bağlanacak olursak hem Müze Meydanı’nın güzelliği, onların mimari hoşluğu, İstanbul’un giriş kapılarından birisinin olması özelliği, Turizm ve Kültür Bakanlığı’nın lansmanını yaptığı ve hamiline aldı biliyorsunuz. Galataport‘ta başlayan Atatürk Kültür Merkezi’nde biten 16 tane durak var. Kiliseleri, dini unsurları, sinemaları, pasajları da var. Tamamen kültür ve sanatla dolu bir yol açılmış oldu. Biz de bunun bir başlangıç noktası olmaktan gurur duyuyoruz.

P: Yeraltı kruvaziyer gemi projesinden biraz bahseder misiniz?

T: Proje geliştirme unsuru adı altında Galataport’u değerlendirecek olursak birincisi, restorasyondur, bir diğeri de inovasyondur. Bizim terminalimiz için icat edilmiş olan sistem dünyada ilk kez uygulanmış olan bir sistem. Dönelim 2014 başında alanı teslim aldığımız zamana manzaramız çok güzel bu manzarayı halka açmamız lazım ama nasıl? Nasıl sorusunun cevabı terminali yerin altına yapmak oldu. Terminali yerin altına yapmak dediğiniz şey cümle olarak çok kolay yapı olarak çok zor bir sistem. Çünkü bunun için ilk önce Marmara Denizi’nde bir baraj yapmanız gerekiyor. 1950’lerde yapılmış olan bir rıhtım sütunların üzerine betonarmeyle buluşmuş. Yeryüzü hareketlerinden dolayı hem Cihangir’in hem de Karaköy’ün baskısına da bir şekilde alınması gerekliydi. 1,2 km’lik sahilde bu yüzden bir baraj yapıldı. 2500 tane kazık çakıldı denize. 35-40 metrelere kadar inmiştir. Bütün bu sırttaki yapıyı tutmak için bir baraj inşaatı söz konusu oldu. O yapıldıktan sonra terminali inşaa etmek mümkün oldu.

P: Gümrüklü alan nasıl çözüldü peki?

T: Açılır kapanır kapaklarla bu işi çözmüş mühendis arkadaşlar. Her biri 6 ton ağırlığında 176 tane kapağımız var, hidrolik sistemle çalışan, açılan dik hale gelen ve katlanan, dik hale geldiğinde gümrüklü, gümrüksüz ayrımı yapıyor kapaklar ve altındaki rampalar da rıhtımdaki gemiyle terminalin altını birbirine bağlıyor. Dik hale getirilmiş kapaklar oranın gümrüklü olmasını da sağlıyor. 3 gemi için park pozisyonumuzun olduğunu düşünün 15 bin kapasiteli eğer bir gemi geldiyse o geminin kapakları açılıyor. Gemi gerektiği kadar rıhtımı kullanıyor ve kullanmadığı alanlar yerli yabancı turistlere açılmış oluyor.

P: Pandemi döneminden kaynaklı AVM’lerdeki kiracıların var olan iç yapıda kendilerinin devamlılığını sağlaması çok zorlaştı, sizler kiracılarınıza bu anlamda nasıl bir farklılık yarattınız?

T: buradaki yatırımı İstanbul’a, Türkiye’ye yapılmış bir yatırım olarak düşünmek lazım. Çünkü ben Galataport’a yapılan bir yatırımı ayırt etmek ve ettirmek de isterim. İki grup şirketin de ticari yatırım değil manevi yatırıma daha önem verdiklerini görüyoruz aslında. 30 senelik bir sözleşmede 1,7 milyar dolar yatırım yaptıysanız ve bu sözleşmenin 7 senesi hali hazırda geçmişse çok fazla finansal tabloya bakmaya gerek yok. Sonuçta iç yapıdan restore ettiğimiz sayarsam 4 tane yapı var, bunlar konumla sıralarsam Merkez Han, Çinili Han, Paket Postanesi ve yolcu salonu. Bu yapılardan Karaköy iskelesine yakın olan 3 tescilli yapı ve yeni yapılan bir balo salonu bir The Peninsula İstanbul oteli olacak. Dünyanın en seçkin otel markalarından bir tanesidir. 10 tane Peninsula vardır ama bir Peninsula’dır. En güzel Peninsula Otel’lerden birini açıyor olacağız. 300 milyon Euro’luk bir yatırım, bunun 150 milyon Euro’su Peninsula tarafından yapıldığı için Türkiye tarafından baktığınızda 150 milyon Euro’luk bir girdisi de var. Paket Postanesi binalarımızın en tecrübelisi 1911’de tamamlanmış. 4 binamız da tescilli binalardır. Bu binaları İstanbul’a kazandırmak çok büyük ayrıcalıktır. Bunları sadece restore etmek kolay değil bir de denizin üstünde sürekli sıvılaşma olduğu için altlarına beton enjeksiyonundan tutun, yapılanma ve altlarına bodrum şeklinde birbirine bağlama gibi inşaat literatüründe çok önemli bir yer kaplıyorlar. Bu içerdeki yapılanmaların hepsi bizim gibi yöneticiler için de bir gurur kaynağıdır. Bu ihaleye çıkıldığında tarih 2013’tü o zamanki Türkiye’nin şartları çok başkaydı şu anda çok farklı noktadayız.

Otelimiz var 177 oda 50 bin m2, perakende ve yeme-içmemiz var. 52 bin m2 yaklaşık olarak 250 ünite, ofisimiz var 43.000 m2, limanımız var. Bu yüzden perakende yapan işletmelere bazı avantajlar sağladık. Bu zamanları el ele vererek atlatacağız.

P: Yeni yıl etkinliğiniz var Christmas Market, biraz da ondan bahseder misini?

T: Christmas Market’e ev sahipliği yapıyor olacağız, 10 gün sürecek bu etkinlik, 14 farklı seans olacak. Bir kış teması içerisinde çeşitli kurulumlar, çeşitli konserler olacak. Herkesi bekliyoruz.

P: Çok teşekkür ederim bu keyifli sohbet için Tolga Bey.