Nur Yılmaz'ın 1 Ağustos 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Genel olarak İzmirliler tarafından ‘ehemböhur’ denilen, başka bir deyişle ‘buhar günleri’ yani

‘Eyyam-ı Bahur’ geldi çattı. Unutulmaya yüz tutmuş efsanelerdendir kendisi. Birçok kişi bilmez. Hele yeni nesil sanır ki 8-10 günlük dönemsel bir oyun.

Ancak yıllar yılı atadan, anadan, dededen ‘ehembuhur’ denilen günler, yine geldi çattı.

Yunanlıların güneşle aynı zamanda yükselen ve alfa büyük köpek olarak da bilinen Akyıldız’ın kendi ısısını Güneş’e kattığına ve havanın bu yüzden aşırı derecede ısındığına inandıkları günler, geldi çattı... ‘Romalılar ve Mısırlıların ise köpeklerin eyyam-ı bahurda çılgına döndüğüne inandıkları için bu döneme ‘köpek günleri’ adını verdikleri günler, geldi çattı.

*

Roma döneminde ‘dies caniculares’ denmiş. İngilizce ‘dog days’ denmiş. Eski Mısır takviminde Sirius (büyük köpek, canis major) etkisi denmiş. Halk arasında ‘Ehemmur’denmiş. Adına şimdilerde "çöl sıcakları" veya "Afrika sıcakları" deniliyor. Ancak eskilerin bildiği ve adlandırdığı bu sıcakların asıl adı ‘eyyam-ı bahur’. Kelime olarak ‘Eyyam-ı Bahur’ ne demek dersek, ‘Eyyam’ Osmanlıca’da; ‘günler, gündüzler’ demektir. ‘Bahur’ ise ‘sıcak’ demektir. ‘Bahur’, sıcak bastırdığında topraktan çıkan ‘buhar’ anlamını taşır. Kısaca Eyyam-ı bahur, yaz mevsiminin en sıcak ve boğucu günlerine verilen addır. Adı çok, etkisi aynı.

*

Antik Roma kültüründe, Alman, Fransız ve İtalyan kültürlerinde bu sıcak günler 24 Temmuz-24 Ağustos günleri olarak kabul edilir. Türk kültüründe ise bu tarih Temmuz sonuyla Ağustos ortaları arasında ki günleri kapsar. Kuzey yarımkürede, Temmuz sonu Ağustos başı olan bu sıkıcı ve bunaltıcı günler Güney yarımkürede ise Ocak ve Mart arasıdır.

Teknik bilgi: Yılın en sıcak günleri olarak bilinen bu günlerde Kuzey Afrika ve Arap Yarımadası'ndaki çöl bölgeleri aşırı ısınır. Oralardaki sıcak hava kuzey bölgelere kadar taşınarak ülkemizi de aşırı sıcaklar olarak etkiler. Bir nevi çöl sıcakları denilmesinin sebebi de budur.

*

Kısaca ülkemiz yurt genelinde 39 -40 dereceler ile etkisini göstermeye ve yaz aylarının en sıcak günlerinin yaşanacağı "Eyyam-ı Bahur"un etkisine hafta sonu itibari ile girdi. Sıcaklıkların yükselmesiyle bunalan vatandaşlar denize girmek istiyorsa da çok önemli bir ayrıntıya dikkat çekmek isterim. Halk arasında bu inanışı hepiniz duymuşsunuzdur aslında. Bu inanışa göre ‘Eyyam-ı Bahur’ günlerinde, ‘aman ha denize sakın girmeyin, ala olursunuz’ derler. Bu dönemde asla denize girilmemesi gerektiğine inanılır çünkü bu tarihlerde ıslak vücut ile güneş altında dolaşıldığında su damlacıkları mercek görevi görerek deride geçmeyen beyaz büyük lekeler oluşacağı düşünülür. Adı ise Alaca hastalığıdır. Sebebinin ise bu tarih aralığında denizin kendini temizlediği için denize giren kişide lekelenme yaptığı inancıdır.

*

Ala Düşmesi, bu günlerde güneşin insan teninde renk değişimine, yani alalara sebep olması demektir. Hatta bu konuda çeşitli inançlar bile batıl olarak girmiştir eylemlerimize. Mesela denize metal objelerle, çivi ile girmek gibi. Bu günlerde denize girenlerin üzerinde mutlaka metal taşıması gerektiğine inanılır, aksi halde vücutta lekeler oluşacağı şeklinde korku salınırdı. İnşaat çivisinden kolye ile denize girilmesi bu nedenledir. Yani; mayonuza iliştireceğiniz çengelli iğne sizi koruyacaktır!

*

Bu, ala günleri dediğimiz günlerin başka bir adı ise ‘sam yeli’ esmesidir. Bu yel estiğinde güneş altında ıslak olarak kaldığınızda su damlacıkları sam yeli ile ala lekesi oluşturur. Bazı balıkçıların dediğine göre ise bu dönemde denizde çeşitli organizmalar oluşur ve onlar denize giren kişi ile temas ettiklerinde leke yapar. Tıp dilinde bu konu özetlenecek olursa derideki beyaz lekelerin adı 'Vitiligo'.

*

Ayrıca sağlık açısından ele aldığımızda da bu günler kalp ve göğüs hastalıkları olanlar için riskli dönemlerdir. Aşırı stres ve asabiyet yapar. Doğa açısından baktığımızda da karşımıza bu dönemlerde orman yangınları çıkar. Enerji hattı kablolarının esnemesi, yolların erimesi karşımıza çıkar. Demiryollarında rayların genleşmesi çıkar. Bu sebeple bu günlerde olası her şeye dikkat edilmelidir. Bu sıcak ve boğucu günlerin etkileri maalesef ki çok.

*

Kısaca "Eyyam-ı Bahur Sıcakları" denilen bu yakıcı poyraz eserse de halk dilinde tehlikeli, denize girdiğinde de su tehlikeli.

Hatta bir dörtlüğü bile vardır bilinen;

“Az güneşi ortalığı kavuranda
Eser püfür püfür eyyam-ı buhur.
Şaşkınlar cıbıl, hem de ıslak duranda,
Gün gider, yel gider, beyaz lekesi durur.”

*

Halk arasındaki yaygın bu kanıya inanıp inanmak size kalmış. Çivi takmak size kalmış. Adı önemli değil, sam yeli, buhur zamanı, eyyam-ı buhur, Afrika sıcakları, çöl sıcakları, cehennem sıcakları. Bilmeniz gereken ve asıl önemli olan şu ki artık bu sıcaklar da dikkatli olunması gerekliliğidir. Bir mantık silsilesi siz bulun kendinize. Akla yatanları siz süzün.

Bu boğucu günlerin rahatsızlıkları size uğramasın.

Çöl sıcakları kâbusunuz olmasın. Olmasın da bu sıcakların hangi şartlarda, yıldan yıla arttığını da bir zahmet siz düşünün. Nedenlerini siz bulun. İnsanca ve insanlık için çabalarınızı elekten geçirin...

Geçirin... Geçirin... Ve insanlığınızı geri alın... Doğadan kopmayın...

Bir Çin Atasözü der ki; ‘Sıcak, herkese aittir; soğuk, insanın elbisesine göre değişir.’ Dünya yanıyor. Sen hangi taraftasın, onu düşün...

Dip notlar;

Eyyam-ı Bahur günlerinde dikkat edilmesi gerekenler...

Güneş ışınlarının en dik geldiği 10.00-16.00 saatleri arasında güneş ışınlarına maruz kalmayın... 10.00-16.00 saatleri arasında güneşe çıkacaksanız asla güneş koruyucusuz dışarı çıkmayın...

Açık renkli ve bol giysiler giyin... Bol su için... Sıcak çarpması belirtilerini gördüğünüzde hemen sağlık kuruluşuna başvurun... Doğamızı koruyun ve orman yangınlarına karşı dikkatli olun...

Kalp ve sıcak...

Tüm iklim değişiklikleri, kışın soğuk, yazın sıcak faktörü kalp hastalıkları üzerinde olumsuz etkiler yapar. Kalp kapağı hastalarının sıcaktan etkilenme sebebi yüzde 90 oranında idrar söktürücü kullanmalarından ileri gelmektedir. Vücuttan fazla su ve tuz idrarla atılır ve tuz kayıpları aşırı olur. Bu yüzden halsizlik, bitkinlik ve ritim bozukluğu oluşabilir. Bu yüzden çok aşırı sıcaklarda dikkat edilmelidir. Unutulmaması gereken koroner kalp hastaları ise kesinlikle kan akışkanlığı için bol su içmelidirler. Çünkü su kaybı nedeni ile kan koyulaşır. Enfarktüse neden olunmaması için, aşırı sıcaktan kesinlikle kaçınılmalıdır. Kalp kapak hastaları ve koroner kalp hastaları kesinlikle güneşin dik konumda olmadığı zaman olan sabah erken ve akşamüzeri saatlerinde denize kısa süreli aralıklarla girmeli, yürüyüşlerini ise sabah çok erken veya güneş battıktan sonra yapmalıdır.

Mutlu kalın...

Fıkra;

Matematik öğretmeni öğrencilerini sözlü yapmaktadır. İlk olarak Ahmet kalkar sözlüye:

– Söyle bakalım Ahmet. Arabada gidiyorsun, hava çok sıcak. Ne yaparsın?

– Camı açarım hocam.

– Şimdi o camdan giren rüzgârın şiddetini hesapla demiş. Ömer bilememiş sıfır almış.

– Mehmet kalkmış. Arabada gidiyorsun, hava çok sıcak ne yaparsın?

– Camı açarım hocam.

– Şimdi camdan giren rüzgârın şiddetini hesapla demiş. Mehmet bilememiş oda sıfır almış.

– Sırada Ali varmış. Kalkmış ayağa. Öğretmeni sormuş:

– Arabada gidiyorsun, hava çok sıcak ne yaparsın? Demiş.

– Klimayı açarım öğretmenim demiş. Peki, klima bozuksa ne yaparsın?

– Üstümü çıkartırım öğretmenim. Oğlum hala terliyorsan ne yaparsın?

– Ben o camı sittin sene açmam öğretmenim...

Günün sözü; Ayağını sıcak tut başını serin; gönlünü ferah tut düşünme derin. Hipokrat