Uğur Şimdi'nin 10 Mayıs 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Toplumun çoğunluğu hayat pahalılığından, geçinememekten yana muzdarip. Maaş artışına karşılık fiyatların daha hızlı yükselmesiyle, alım gücü düşmüş, toplum psikolojisi de bundan etkilenmiştir. Çünkü hayatını idame ettirirken yaşanan zorluklar ve daha önce elde edebildiklerimize gün geçtikçe uzaklaşmamız, kendimize verdiğimiz değeri de sorgulamamıza neden oldu. Açlık sınırının bir tık üstünde olan asgari ücretteki artışa şartlanmışken; yoksulluk sınırı bugün 10bin lirayı geçmiştir. Hâlbuki asgari bir geçimi değil, azami gereklilikleri olan hayatları konuşmalıydık. Bireylerin ekonomik sıkıntılarının yanında, yönetim erkinin de yaşadığı sorunları değerlendirmek gerekir. Tabi ki objektif bir bakış açısı, olayları çözümlemede daha adilâne bir yaklaşımdır. Yani mevcut sistem koşullarında sigorta işveren prim bedelini yükseltmeden, emekli maaşa bağlama oranını düşürmeden, Ötv zam artışlarını yapmadan bu gemiyi yürütebilir miyiz? Emekli, çalışan, sığınmacı ve diğer sosyal yardım alanların ücret ve sağlık güvencesini sağlayabilir miyiz? Vergi gelirinin en yüksek gelir kalemi olduğu bir piyasa sisteminde, fiyat endeksini sabit tutabilmek bu durumda fazla iyimser olur.

Küreselleşen dünyaya kapılarını kapatmak, kendi kabuğunda yaşamak gibi bir yönetim anlayışının olamayacağı gün gibi aşikârdır. Ülkemiz jeopolitik konumu gereği, her zaman uluslararası arenadaki ilişkilerine göre faaliyet yürütmektedir. Ekonomik, kültürel ve sosyal paylaşımlar ülke gelişimine de katkı sağlamaktadır. Dış yatırımlar da, ancak güvenilir piyasa şartlarında ülkeye gelmektedir. Üstünlük sağladığımız sektör ve alanlarda gücümüzü hissettirmeli, gıda ve enerji gibi alanlarda korumacı bir yapıda olmalıyız. Kayıt dışı ekonomi, siyasi gündem ve piyasa paradoksları tüm ülkelerde yaşanır. Ancak ekonomisi güçlü ülkeler bu olaylardan daha az etkilenir. Örnekle bu durumu zayıf ve çelimsiz bir insana benzetelim. Bu insan rüzgâr esse sallanır, yağmur görse hasta olur. Durum kronik bir hal alırsa, bu ağırlığı beden taşıyamaz. Sistem zayıflığı aynı zamanda beraberinde zafiyet getirir. Zayıf noktasını bilinen kişi de düşmana teslim olur. Peki, sistemi bu kadar kırılgan, dış etkilere karşı bu kadar korunmasız kılan nedenler nelerdir? En önemli konu hiç şüphesiz ki güven. Ekonomiye, siyasete, ticarete, adalete güven.

Yönetim sisteminin doğru çalışmasını sağlayacak kurgu gereklidir. Basit siyasi hamleler, şahsi menfaatler üzerinden çaba sarf etmek yerine halkı dinleyen, çözüme ulaşma noktasında liyakatli kadrolar genel bir başarının timsali olabilir. Türkiye’nin şanslı olduğu alan, yeniliklere kolay adapte olabilmesi ve mevcut dinamiklerinin sisteme uyarlanmasında yatkınlığının olmasıdır. Basit bir örnekle açıklamak gerekirse; kira gelir beyan sisteminde,  gelir idaresi bankadan mülk sahibi adına kira olarak yatan bedelleri sisteminde görebilmektedir. Bu durumda, kira geliri elde edenler de uyarılmaktadır. Aykırı beyan verilmesi durumunda da kolaylıkla tespit yapılabilmektedir. Diğer türlü şikâyet olmadığı sürece, bu tür durumları ortaya çıkarmak mümkün değildir.  Ayrıca ülkece parasız alışveriş yapmada da gayet iyiyiz. Birçoğumuz banka kartlarıyla işlerimizi halledebiliyoruz. Bu durumda satış beyanı ve vergilendirme aynı anda kayıt altına girebilmektedir. Ülkedeki tüm para akışının dijital ortama aktarılması, kayıt dışı ekonomiyi de sonlandırarak, elde edilen gelir ile piyasaların rahatlatılması sağlanabilir. Sayısal veriler ile istatistik hesaplar çok daha doğru yapılarak, planlama hedefleri insanların mutluluğuna dokunabilir. Bu amaçla kontrol mekanizması kurularak, eşgüdümde olan tüm kurumlarla daha hızlı bir bürokratik süreç yönetilebilir. Böylece şu anki sistemdeki kaybın da, sorumlu vatandaşların üzerine yük olarak binmesi engellenmiş olur.

Bu konjonktürde öngörüsü, fizibilitesi ve yapılabilirliği ile proje haline getirilmiş sistemin adıdır Artagan. Bu yapı yapay zekâ ile çalışacağından, bugünkü beşeri sermayeden şüphesiz ki daha az emek harcayacak ve hata ihtimalini daha aza indirecektir. Pek tabi bu sistemler geleceğin yenilik ve anlayışı çerçevesinde gerçekleşecektir. Bundan otuz yıl önde atmlerden kartla maaş çekilmesi hayaldi. Yirmi yıl önce görüntülü görüşme de öyle. Bilim bugün Metaverse evreni sınırlarını zorluyor. Bizler de bu dönüşümün parçası olma yolunda “Blockchain” (blok zincir) ile tüm bilgilerin veri tabanında kayıt altında olduğu, incelenebilir ve değerlendirilebilir bir yapı oluşturulabilir. Artagan nakitsiz toplumun, para kullanmadan ekonominin dijitalleşmesinin adımıdır, geleceğin ta kendisidir. Tarihte coğrafi keşifler, sanayi devrimi, matbaanın geç gelmesi ve doğal kaynakların değerlendirilmesi konusunda yaşadığımız gecikmeleri düşünelim. Önümüzde duran bu fırsatı değerlendirmeli, kayıt dışı ekonomiyi cezbedici kılabilecek uygulamaların aksaklıklarını gidermeliyiz. Artagan sorumlu vatandaş bilincinin oturduğu, yasama yürütme ve yargının bağımsızlığından şüphe duyulmadığı, demokrasinin genel düzeyde yaşandığı yönetimlerde çok daha başarılı olabilir.

Ülke ve millet yararına olacak tüm güzelliklere canı gönülden sahip çıkılmalıdır. Doğru çalışmalar desteklenmeli, yanlış politikalar veya düzenlemelerde ise uyarıcı olunmalıdır. Yanlışı savunacak kadar merhametsiz, menfaati için doğruyu konuşamayacak kadar tehlikeli başka bir şey yoktur. İyi uygulamalar geliştirilerek milletimizin ve devletimizin hizmetine sunulmalıdır.

Bu haftaki iyi şey; Buca Hasanağa Bahçesi günlük stresten uzak, şehrin içinde kaliteli bir mola.