“Dünya dönüyor sen ne dersen de…”

2022 yılına adım atacak haliniz kaldıysa, yaşamak için hala umudumuz ve gücümüz var demektir.

Her yılbaşı, beklentilerimizi, ümitlerimizi çantalarımıza doldurup yeni seyahatlere atılma düşüncesiyle yaşam treninin duraklarına hazırlanırız. Sanki treni kaçırsak o yıla adım atamayacakmışız gibi!

Bir de yılbaşı ağacı meselesi var. Her yerin ışıl ışıl olması evlerde mağazalarda çam ağaçlarının süslenmesi gibi bir pozitif kutlamanın diğer dinlerle çatışması. Kısaca gavur adeti meselesi… Yalan yanlış bilgilerle arap kültürü arasında sınanan Türklüğümüz ve Müslümanlığımız aynı sınırlar içinde yaşayan bazı kişilerin fanatik tabuları sayesinde, toplumu huzursuzluğa, gereksiz tartışmalara sürüklüyor.

Dünyaca tanınan Sümerolog Muazzez İlmiye Çığ’ın bir yazısına rastladım.

Yılbaşı kutlamaları ve çam ağacı süslemenin Türklere ait bir gelenek olduğunu söylüyor.

Gerisini ondan dinleyelim:

“Bu kutlamaların kökeni Orta Asya Türk toplumlarının kutladığı Nardugan Bayramı. Bu bizim bayramımız yani çam bayramı olacak. Biliyor musunuz? Hunlar Avrupa'ya gittiği zaman ayaklarında çizme, sırtlarında düğmeli ceketler varmış. Avrupalı onları görünce şaşmış!

Çam ağacı süslemek tamamıyla Türk adetidir. Yeni Türk devletleriyle münasebetimiz bize yepyeni şeyler öğretiyor. Eski Türklerde yerin göbeğinden göğe kadar bir ağaç tasavvur ediliyor. Bu hayat ağacı. Sümerlerde de var. Bir ucunda gök tanrısı duruyor.

Türklerde güneş kutsal ama tanrı olarak kabul edilmiyor. 22 Aralık’ta güneş yeniden fazla olarak dünyayı aydınlatmaya başlayacak. Günler uzamaya başlayacak. Türklerin gök tanrısı gün ile geceyi tanzim ediyor gökte. Sözde gün ile gece sürekli münakaşa halinde.

22 Aralık’ta gün geceyi yeniyor. Bunu “Yeniden doğuş bayramı” Türkler kutluyorlarmış. Türkistan’da bir ağaç varmış, akçam. Ve bu akçam başka yerde yetişmiyormuş.

-Akçam getirip eve koyuyorlar, akçamın altına o sene Tanrı onlara güzel şeyler verdi, güzel bir yaşam verdi diye Tanrı’ya hediyeler koyuyorlar. Dallarına da ertesi sene için Tanrı’dan niyaz ettikleri şeyler, adak olarak istedikleri şeyler için paçavra veya kurdele koyuyorlar.

-O günlerde büyük bayram, şenlik yapıyorlarmış. Aileler toplanıyor, büyükler varsa ziyaret ediliyor, özel yemekler yeniliyor, güzel elbiseler giyiliyor. Bu adet Türkler yoluyla Avrupa’ya geçti. Konunun Noel’le alakası yok.

İznik Konsili’nde pagan adeti görülen bu adeti İsa’nın doğuşu olarak kabul edelim diyorlar ve bu adet Hristiyanlara geçiyor. Ama ağaç süsleme pek yok, 16. Y.Y ’da Almanya’da başlıyor, daha sonra Fransa’ya geçiyor ve dünyaya yayılıyor.”

Yani ağacı süsledikten sonra, Müslüman bir Türk olarak; Noel babayı ya da Hz. İsa’yı beklemek gibi bir niyetimiz yok! Beklediğimiz sadece gelecek güzel günlerin umudu…

Hayallerimizin gerçekleşeceği bir yıl olması dileği ile, hepimize mutlu yıllar…