"Bütün ümidim gençliktedir."

M.Kemal Atatürk

Geçen hafta ekonomi gündemi birdenbire döviz kurlarına ve yeni ekonomik önlemlere kaydı. Bu konuda ilk değerlendirmemi sizlerle paylaştım. Piyasalar için çalkantılı bir dönemdi. Enflasyona karşı tasarruflarını korumak için döviz ve kıymetli madene yatırım yapan küçük tasarruf sahiplerinin ve döviz kurunu daha yukarıda hesaplayarak maliyet – fiyat dengesini oluşturan ihracatçıların kaybettiği bir hafta yaşadık. Aslında yazmak istediğim konu çok farklıydı. Bana da sevgili meslektaşım Nazmi Karyağdı’nın VergiAlgı’da yayımlanan “Cep telefonunu çıkarcı dayılar!” yazısı ilham verdi. 

Sevgili Nazmi kısaca şöyle diyor:

“Telefonunu çıkarcı dayılara gençlerimiz adına bazı kötü haberlerim var maalesef:

Eğer gençlerimiz bir iş bulup çalışamazlar, emeklerinin karşılıklarını alamazlar ve geleceklerini bu ülkede göremezlerse;

Emekli maaşlarınız, hastane, ilaç, ortez, protez ve gözlük bedelleriniz, iki bayramda verilen bayram ikramiyeleriniz, ücretsiz belediye otobüsünde seyahatleriniz, dar gelirli olanlarınıza verilen gıda, kömür vb. gibi sosyal yardımlarınız, 65 yaş aylıklarınız ve Devlet tarafından size sağlanan imkân olmaz maalesef.”

****

Eğer;

Gençler bir işte çalışamazlarsa; gelir vergisinin %67’sini oluşturan ücret stopajları, sigorta primleri toplanamaz,

Gençler para kazanıp harcayamazsa (mesela göstermesini istediğiniz cep telefonunu satın almazlarsa); vergi gelirlerinin %60’larını oluşturan Özel Tüketim Vergisi, Katma Değer Vergisi ve Özel İletişim Vergisi gibi vergiler toplanamaz.

Çünkü halkın taleplerini Devletin karşılayabilmesi için, kişilerin mutlaka harcama yapması üzerine dayanan çarpık bir vergi sistemimiz var.

Bu çok doğru tespitlere benim de ekleyeceklerim var. Çünkü yarınımızı kaybetmememiz lazım. Önce demografik yapımız nasıl değişiyor. Ona göz atalım.

1950’de Türkiye’de neredeyse her dört kişiden birini gençler oluşturuyordu. TÜİK’in son açıkladığı veriler ise Türkiye’nin son elli yılda yaşadığı nüfus yapısında değişimi gözler önüne seriyor. 2020 itibarıyla 15-24 yaş grubu toplam nüfusun yaklaşık altıda birini oluşturuyor. Son verilere göre, toplam nüfusu 83 milyon 614 bin 362 olan Türkiye’de 15-24 yaş grubundaki genç nüfus 12 milyon 893 bin 750 kişi oldu. Toplam nüfus içindeki oranının 2025 yılında %14,3, 2030 yılında %14, 2040 yılında %13,4, 2080 yılında da %11,1'e düşeceği öngörülüyor. 1950’de her 4 kişiden biri genç iken, 2080 ‘de her 10 kişiden biri genç olacak.

Genç nüfus oranının 2020 yılında %15,4 olması dahi Türkiye’yi, Avrupa Birliği üyesi 27 ülkenin genç nüfus oranlarından daha genç kılıyor. 2020 yılında en yüksek genç nüfus oranına sahip olan ülkeleri sırasıyla %12,7 ile Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ve İrlanda, bu ülkeleri de %12,5 ile Danimarka takip ediyor. AB ülkeleri arasında en düşük genç nüfus oranına sahip olan ülkelerin başında ise %8,8 oranı ile Bulgaristan yer alıyor. Peki bizim gençlerimiz iş bulabiliyor mu?

Hane halkı işgücü araştırması sonuçlarına göre gençlerde işgücüne katılma oranı, 2019 yılında %44,4 iken 2020 yılında %39,1 oldu. Genç erkeklerde işgücüne katılma oranı 2019 yılında %55,9 iken 2020 yılında %50,1 olurken genç kadınlarda bu oran 2019 yılında %32,6 iken 2020 yılında %27,5 oldu. 2021 Ekim ayında işgücüne katılma oranı %41,8. Erkeklerde bu oran %53, kadınlarda ise %29,2. Çalışma çağındaki gençlerin yaklaşık %40’ı emek piyasasında. Bunların ne kadarı iş bulabiliyor?

Gençlerde işsizlik oranı, 2019 yılında %25,4 iken 2020 yılında %25,3 oldu. Genç erkeklerde işsizlik oranı 2019 yılında %22,5 iken 2020 yılında %22,6 olurken genç kadınlarda bu oran 2019 yılında %30,6 iken 2020 yılında %30,3 oldu. Ekim 2021 de gençlerde işsizlik %20,1. Uzun zamandır gençlere iş yaratamıyoruz. Bu da gençlerin gelecek ideallerini yurtdışında aramasına neden oluyor.

Ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı 2019 yılında %26,0 iken 2020 yılında %28,3 oldu. Genç erkeklerde ne eğitimde ne istihdamda olanların oranı 2019 yılında %18,3 iken 2020 yılında %21,2 olurken genç kadınlarda bu oran 2019 yılında %34,0 iken 2020 yılında %35,7 oldu. Okula gitmeyen ya da çalışmayan genç ne yapıyor? Kahve köşelerinde ya da evde yaşamlarının en verimli dönemlerini geçiriyorlar. Anne ve babadan harçlık almanın üzerlerinde yarattığı psikolojik tahribat her şeyden fazla. Ayrıca bunun toplumsal patlamalar için zemin hazırlayabileceği olgusunu da pas geçmeyelim.

Genç nüfusun istihdamı sektörlere göre incelendiğinde, istihdam edilen gençlerin 2020 yılında %20,7'sinin tarım sektöründe, %28,3'ünün sanayi sektöründe, %51,0'ının ise hizmet sektöründe yer aldığı görüldü. Hizmet sektöründe yoğunlaşmanın bir nedeni de genç işgücüne doğru eğitim ve nitelik kazandıramamızdan kaynaklanıyor.

Sosyal güvenlik sisteminde 1 emekliye düşen çalışan sayısını gösteren aktif / pasif oranı 2020 yılında 1.87 olarak gerçekleşti. Stajyer ve kursiyer gibi gerçekte prim ödemeyen kesimler hariç tutulduğunda ise aktif / pasif oranı 1.69 düzeyinde kaldı. Yani 1,69 çalışan 1 emekliye bakıyor. Bir sosyal güvenlik sisteminin ayakta durabilmesi için bu oran asgari 4 olmalı. Genç çalışan sayısı ne kadar çok olursa daha az sorunlu bir sistemimiz olur.

Giderek yaşlanan ve gençlerine eğitim, iş olanakları yaratamayan bir ülkeyiz. Gelecek adına bu karamsar tabloyu değiştirmek gerekli. Bunu yolu da en başta eğitim reformundan geçiyor. Analitik düşünen, sorgulayan ve bilgi çağının gerekleri ile yoğrulmuş bir gençlik yaratmamız şart. Bunu yaratmak için de eğitim reformunun ötesinde özgür ve demokratik bir ortam sağlamalıyız. Parlak zihinler de bu ortamda gelişir ve güçlenir.  İhtiyaç duyulan işgücü için de bir planlama ve eğitim desteği olmazsa olmaz. Gençler geleceğimizdir sözünün içi boşaltıldı. Ülkemizde kalan gençleri uygulanan yanlış politikalar nedeniyle kaybediyoruz. Mutsuz ve üretmeyen bireylere haline getiriyoruz. Yurtdışına giden gençler de bu ülkenin kaynaklarıyla yetişmiş insanlarımız. Onlara sadece kayıp olarak bakmıyorum, vatanlarından koparılmış evlatlarımız olarak görüyorum. Gençlik değişim demek, mücadele demek. Onun için bu karamsar tabloya rağmen ümidimi koruyorum.

Yarının bugünden iyi olması dileğiyle, 2022 yılında herkese sağlık ve mutluluk diliyorum.