08.03.2013, 22:00

Geride kalan ‘8 Mart’...

Bir kez daha 8 Mart...¶

Kutlanan, kutlanmaya çalışılan,geride kalan bir 8 Mart daha...

Dünya Emekçi Kadınlar Günü...

O gün ‘Dünya’daki milyonlarca kadın sokaklara döküldü, gününü kutladı...

Ülkemizde ise ‘Ezilen’ kadın sokaktaydı...

‘Dövülen kadın, öldürülen, yok sayılan kadın’ sokaktaydı... Kutlamak için değil, hak aramak için...

Susturulan kadınlar, sözlerini haykıramayan kadınlar, içindekileri sarfetti..

Dileklerini yineledi...

Eşitsizliklerini göstermek istedi...

Hemcinsleri için yürüyen, mücadele eden kadının gücü her yerde görülebilirken sessiz kalmak artık büyük vicdansızlıktır...

Bir dünya özlemi çekiyoruz insanlık olarak...

Bir dünya özlemi çekiyoruz haklardaki eşitliğin bilinçlerde de alevlenmesini isteyerek...

Nerede köle olmuşuz?

Nasıl kaybolmuşuz yanıtını bulmak istedik?

Doğru, yanlış, iyi, kötü ve beklemek...

Sonuç değişti mi?

Hayır, ama bunun için umut ediyoruz hala...

Biz kadınların kaderi umudumuzu hep körüklemek...

Ruhu boş bir beden mi olduk?

Yoksa geçtiğimiz yıllara bakarak gelişme mi kaydettik?

Konuşan, haykıran kadınlar kadar, konuşmayan yaşadığı zulmü anlatamayan onlarca kadın var ki sayıları korkudan kabarmış...

Benzer şiddeti, onlar da yaşamıyor mu sanıyorsunuz?

Ancak gelin görün ki, çaresizlik ve eşitsizlik kollarını bağlamakta...

Kahramanlar mı arıyorsunuz???

Ülkemize bakın... Bu ülkede kadın olmak zaten büyük bir kahramanlık... Tam kutlanacak gün kadının tam özgürlüğünü aldığı, ezilmediği, dövülmediği, öldürülmediği, taciz edilmediği gündür.

 

Şiddet ve ayrımcılık...

Dünya kurulduğundan bu yana her köşede şekillenmekte...

Her sınıfta kabul görmekte...,

Fiziksel şiddetin daha da kötüsü ruhsal şiddet uygulanmakta...

İşte bu ayrımcılık kadınları birleştiriyor...

Türkiye’deki töre ve namus cinayetleri elbette bir gün son bulacak...

Hukuk sistemi farklı yaptırımlara gidecek...

Ve erkeklerin namus algıları elbette bir gün değişecek...

Namus bir denetleme aracı mı olmaydı ülkemizde?

Hayır tabii ki...

Ancak gelinen nokta maalesef bu...

Bu nedenle de, bir ‘8 Mart’ı da geride bırakırken adının namus olduğu, ama ‘kanla şekillenen ezilime hayır’ demek için büyük bir yıl daha var önümüzde...

Sadece 8 Mart’ta değil, hayatın her anında adil olan erkekler şekillendirecek bu aşamayı...

Bekliyoruz...

 

Dip not;

Hükümet kadına yönelik şiddeti kınarken, kadına kalkan eli de durdurmak için faaliyetlerine başladı...

Başladı da bu güne kadar alınan sonuçlar değişmedi...

Hala töre ve namus cinayetlerinin yanında aile içi şiddet kesilmedi...

‘Kadını katletmek, töre adı altında vicdansızlık’ demek çözümün bir parçası olabilir ama bunula ilgili daha büyük yaptırımlar gerekli...

Sadece ‘lanetlemek’ yetmez, istismarı da durdurmak gerek...

‘Duyarlılık’ yetmez, eğitimi de artırmak gerek...

‘Şiddet sahnelerini görmek istemiyoruz’ demek yetmez, o şiddet sahnelerini kökünden kesmek gerek...

Bir müddet besleyip dışarı çıkarmak yetmez, cezaların daha da artırılması gerek...

Yasalarla birlikte toplumsal bilincin artmasını beklemek yetmez, bilinci derinden ekmek gerek...

Hadi bakalım... Kadının insanca yaşadığı bir atmosferi inşa edelim...

Fıkra;

Temel otoyolda ters yöne girer...

Bunu gören trafik polisi, sürücüleri uyarmak için radyodan anons yaptırır. Bu arada ters yolda ilerleyen Temel de radyo dinlemektedir..

Polis radyodan: Lütfen dikkat, ters yönde ilerleyen bir araç var!
Temel bağırır, ne bir tanesi hepsi hepsi...

 Günün sözü; İnsanın tüm evrende kesin olarak düzeltebileceği tek bir şey vardır: Kendisi... Aldous Huxley

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@