13.05.2018, 07:18

Geride kalan 'anneler'...


Geride kalan ‘anneler’...

Bir kez daha geldi kutlanan, kutlanmaya çalışılan anneler günü.
Annelerin hediyelere boğulduğu, ziyaretlerin yapıldığı ancak sevgilerin yarı rafa kalktığı gün.
Yarı diyorum çünkü ‘geride kalan’ onlarca gözü yaşlının günü bugün.
İçi boşaltılmış duygular hakim genelde bugünde. 
*

Evet, bugün o gün.
Kutladık mı? Kutladık...
Hediye aldık mı? Aldık...
Yaptık mı yaptık...
Hiç olmadı elimizde bir çiçek ile kapı çaldık mı? Çaldık. 
‘Aman bu günü de atlattık.’ Bitti gitti. Vs vs...
Gerçek değer bilenleri bu sözlerden ayrı tutuyorum, aman yanlış olmasın.
Fakat şu vicdan var ya herşeyi bilir. 
Emin olun.
*
Her yıl Mayıs ayının ikinci Pazar gününü “Anneler Günü” olarak kutluyoruz da, acaba biz ne kutladığımızı, nasıl doğduğunu biliyor muyuz?
İlk çağlarından bu yana ‘İştar, Kybele, Rhea’ doğurganlık sembolü diyerek, bahar , ana doğurgandır diyerek mi kutluyoruz bu günü?
Yoksa, İngilizlerin meşhur ‘anneler pazarı’ mı, ‘kilise ana festivali’ mi kutluyoruz?
*
Yok biz ‘Philadelphia’dan çıkan Ana Jarvis’in annesi için başlattığı kampanya sonucu ilk kilise tarafından kabul edilen annesinin öldüğü günü’ kutluyoruz? 
Yok, yok annelerimize şükran sunmak için kutluyoruz.
Doğru dürüst şükran sunamadığımızdan olsa gerek bir gün de bitiriyoruz işi. Ancak gerçek şu ki; herşeyde olduğu gibi maalesef ‘sürü’ psikolojisi ile ne yaptığımızı, ne kutladığımızı bilmeden hareket ediyoruz. 
Bir düşünün...
*
Şimdi, tarihi bir kenera bırakıp işin farklı kısmına gelelim.
Bugün ‘Dünya’daki milyonlarca kadın’ sevgi dilenir.
Anneler sevgi dilenir.
Ancak bizim ülkemizde ki ‘ezilen’ kadın dilenmez.
 ‘Dövülen kadın, öldürülen, yok sayılan kadın’ dilenmez.
Sadece kutlamak için değil, hak aramak için sokakta var olurlar.
Hal böyle olunca susturulan kadınlar bir günde mi anne olur?
Bir günde mi anılır?
Düşünün.
*

Ve bilinmesi gereken şu ki; ayırımların olmadığı, değer verilen bir dünya özlemi çekiyoruz, haklardaki eşitliği özlüyoruz.
Söyleyin anneler nerede köle oldu, nerede kayboldu?
Bu yanıtı bulmak en büyük istek.
Tüm kadınların, tüm annelerin hayali ‘değer görmek.’
Yoksa hediye değil. 
Çiçek hiç değil.
Bir hediye ile sonuç değişir mi? 
Hayır. Değişmez.
*
Sözlerini haykıramayan kadınlar, aciz kadınlar bir günde tüm acılarını yok edebilecekler mi?
Konuşan, haykıran kadınlar kadar, konuşmayan yaşadığı zulmü anlatamayan onlarca kadın, anne, bir gün ile mi var olacak?
Kinlerini, nefretlerini, ezilmişliklerini unutabilecekler mi?
Hayır tabii ki. 
Dilekler  yinelenir, eşitsizlikler yinelenir.
Sadece ağızlarına bir parmak bal sürülür. O kadar.
Ertesi gün aynı nizam. 
Aynı terazi.
Düşünün.
*

Sadece Mayıs ayının ikinci pazarı değil, her an fedakar analara değer verilmesini önemli.
Kahramanlar mı arıyorsunuz?
Ülkemizin annelerine bakın.
Eli öpülesi fedakar annelere bakın.
Bu ülkede kadın olmak , anne olmak zaten büyük bir kahramanlık.Asıl kutlanacak olan o.
*
Ben her zaman bir kadının, bir annenin tam özgürleştiği gün her günü, her vakti kutlayacağını düşünüyorum.
Tam kutlanacak gün ‘kadının ezilmediği, dövülmediği, öldürülmediği, taciz edilmediği gündür.’
Türkiye’deki ‘töre ve namus cinayetlerinin’ sıfıra indiği gündür.
Hukuk sisteminin tam kadına destek verdiği gündür.
Erkeklerin ‘namus’ algılarının değiştiği gündür.
*
Devletimiz kadına yönelik şiddeti kınıyor ve durdurma faaliyetlerine hız veriyor. Kabul. Ancak kadının, ananın töre ve namuz cinayetleri ile yok edilmesini bitiremiyor. Çocuk yaşta evliliğin konuşulmasını dahi engelleyemiyor. Çünkü, bu güne kadar oluşan kafa yapısını değiştiremedi.
Çocuk evliliklerle ilgili düşünceler değişmedi.
Ekilen, tohum gibi saçılan kirli düşünceler değişmeden analara kızlarının ardından ağlamak düşecek hep.
Sonra da yılda bir gün ‘canım annem’ diyerek geçin gidin...
*
Ancak ‘biz’ geçip gitmiyoruz ve o kahraman, fedakar annelerin ellerinden öperek, acılarını hep içimizde hissederek, gerçek sevgimizi sunuyoruz.
Kahramanlarımız hep yüzünüz gülsün... 

Dip notlar;
Tarih sahnesinde...
Tarih sahnesinde ilk ‘anneler günü’ kutlamaları, antik Yunan’da tanrıların anası Rhea onuruna düzenlenen bahar kutlamalarıdır. 
Sonra antik çağdan 1600’ler İngiltere’sine geldiğimizde karşımıza Paskalya bayramının 40 gün öncesinden başlayan “Anneler Pazarı” çıkar.
Sonrasında Avrupa’da hıristiyanlığın yaygınlaşması ile bu kutlamalar “Kilise Ana”adı altında yapılmaya başlanır. Zamanla da ‘kilise festivali’ ile ‘anneler pazarı” kutlamaları iç içe geçer. 
1872 yılında ‘Amerika  Birleşik Devlet’lerinde ilk defa ‘Anneler Günü’ adı ile Julia Ward Howe tarafından, barışa adanan bir gün olarak önerildikten sonra 1907 yılında Philadelphia’da Ana Jarvis adında bir kadın, ulusal bir anneler günü için kampanya başlatır. Ve annesinin bağlı olduğu kilise bayan Jarvis’in  annesinin vefatı olan Mayısın ikinci pazarını ‘Anneler Günü’ olarak kabul eder. Ertesi yıl bütün Philadelphia’ya kutlamalar yayılır.1911 yılında ise Mayıs ayının ikinci haftası tüm ülkede ‘Anneler Günü’ adı altında ulusal tatil ilan edilir.
Ülkemizin bu günün kabulü ise 5 Mayıs 1955’de ‘Türk Kadınlar Birliği’nin girişimleri sonucunda olmuştur. O günden bu yana bizde Mayıs ayının ikinci pazarını ‘’Anneler Günü’’ olarak kutluyoruz.

Bir Cezmi Ersöz Klasiği...

'Öyle uzaklaşmıştım ki kendimden, kendimi bulmak için birine ihtiyacım vardı. Onunla nerede ve nasıl tanıştığımız hiç önemli değil. Gerçekten değil. ''
''Yokluğunu varlığa çevirirsem, biliyorum o artık ben olmayacağım. ama sensiz mahvolmaktansa seninle mahvolurum, daha iyi. Sensiz isimsiz kalacağıma, seninle isimsiz kalırım daha iyi. Bu hayatta yapmak istediğim her şey eksik, her şey yarım kaldı... ''
''Öyle çok, öyle çok yaralandım ki, artık, seni seviyorum, cümlesini kimseden duymak istemiyorum. seni seviyorum demek, benim için seni yok etmek, seni mahvetmek istiyorum anlamına geliyor ne zamandır. ''

Mutlu kalın...


Fıkra; 
Temel bir gün karısı Fadime ile film izlemeye gitmiş. 
Gişedeki görevliye iki pilet lütfen demiş. 
Gişedeki kadın “Leyla ile Mecnun” için mi demiş. 
Temel hayır daa Fadime ile penum için demiş.

Günün sözü; 
"Görmek inanmaktır, ama asıl gerçek hissetmektir." Dr. Thomas Fuller
 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@