17.10.2014, 21:00

Gıda aldatmacaları ve şımarıklığımız!

16 Ekim Perşembe Dünya Gıda Günü idi...

Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO)’nun kabul ettiği...

Peki, her yıl bu günde ne yapılır?

Bu günde; Birleşmiş Milletler’e üye ülkelerde açlık, gıda üretimi ve tüketimi gibi konular incelenir...

Gazetelerde, dergilerde, tv’lerde yayınlar yapılır...

Kısaca beslenme üzerinde durulur.

Unutulmazsa şayet okullarda, dengeli beslenmenin önem ve gereği anlatılır, akşamına da çocuklar dev yemek zincirlerinde buluşur...

Okul menüleri ise yine market kökenlidir...

Yani sadece anlatılır...

Toplumda uygulama yok...

Beslenmek için aldığımız tüm hayvansal ve bitkisel ürünler sağlıklı mı, değil mi tartışılır...

Akşamına dev market zincirlerinden alınan paketli ürünlerle sofraya oturulur...

Yenir yenir yenir ve içilir...

GDO’muş, katkımış, hormonlumuş viz gele tırıs gide...

Hele bizim milletimize...

*

Dünyada üretilen gıda maddeleri artan nüfusa yeterli olmamakta.

Toplantıların ana teması bu...

Bu nedenle de paketli gıdalar revaşta...

Çünkü mazeretleri var...

Çünkü bahane hazır...

Evet;

Açlık ve yetersiz beslenme konusu tüm ulusların ortak sorunu. Kabul...

Ama bu GDO’ya, katkı maddelerine, raf ömrü uzasın diye atılan ilaçlara, hibrit tohumlara, MSG’ye, lezzet arttırıcılara, kıvam arttırıcılara, renklendiricilere, boya maddelerine, antibiyotiklere bir bahane olamaz...

Bu soruna dikkati çekmek, çözüm yolları bulmak için toplantılar yetmez...

Araştırma ve inceleme sonuçlarının uygulanması gerekir...

Sonuçların saklanmaması gerekir...

Kulak üstüne yatmamak gerekir...

*

Peki, besin maddeleri üretiminin az olduğu yoksul ülkelerde açlık ve yetersiz beslenme sorunu var iken atılan her bir besini düşünen var mı?

Artan zenginlik, yemek atmak mı?

Açlık, yetersiz beslenme, bedenin gerekli ölçü ve türde besin alamaması demekse şayet, şımarıklık yapanlar bunu bilmezler mi?

*

Yetersiz ve dengesiz beslenme sorunları...

Besin üretim ve dağılımının yetersizliği...

Bilgisizlik...

Hızlı nüfus artışı...

Ekonomik güçsüzlük ..

Bunlar birleşti ve genel olarak çevre sağlığı bozuldu, akabinde de insanoğlunun sağlığı...

Yapılan hesaplara göre dünyada yaklaşık 450 milyon insan yetersiz besleniyorken, bizim çöplerimiz ekmek ve yemekle dolu...

Büyük kentlerimizde ise yapılan bir araştırma sonucu üzüyor bizleri...

Araştırmanın sonucu besin maddelerinin onda birinin çöplüklerde olduğu gerçeği...

Atılan besin maddelerinin başını ekmek çekmekte...

Sokaklarda, ağaçlarda, çöp tenekesi kenarlarında asılı ekmekler bizim gerçekte aç olanları anlamadığımız gerçeğidir...

Sadece bu sayı bile dünyamızın düştüğü acı gerçeği gösteriyor...

Ve en büyük sorunu olduğunu...

*

Dünyanın pek çok yerinde insanlar, açlıktan ölmekte ve beslenemedikleri için hasta olmakta iken, geçtiğimiz hafta sonu katıldığım bir organizasyonda gördüğüm manzara beni bu yazıyı yazmaya itti...

Terazinin bir altı bir üstü var...

Şımarıklıktan yemekleri beğenmeyip çöpe atan açgözlüler...

Açlıktan çöpteki yemeği lutüf sayanlar...

İşte iki ayrı dünya...

Bu savurganlık nedir?

Bu şımarıklık nedir?

*

Ya ülkemiz...

Besin üretimi, artan nüfusun gereksinimini acaba karşılıyor mu?

Evet karşılıyor...

Şu anda ülkemiz dünyada besin maddeleri üretiminde kendi kendine yeterli yedi ülkeden biri...

Ancak değerlendirme yok...

Hibrite teslim olmaya zorlanıyor...

Tohumlarımız yok edildi...

Besin maddelerimiz heba oluyor...

Dağıtılamıyor...

Gereği gibi faydalanılamıyor...

Faydalandırılmıyor...

Gerçek bir tohuma ulaşmak o kadar zor ki...

Zor bulduğumuz ve tüketttiğimiz doğal bir ürünün çekirdeğini atmayıp biriktirir olduk...

Neden?

Çünkü tohumlarımız yok edildi de ondan...

 

 

Dip notlar;

 

Çevre Amaçlı Tarım Arazilerini Koruma Programı

 

Çevre dostu üretimle verim ve kalite...

Organikleşme...

Sağlık...

Hem üretici kazansın, hem de çiftçi...

Kısaca "Çevre Amaçlı Tarım Arazilerini Koruma Programı"ile kalite arttığı gibi çiftçi de kazanıyor... Bilinçlenen üreticiler, çevre dostu üretim yapıyor.
Ve nihayet İzmir'in Torbalı ilçesindeki üreticiler, "Çevre Amaçlı Tarım Arazilerini Koruma Programı"nı hayata geçirdi...

Bu çerçevede taşlı araziler temizlendi...

Damla sulama sistemleri kuruldu ve en önemlisi de çevre dostu ilaçlama ve gübreleme yapıldı...

Bu konudaki dip notumuzu da verelim.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, da Çevre Amaçlı Tarım Arazilerini Koruma programını tercih eden üreticilere hür türlü desteği veriyor.

Tarım danışmanları sulama, ilaçlama, gübreleme gibi konularda çiftçiye rehberlik ediyor.
Proje kapsamında, birinci kategoride tarım arazilerinin ıslahına yönelik çalışma, ikinci kategoride de gübreleme, jips işlemleri, diğer işlemler, üçüncü kategoride ise iyi tarım, organik tarım, Entegre Kontrollü Ürün Yönetimi (EKÜY) var.
Bizim isteğimiz tarımda sağlığımız için, ilaç kullanım sayıları düşsün...

Bilinçli, daha kontrollü gübre kullanılsın...

Ve bu sistemde bunu sağlıyor...

Bol sağlıklı üretimli günlere...

 

Milli Gıda Yüksek Kurulu

 

Kısa bir bilgi vereyim...

Vatandaşımız için Milli Gıda Yüksek Kurulu adında bir örgüt kuruldu...

Neden?

Yeterli besin ve iyi besin alımının yapılabilmesi için.

Bu kurul üretim ve tüketim sorunlarını araştırıyor, sorunların çözümleri için önerileri saptıyor ve konuya ilişkin yasal düzenlemeleri inceliyor...

Aklınızın bir köşesinde bulunsun...

 

 

Fıkra;

Bir gün cennet ve cehennemdekiler birbirlerinin yaşadıkları yerleri merak etmişler.

Yaptıkları görüşmelerden sonra en kısa zamanda bir köprü inşa etmeye karar vermişler.

Ama bu köprünün yarısını cennettekiler diğer yarısınıda cehennemdekiler yapacakmış. Cehennemdekiler kendi yarılarını çarçabuk yapıp bitirmişler ama cennet tarafında daha bir adım ilerleme yok.

Bir elçi yollayıp sebebini sormuşlar.

Cennettekilerin cevabı ise " Vallahi günlerdir her yere haber yolladık ama bir tane bile müteahit bulamadık ..."

 

Günün sözü; "Nefes alıyorsan hala umut var demektir." Seneca 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@