İzmir Tabip Odası, tıpta uzmanlık eğitimi giriş sınavlarındaki (TUS) kadro sayısının iki katına çıkarılmasının eğitim kalitesini olumsuz yönde etkileyeceğine yönelik basın toplantısı düzenledi.

SELCAN ŞERİFAKİ \ YENİGÜN - Tabip Odası Başkanı Süleyman Kaynak, "Tıpta Uzmanlık Eğitimi Giriş Sınavlarındaki kadro sayısı önceki dönemlerin iki katına çıkarılarak 12.294 kişiye ulaştı . Bir anda kontenjanların iki katına çıkarılmasının eğitim kalitesini çok olumsuz etkileyeceği endişesi yaratmış bulunmaktadır. Bir dönemde yaklaşık olarak 6136 olarak açılmış kontenjanların aniden iki katına çıkarılmasının, muhtemelen asistan sayısının hızlı artırılması gibi bir amaçtan kaynaklandığı düşünülebilir" dedi. 


KRİTİK CERRAHİLERİ YAPACAK HEKİM BULAMAYACAĞIZ


" Cumhurbaşkanının “ giderlerse gitsinler biz asistanlarla idare ederiz “ sözleriyle ilişkilendirilebilecek bu anlamsız kontenjan artışının birçok olumsuz sonucu olacaktır" diyen Başkan Kaynak, gerekçelerini şu şekilde sıraladı:  " Asistanlıkta eğitim  usta çırak ilişkisi ve deneyim paylaşımı ve nakliyle gerçekleşmektedir. Bu nedenle asistan kendi ustası olmaksızın ne öğrenebilir ne de herhangi bir tıbbi işlem yapabilir.  Asistanlık aslında bir eğitim sürecidir. Yoksa asistanlığı ucuz işgücü olarak görmek ve sağlıkla dönüşüm garabetinin ürettiği “yoğun kışkırtılmış hasta talebini “ asistanları emir komuta zinciri içinde ucuza düşük maaşlarla ve uzun sürelerle çalıştırarak çözmek yapılacak en büyük hatadır. Ülkemizde 126 adet tıp fakültesi vardır ve bunların yarıya yakını son 15 yıl içinde açılmıştır ve yaklaşık üçte ikisinin eğitim bakımından akredite olmadıklarını bilmekteyiz.  Vakıf üniversitelerine bağlı özel hastanelerde hastalar “özel “ olmaları nedeniyle özellikle cerrahi , manipülasyon ve el becerisi geliştirici alanlarda hasta tedavisinde asistanlar etkin olamamaktadırlar ve çok eksik eğitimle ellerine bir diploma verilmektedir. Son yıllarda emek yoğun ve nöbet vb. çalışma koşullarının ağır ve riski yüksek hastalarla uğraşan dallarda asistan tercihlerinin çok düştüğünü ve hatta bir çok kontenjanın açık kaldığını görmekteyiz. Üstelik 2021 yılında 1. dönemde açılmış olan 6309 kontenjandan 1033 ‘ü boş kalmıştır.  Bu tercih edilmemesindeki temel etkenlere bakılacak olursa %68 iş yükü %66 malpraktis riski %64 nöbetlerin çokluğu, %62 akademik ilerleme imkanı bulunmaması %51 ise şiddete uğrama riski olarak saptanmıştır.  En dipte tercih edilmeyen 4 branş sırası ile çocuk cerrahisi göğüs cerrahisi kalp damar cerrahisi ve beyin cerrahisidir. Bunun anlamı yakın gelecekte ülkemizde artık yeterince sayı ve kaliyede bu kritik cerrahileri yapacak hekim bulunamıyacağıdır. Bu açık görünen bir gerçektir  Tüm bu nedenlerle tıp öğrencilerinin önemli bir kısmı da yurtdışına gitme planı yapmaktadır ve bu son sınıf öğrencileri arasında %33’lere varmaktadır. Yani her üç öğrenciden birisi yurtdışını hedeflemektedir." 


HEKİMLİK KALİTESİ HIZLA DÜŞECEK


Kaynak, sorun ile ilgili çözüm önerilerini" Tıp fakültelerinin sayıları azaltılmalı küçük ve donanımsız olan fakülteler kapatılmalıdır. Tıp fakültelerine yıllık olan ayrılan 17.550 dolayında öğrenci alımı azaltılmalıdır. Bu elimizdeki eğitim altyapısının kaldırabileceği bir rakam değildir.  Özel tıp fakülteleri başta olmak üzere her yönüyle ama özellikle teorik ve pratik eğitim kapasiteleri bakımından uluslararası evrensel kriterlere bağlı akreditasyon standartı geliştirilmeli ve fakülteler buna tabi tutulmalıdırlar.  Asistan kadroları azaltılmalı ve kurumların optimal ihtiyacına göre belirlenmelidir. İlk hedef eğitim olarak ele alınmalı ve buan göre kontenjanlar belirlenmelidir. Öğretim üyesi yetiştirme politikası tümüyle değiştirilmeli, doçentlik sınavları eskiden olduğu gibi kademeli haline getirilmeli ve yayın üzerinden yapılan değerlendirmeler yerine daha geniş tabanlı ölçme ve değerlendirme sistemleri kullanılmalıdır. Malpraktis konusunda temel çözümler üretilmeli, hastanın korunması hususunun ve bu alanın muhatabının tam olarak devlet olması sağlanmalı hekimler, malpraktis sorunundan kurtarılmalıdır.  Şiddet konusunda kısa orta ve uzun vadeli gerçekçi ve gerçek yaşama yansıyan düzenlemeler yapılmalı ve toplumun bu yönde yönlendirilmesi sağlanmalıdır.  Hekimlerin özlük hakları ve yaşam standartlarının artırılması şarttır. Hekimlerin yoksulluk sınırı altında gelirle yaşamalarının önüne geçilmesi gerekir" ifadeleriyle aktardı. 

Gözden kaçırmayın

İzmir Büyükşehir Belediyesi Satınalma Dairesi Başkanlığı Hırdavat ve bahçe malzemeleri satın alacak İzmir Büyükşehir Belediyesi Satınalma Dairesi Başkanlığı Hırdavat ve bahçe malzemeleri satın alacak


MASKELERİ TAKMAYA DEVAM EDİN


Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın maske konusundaki açıklamalarını da  değerlendiren Kaynak, "Şu anda günde 20 ila 50 bandında hasta kaybetmekteyiz. Bunun yanı sıra sahadan aldığımızı duyumlara göre oldukça yaygın şekilde covid devam ediyor evet klinik olarak ölüm ve yoğun bakım yatış oranları azaldı bu doğru. Geçtiğimiz döneme göre Covid - 19 pandemini hafiflediğini söyleyebiriz. Kaza, afet nedeniyle 20 ila 50 bandında insan kaybının olduğu zaman kamuoyu ve basın çok hareketleniyor. Kamuoyunda çok büyük hassasiyet oluşuyor. Bu hasta kayıpları varken basın ve kamuoyunda gerektiği kadar duyarlılıkla karşılanmadığını görüyoruz. Bu basın organlarında ölümlere yer verilmez hale geldi. pandemi devam ediyor. Kendisinin hasta olup olmadığını merak edenler yurt dışına çıkmak gibi ihtiyaç gösterenler dışında testler artık yapılmıyor. Günlük bulaş sayısı hakkında bir fikrimiz yok. Ama hala pandemi devam ediyor. Ölü sayısı hiçte azımsanmayacak ölçülerde belki eskiye göre az ama devam ediyor. Sağlık kurumlarında ulaşımlarla maskenin devamı olumlu bir karardır ama yeterli bir karar değildir. Bayram döneminde kalabalık ortamlarda insanlarımızın olacağını biliyoruz bayram sonrasında okullar devam edecek. AVM'ler her zamankinden daha kalabalık olacak. Camiler her zamankinden daha kalabalık olacak. Bayram döneminde daha fazla temas edileceği için kapalı ortamlarda belki restoranlara maskenin kaldırılması bulaş oranın artmasına neden olabilir Neticede hayat kayıplarına vesile olacak süreçlerle karşılaşabiliriz O nedenle vatandaşlarımız maske, mesafe ve hijyen üçlüsünün devam ettirilmesi konusunda hassasiyet göstermelerini ve takmaya devam etmelerini istiyoruz" dedi.