28.02.2020, 21:21

Gidişat…

Ekonomist Jim O’neil’in bir raporu var.Rapora göre; 2050 yılında 10 milyon insan antibiyotiğe dirençli bakteriler nedeniyle enfeksiyon kapacak ve buna bağlı ölümlerle yüzleşecek.

Ekonomist Jim O’neil’in bir raporu var.
Rapora göre; 2050 yılında 10 milyon insan antibiyotiğe dirençli bakteriler nedeniyle enfeksiyon kapacak ve buna bağlı ölümlerle yüzleşecek.
Bu öngörü içinde ki sayının büyük bir kısmı Asya, Afrika ve Orta Doğu’yu kapsıyor.
Kısaca salgınlar, antibiyotiğe dirençli bakteriler büyük tehlike.
Göz ardı ettiğimiz büyük bir tehlike. 
*
Dirençliler…
Onlar dirençliler. 
Bu nedenle de dünyanın gidişatını değiştirebilirler.
Ve bunu bilen kesim, güç peşinde olan kesim ise korku salmanın nasıl güçlü bir silah olduğunu da çok iyi biliyor.

*
Bu tür hastalıkların salgınların nasıl da aniden ortaya çıkabileceğini yayılabileceğini, hükümetlerin çaresizliğini hepimiz gördük corana virüsünde.
Bir anda çok ucuz olan maskelerin dahi karaborsaya düşebileceğini okuduk.
İnsanüstü çalışma dahi olsa bir salgında bir anda her şeyin alabora olabileceğini gördük.
Hatta dünyamızın ne kadar da küçük olabileceğine şahit olduk.
*
Daha ötesi var mı?
Özgürlük naraları atılırken bir anda sınırlar dahi kapanabiliyor.
Özgürüz diyebilirken bir anda bir odaya hapsedilebiliyorsun karantina adı altında.
Nasıl da büyük bir kaos.
*
Kocaman şehirlere geçit verilmiyor.
Marketler bir anda boşalabiliyor.
Korku.
Sebep korku.
*
Günlerdir virüs diye hepimiz o korkunun içinde değil miyiz?
İşte son dönemin son savaşları bunlar.
Korkutucu, ürkütücü ama etkili.
Bir kuyuya taş atmak gibi geri dönüşümü hızlı.
Hızlı ve can alıcı.
*
Kimi corana virüsü için uzaydan geldi diyor, kimi biyolojik silah diyor, kimi hayvanlardan bulaşıyor diyor. 
Aslı ise aniden çaresiz kalabilmemiz.
Konu bir sivrisineğin bile bizden bazı zaman büyük olabilmesi.
Konu ‘ego’ su içinde ezilen büzülen insanlığın kendine gelmesi.
Konu tam da bu aslında.
Konu insanlık ve gidişatı.
Değişimimiz.
*
İklim değişiklikleri ve iklim değişimlerinin neden olacağı olaylara bağlı olarak Dünya Sağlık Örgütü’nün beklentilerine göre ise, 2030 yılında da ölümlerin artacağı söylenmişti. Ve bununla ilgili senaryolar yapılmıştı kurgulanmıştı.
Aslında insanlık biliyor hatalarını.
Ve o hataları da onarmaya çalışıyor aklınca.
*
Sıcaklığa bağlı olarak 35 bin yaşlının, sıcaklık ve doğa olayları sonunda gelişecek ishallere bağlı 48 bin çocuğun, sıtmaya bağlı 60 bin kişinin ve temiz su ile gıdaya ulaşamayan 95 bin çocuğun öleceği öngörülüyor yukarıda bahsettiğim rapora göre.
*
Hava ve çevre kirliliğine bağlı ölümleri de buna eklersek rakamlar hiçte iç açıcı değil.
Tüm dünya aslında git gide bir sona doğru ilerliyor. 
Git gide, iklim değişiklikleri, seller, depremler ile sarsılıyor, salgınlar ile hastalanıyor. 
Sadece insanı, hayvanı, çevreyi, doğayı, ormanı konuşmuyoruz bütünü konuşuyoruz.
Sistemi. 
Ekosistem sağlığını konuşuyoruz.
O nedenle ‘ekosistem sağlığı’ günümüzün en önemli konusu olmalı bence.
*
Dünya Sağlık Örgütü (WHO), Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) ve Dünya Hayvan Sağlığı Örgütü (OIE) Tek Sağlık yaklaşımını benimseyen sıkı bir işbirliği içindeler. 
Ancak neden hala hastalıkların başında gıda ve su kaynaklı enfeksiyonlar, grip, geliyor? 
Antibiyotik ile tedavi edilemeyen tüm antibiyotiklere dirençli bakteriler neden çoğalıyor?

*
Dünya Sağlık Örgütü’nün yaptığı araştırmaya göre, insanlarda enfeksiyon oluşturan etkenlerin yüzde 80’ini hayvanlardan kaynaklanıyor.
Peki, biz onlara ne yaptık?
Yer mi bıraktık yaşayacakları.
Günümüzde modern taşımanın bu kadar geliştiği bir dünyada hastalıklar ilerlemez mi?
Doğayı katletmenin bedeli ödetilmez mi?
Küreselleşmenin, iklim değişiminin artması salgınları büyütmez mi?
*
Dünyada sağlık artık küresel boyutta bir halk sağlığı sorunu olmalı ve öyle ele alınmalı.
Yoksa gidişat iyi değil.
Doğa hemen onarılmalı.
Yoksa gidişat hiç de iyi değil.
Ekosistem ve eko sağlık sistemi bir bütündür. Bilinçlenmeliyiz acilen.
Yoksa gidişat hiç de iyi değil…
 

Dip notlar; 

Pandemi…
 
Gelişmelere bakılırsa 40’dan fazla ülkede görülen bu salgın korkutmaya başladı.
“Kırmızı kategoriye” çıkacak tedbirler yani ‘pandemi’ açıklaması henüz gelmemiş olmasına rağmen DSÖ’nün artık vakit geldi uyarısı ne anlama geliyor? 
Bazı görüşlere göre “tüm dünyayı ilgilendiren” bir bulaşıcı/salgın hastalık kategorisine yani ‘pandemi’ ye girilebilir.
Korku şu;
Virüs dış ortama dayanıklı.
Kuluçka süresi uzun.
Bulaşıcılık hızlı.
Tehlike özellikle yaşlı ve hasta insanlar için çok ciddi boyutta.
Bazı görüşlere göre de bunu açıklamak için alınan veriler neticesinde çok erken.
Konu sadece “dikkatli olmak” boyutunda değil. Konu tüm dünyayı ilgilendiren bulaşıcı salgın hastalığa verilen genel ad olan pandemi boyutunda aslında.
Umarım bu hastalık “pandemi” düzeyine asla çıkmaz.
Peki, pandemi ne demek? 
Pandemi “dünyanın pek çok farklı yerinde eşzamanlı olarak hızla yayılan ve çok sayıda insanı tehdit eden bulaşıcı bir hastalığın mevcudiyeti halinde, yeni ve farklı bir virüsün insandan insana çok kolay bulaşabilmesi” durumunda kullanılır.
Bu bağlamda bir salgına pandemi denilip denilmeyeceğine Dünya Sağlık Örgütü karar verir.
Dünya Sağlık Örgütü yetkilileri pandemi ilanı için henüz erken olduğu görüşünde olsalar da geçtiğimiz günlerde korkutan bir uyarıyı da ‘artık vakit geldi’ diyerek yaptılar… Gündem o kadar çabuk değişiyor ki, bu yazıyı okuduğunuzda  pandemi ilan edilmiş veya gerileme açıklanmış olabilir. Kimbilir?

Üç Başlı Kerberos…

1884-1948 yılları arasında yaşamış Amerikan bilimkurgu ve fantazyasının öncü kadın yazarı  ‘kara fantazya’ türünün mucidi Gertrude Barrows Bennett’ın ilk kez Türkçeye çevrilen ilk alternatif dünya fantezisi ve aksiyonu bol distopik romanı.
1919’da kaleme alınan bu roman bir zaman sıçramasıyla kendilerini 200 yıl sonrasında bulan bir grup insanın başından geçenler anlatılıyor. Bu nedenle ‘Üç Başlı Kerberos’ modern distopyaların öncüsüdür ve paralel evren kavramının ele alındığı ilk kurmaca romandır. Geçmişi, bugünü ve geleceği farklı anlatım türleriyle bize sunar.
Bu sistem nedir?
Modern distopyaların öncüsü olan ‘Üç Başlı Kerberos’ distopyası’nda anlatılan sistem nedir? 
Aslında başka bir zaman ve mekâna açılan bir yolculuk mu?
Kitapta geleceğin dünyası artık bir kâbus halini almış, vatandaşların ismi yok ve birer numaradan, ibaretler.
Size tanıdık geliyor mu?


Mutlu kalın…


Fıkra;
Temel bir gün Dursun’a:
-“Ula ben seni minareden atar, iner assağu tudarum” demiş.
Dursun da tutamayacağını söylemiş ve iddiaya girmişler:
Minareye çıkmışlar, Temel Dursun’u tuttuğu gibi boşluğa sallamış ve hızla minareden inmiş. Dursun yerde can çekişir bir vaziyette Temel’e sitem etmiş.
-“Ula hani tudayidun peni?”
Temel:
-“Ne diyun da, sen de yavaş inup da pekleseydun.”

Günün sözü; 
Ölüm ne zaman kendini kabul ettirebilmiş ki, hayat kendine çekidüzen versin. Ne zaman var olabilmiş ki insan, varoluş acısını çeksin. Ay Tiradı, A. Ali Ural

Yorumlar