17.06.2018, 08:01

Gizli kahramanlar...

Gizli kahramanlar...

Onlar hep geridedirler.
Evin derinindedirler.
Evet gizli kahramanları annelerin gölgesidirler.
Evin direğidirler.
Onlar güç sembolüdür.
Zayıflık yoktur onlara, onlar kahramandırlar. 
Onlar hep güçlü olmak zorundadırlar.
Onların adı ‘baba’dır.
*
Onlar kırılamazlar. 
Ağlayamazlar.
Fedakarlıkları görülmez. 
Annelerin gölgesi altında cennete gidebilirler.
Hani derler ya ‘cennet anaların ayaklarının altındadır.’ O ihtişamda kalır babalar. O ihtişamın altında kalır hep.

*

Baba sevse de susar.
Beklenti çoktur ondan. 
Aman ha işsiz kalmasın sakın.
İşi iyi olsun. Para getirsin.
Sorun çıkarmasın. 
Sussun. 
Çünkü o para kökenidir.
Evin geçimini karşılamak zorundadır. Şartlar önemli değildir.
Evin şerefini o temsil eder.
Evin namusu ondan sorulur.
Kız babası olmak daha da sorumluluktur ona göre.
*
Çocukları gelişir. 
‘Birey’ olur ama baba göremez.
Uzakta kalır her bir şeyden.
Böyledir baba olmak...
Zordur.
*
Şimdi babalara seslenelim.
Çocuklarınız birey olduğunda, büyüdüğünde onları görün. 
Uzak kalmayın onlardan. 
Yakalayın bir köşelerinden. 
Hatta "Babalar tavsiye almaz" demeyin ve onlardan tavsiyeler alın. Yıkın duvarlarınızı.

*
 
Evde size "baba" diyorlar diye en güçlü, süper güçlü olmak zorunda değilsiniz. 
Yeri gelir zayıf da düşebilirsiniz.  
Kırılabilirsiniz. 
Üzülebilirsiniz. 
Güçlü olmaya çalışmayın lütfen.
Çünkü bu yanılsamadır ve buna kapılırsanız çok şey yiter gider.

*
Babalık "en" olmak için mücadele etmek değildir.
Otoriterlik sizi yıpratmasın, otorite figürü olmayı bırakın.
Klasik bir baba olmayın.
İlşki kurun çocuklarınızla. 
Sevin.
Dinleyin.
Korkun.
Utanın.
Konuşun.
Tahammül edin...

*
Yüzleşin herşey ile geçmiş ile, an ile.  
Çocuğunuz aslında sizsiniz. 
Sizin çocukluğunuz o. 
Yaşadıklarınız oyundan bir sahne.
“Baba" olmayı siz mi seçtiniz?
Yoks o rol size mi verildi?
Planlı ya da plansız baba olduysanız sorumluluk almaktan ürkmeyin.

*
Bağışlayın... 
Terk etmeyin...
Kaybolan o parçayı umutsuzca kimseye aratmayın...
Teması kesmeyin... 

*
Bilin ki baba bir ip gibidir. Ona bağlısınız. O nedenle onlara küsmeyin.
 Duygular yaşanırken utanılmaz. 
Lütfen babalar çocuklarınıza duygularını yaşama fırsatı verin. Gözyaşlarınız birlikte yol bulsun.
Çünkü gözyaşı insana insan olduğunu  her an anlatır.
*
 
Çocuklarınızın arkadaşısınız belki ama unutmayın onların babaya ihtiyaçları var.
Güvene ihtiyaçları var.
Sahip çıkılmaya ihtiyaçları var.
Önyargısız davranılmaya ve sevgiye ihtiyaçları var.
Onlara dürüst olun ki, dürüstlük göresiniz.
*
Kendi yapmak istediğiniz bir platform değildir çocuklarınız.
Projeleriniz değildir.
Onların kendi yolunu kabul edin öncelikle.
*
"Baba" olmak zordur.
Baba olmak maharet ister.
Vicdan ister.
Evet güç ister baba olmak. 
O yüzden onlar gizli kahramanlar ya...
Ancak baba olmak bilin ki önce sevmek ister. Babalar sözümüz size...

 


Dip notlar;
Tarihde ‘Babalar Günü’...

Her yıl Haziran ayının üçüncü haftası kutlanan ‘Babalar Günü'nün hikayesini merak edeniniz vardır.
Hatta ‘Anneler Günü’nü taklit ediyor’ diyeninizde vardır.
Ancak gerçek 1900'ler ‘Amerika’sına  dayanıyor. Virginia'da bir madenin çökmesiyle çoğu baba olan yaklaşık  300 kisi hayatını kaybedince kilise önderliğinde bir sonraki yıl anma töreni düzenlenerek bu güne ait  ilk temeller atılıyor. Daha sonra 1910' lu yıllara gelindiğinde savaş gazisi bir babanın kızı olan bayan ‘Dodds’ girişiminde ‘6 çocuğu annesiz büyüten babaya hayranlık ‘neticesinde çok daha geniş kitlelere ulaşıyor. Ardından 1024 yılında tüm ülkeye yayılıyor  ve  en son 1966 yılında Haziran ayının üçüncü pazarı resmi ‘Babalar Günü’ ilan ediliyor.
Sonra şimdiki zamanımızda alışveriş günlerinden önemli bir gün oluveriyor.
Listeler çoğalıyor değil mi? Anneler günü, babalar günü, sevgililer günü vsvs...
Meteryalist dünya bu?
Meteryalist alışveriş devlerinin dönemi bu. Herşey olur.
Hatta hiç unutturulmaz. Reklamlarla, çarşaf çarşaf ilanlarla gözümüzün içine kadar sokulur. Ve bize hep göz kırpar. Biz o göz kırpmalar aldırmadan can babalara gerçek sevgimizi yüreğimizin en derininden kopararak verelim. Gerisi boş.

Bir hikaye. ‘Affet babacığım.’
Evlendiğinden beri evinde kalan yaşlı babası yüzünden eşiyle sürekli tartışıyordu. Eşi babasını istemiyor ve onun evde bir fazlalık olduğunu düşünüyordu. Yine böyle bir tartışma anında eşi, "Ya ben giderim, ya da baban bu evde kalmayacak"diyerek rest çekti. Çaresizlik içinde ne yapacağını düşündü ve kendince bir çözüm yolu buldu. Yıllar önce dağda yaptırdığı kulubeye götürecekti babasını. Haftada bir uğrayacak ve ihtiyacı neyse karşılayacaktı. Babasını arabaya bindirdi, oğlu, "Baba bende seninle gelmek istiyorum" diye ısrar edince onu da arabaya aldı ve birlikte dede, baba, oğul yola koyuldular. Kış ayıydı. Kar ve tipi yüzünden yolu zor seçiyorlardı. Oğlu, sürekli babasına "Baba nereye gidiyoruz?" diye soruyor ama cevap alamıyordu. Öte yandan; nereye götürüldüğünü anlayan yaşlı adamsa gizli gizli gözyaşı döküyordu. Zorlu yolculuktan sonra kulubeye ulaştılar. Kulube neredeyse çürümeye yüz tutmuş, tavanı akıyordu. Bir köşeyi temizledi ve yatak hazırladı babasına. Gitme zamanı gelmişti. Çaresizlik içinde babasını izledi. Soğuktu. Daha şimdiden üşümeye başlamıştı. Yarın yine gelir bir yorgan ve birkaç battaniye getiririm diye düşündü. Öyle üzgündü ki...
Yıllarca emek verdiği oğlu tarafından, bir barakaya terk edildiğini anlayan yaşlı adam ise sessizce kaderini bekliyordu.
Babasının yatağına eğildi, yanaklarını ve ellerini defalarca öptü. Beni affet der gibi sarıldı, kokladı birlikte hıçkıra hıçkıra ağladılar. Buna mecburum der gibi baktı babasının yüzüne ve oğlunun elini tutup hızla barakayı terketti. Arabaya bindiler.
Oğlu yola çıktıklarında ağlamaya başladı, ‘neden dedemi o soğuk yerde bıraktın, sen yaşlandığında ben de seni buraya mı getireceğim baba?" diye sorunca ’ dünyası yıkıldı ve hemen geri çevirdi arabayı. Barakaya ulaştığında "Beni affet baba." diyerek babasının boynuna sarıldı. Baba oğul sıkı sıkı sarılmış hıçkıra hıçkıra ağlıyorlardı. Babası oğlunun bu sözlerine en anlamlı cevabı veriyordu:
"Geri geleceğini biliyordum yavrum. Ben babamı dağ başına atmadım ki, sen beni atasın..."
Evet...
Ne ekersek onu biçeriz bu hayatın içinde. Biline...

Mutlu kalın...

Fıkra;
 - Eğer baban olsaydım, sana bir tokat atardım, dedi öğretmen.
Afacan cevap verdi:
- Hiç güleceğim yoktu. Eğer babam olmuş olsaydınız, şimdi evde bulaşık yıkıyor olurdunuz.

Günün sözü;
Baba sevgisini koru. O sevgiyi kesip atarsan, Allah da senin mutluluk ışığını söndürür. “Hz. Muhammed (s.a.v)” 
 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@