Dünyanın bilinen en eski kült yapıları olan Göbeklitepe, konum olarak Şanlıurfa’nın 20 kilometre doğusunda bulunan Örencik köyü yakınlarında, yaklaşık olarak 300 metre çapında ve 15 metre yüksekliğinde geniş görüş alanına sahip bir konumda yer alır. Bu kült yapıların ortak özelliği T biçiminde dikilmiş olan 10-12 tane dikili taşın yuvarlak bir şekilde dizilerek aralarına taş duvarlar örülmesidir. Dikilitaşların çoğunun üzerinde insan,el, kol, soyut semboller kabartılarak ya da oyularak resmedilmiştir. Bu motifler süsleme olmayacak kadar yoğun bir şekilde kullanılmıştır. Bu kabartmaların bir öykü ya da hikaye anlattığı ya da mesaj verdiği düşünülmektedir. Hayvan motiflerinde ise tilki, yılan, yaban domuzu gibi hayvanlar görülmektedir. Bunlar en sık görülen motifler arasındadır. 

Göbeklitepe’nin önemi

Göbeklitepe, bir yerleşim yeri değil de kült merkezi olarak tanımlanmaktadır. Bu kült yapıların tarım ve hayvancılığa yakın bir evrede olan son avcı toplayıcı insan grupları tarafından inşa edildiği düşünülmektedir. Göbeklitepe, avcı toplayıcı kesim bakımından çevrede oldukça gelişmiş ve derinlik kazanmış bir inanç sistemine sahip olan gruplar tarafından önemli bir kült merkezidir. Bölgenin tarihlendirme olanağı henüz gerçekleştirilememiş olsa da anıtsal yapılara bakıldığında Paleolitik Çağa kadar uzanan hatta birkaç bin yıl daha geriye Epipaleolitik’e kadar uzandığı düşünülmektedir. 

Buranın MÖ 8 binlere kadar kullanıldığı daha sonra da terk edildiği düşünülmektedir. Kazılarda ortaya çıkan anıtsal mimari burayı eşsiz ve özel kılmaktadır. UNESCO Dünya Mirası geçici listesine alınan bölge 2018 itibariyle kalıcı olarak Dünya Mirası listesine girdi. Burada bulunan söz konusu dikili taşların insan heykelleri olduğu düşünülmektedir. Özellikle dikilitaşların gövdesinde bulunan insan motifleri bu düşünceyi de desteklemektedir.

Göbeklitepe’nin önemi, Mısır piramitlerinden hatta Malta’da bulunan Stonehenge’den bile daha eski bir yapı olmasıdır. Bununla birlikte Neolitik dönemi insanlarının gelişmiş sembolik dünyasını yansıtması, insan dehasının üst düzeyde bir temsilcisi olması ve alanda bulunan insan, hayvan sembollerinin günümüzde bulunan heykeltıraşları kıskandıracak kadar ustaca yapılmış olmasıdır. Üstelik bu ibadet alanının 1000 yıllık bir uykudan sonra tekrar dönüş ve koruma duygusunu ön planda tutarak kendi elleriyle kapatmasıdır. 

Hala cevaplanamayan pek çok soruya sahip olan bu bölge cevaplanmayı bekleyen ve cevaplanması yıllar sürecek olan gizemleriyle araştırılmaya devam ediyor.