12.07.2021, 05:01

Gözetleme...

Gözetleme sistemi tıkır tıkır işlemede.

Etrafınıza bir bakın...

Her telefonu elinize aldığınızda, her sosyal medyayı kullanışınızda gözetlendiğinizi net görebilen toplumun parçasısınız artık.

Şaşırmıyoruz.

Yapay zekâ denen teknolojinin en son devri bizi şaşırtmıyor.

*

Mikroçiptenmiş olacakmışız...

Hala anlamadınız mı?

Çoktan o devirlere adım attık.

Biz köleleştirilmiş insanlar topluluğu değil de neyiz?

Aydınlanmış kafa ile baktığınızda bunu daha net göreceksiniz.

*

Biz uzun zamandır pilleri çıkmayan telefonlar ile aslında kontroldeyiz...

Her türlü banka sistemi ile kontroldeyiz...

Her girdiğiniz internet sitesi ile...

Her tıkladığımız reklam ile...

Arama motoruna yazdıklarımız ile o çemberin içindeyiz.

Adım attığımız her şekilde kontrollerin içindeyiz.

Sosyal medya ise buna zaten en başta çanak tutmada.

Belli ki yıllar önce yapılan planlardan biri de buydu.

*

Peki, neden insanlık gözetim altında tutuluyor?

Neden ‘biri bizi gözetliyor’ konumuna düştük?

Çünkü toplulukları bu şekilde kontrol etmek, onları şekillendirmek ve büyütmek ya da tam tersi küçültmek gözetim altında tutmak ile daha kolay yapılabilir.

Topluluklar bu kontroller ile daha iyi yönlendirilebilir.

*

Korkmaya odaklanmış toplum yaratmak artık çok basit.

Programlı insan yaratmak çok basit.

Tek tuş gibi düşünün.

Çünkü küresel para odağının, küresel en tepede yaşam belirleyenlerin amacı sorunsuz ve programlı insan yaratmak.

Programlı insanlar istiyorlar.

Sürekli, her an, her türden gözaltında bulunduracakları insanlar istiyorlar.

Güttükleri korku dolu insanlar istiyorlar.

Köleler, alışveriş çılgınları, boyun eğen sorun çıkartmayan insan tipi yaratmak istiyorlar.

Güdülen, korku dolu insanlar boyun eğer.

*

İtaat düzeni budur.

Hizmet eden topluluk düzeni budur.

Adını da zamanında “Yeni Dünya Düzeni” demişlerdi.

İşte bu düzende elinde oyuncaklarla dolaşan bireyler şeklînde yürüyoruz. Robot gibi.

Ve elinden oyuncağı alınan çocuk gibi bir anda bu düzen elimizden alındığında çırpınıp ortada kalan ne yapacağını bilmeyen insan toplulukları olarak kalacağız.

Her şeyimiz elimizden alındığında ağlayacağız.

*

Ve verdikleri düzeni geri isteyeceğiz.

Neden mi?

Çünkü köleleştirildik.

Alıştırıldık.

Rahata, almaya, hissizleşmeye alıştırıldık.

Bize verilen her şey bizi köleleştirdi. İnsanlığımız unutturdu.

 

Dip notlar;

Hayat köprüsü...

İnce çok yüksek bir köprüdeydim. Çok güzel bir manzarası vardı ama aşağısını göremiyordum O kadar yüksekte. Sonra dedim ki ne köprüsü bu? Dedi ki hayat

Köprü ince ve uzundu dedim ki niye bu köprüyü gösteriyorsun? Ben sana ne karar vermeliyim? Diye sormuştum

Dedi ki uçmak mı ölmek mi?

Dedim ki kim ölmeyi ister? Tabii ki uçmak

_ Söyle uçmakla ölmenin ne farkı var? Güldüm...

_ Uçmak için ölmeyi göze almalısın.

_ Uçup uçamadığımı bilmiyorum ki

_ İyi işte uçmayı öğrenmek için uçmayı denemen lazım

_ Anladım korkmamalısın diyorsun. Ama korkmak bazen hayatta kalmak için gerekli. Korkmak bazen kendini korumak için değil mi?

_Korkarsan olduğun yerde kalırsın. Evet, güvende olursun ve hep köprüde kalırsın.

_Tamam, köprüde olmak kötü mü?

_Tabii ki değil O zaman sor kendine ne istiyorsun köprüde kalmak mı uçmak mı?

Sorun köprüde olup olmaman ya da uçmaman değil sorun ne istediğin.

Karar verme zamanı gelince korkularını bırak ve sor kendine nedir istediğin?

Uçmak mı köprüde kalmak mı? (alıntı)

 

Miras...

Zengin bir köy ağası vefat eder.

Vasiyeti açılır. Mallarının yarısını büyük oğluna, dörtte birini ortanca oğluna ve beşte birini küçük oğluna bırakmıştır. Bütün mallar paylaşılır ancak ortada 19 tane de "at" vardır.

19'u ne ikiye, ne dörde, ne de beşe bölmek mümkündür.

Köyün en akıllı adamına gidip akıl danışırlar.

Adam da onlara yardımcı olabileceğini söyler.

Der ki: -"Benim de bir atım var. Alın bunu size veriyorum. Oldu mu 20 at? Yarısını sen al bakalım (10). Dörtte birini de (5) ortanca kardeşin alsın. Beşte birini de (4) en küçüğünüze verelim. On, beş daha on beş. Dört daha on dokuz.

Verin bakalım şu bizim geriye kalan düldülü...

Mutlu kalın…

 

Fıkra;

Öğretmen öğrencilerine; eğer büyük bir firmanın müdürü olurlarsa ne yapacakları konusunda bir kompozisyon yazmalarını ister.

Öğrenciler tüm dikkat ve ciddiyetlerini takınarak yazmaya başlarlar. Ancak aralarından biri yazmaz.

Öğretmen fark edince sorar;

– Neden yazmıyorsun evladım?

Öğrenci cevap verir.

– Sekreterimi bekliyorum.

 

Günün sözü;

"İnsan, aslında ne olduğunu reddeden tek varlıktır." Albur Camu

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@