Ground Zero’dan grand zirveye!

Dünyayı etkisi altına alan Kovid salgınını sinemaya uyarlayan İzmirli genç yönetmen Mustafa Özgün, ‘Covid-19 Ground Zero’ filmi ile yurt dışında aldığı ödüllerle adından söz ettiriyor

Röportaj 14.10.2021 - 07:00 14.10.2021 - 08:24

Aycan Pırasalar Yaşar/YENİGÜN - “Kendimi bildim bileli sinemadan başka bir hayalim olmadı” diyen İzmirli yönetmen Mustafa Özgün, yaklaşık 10 yıldır Fransa’nın başkenti Paris’te yaşıyor. İzmir’i çok özlediğini ve İzmir’e geldiğinde ilk yapacağı işin Kordon sahilinde çimlerde oturmak olduğunu söylüyor. Kendini mesleğine adayan 33 yaşındaki genç yönetmen, bu zamana kadar birçok dilde film çekti. En son da koronavirüs salgının baş gösterdiği dönemde 13 günde çektiği Covid-19 Ground Zero isimli filmi ile uluslararası festivallere kabul edildi. Film, İspanya’da ‘en iyi film’ ödülünü alırken, Amerika’da ise ‘en iyi kadın oyuncu” ödülüne layık görüldü. Fransa, Şhangay ve İzmir üçgeninde hayatını idame ettiren Özgün ile sinema, ödüllü filmi Covid-19 ve İzmir hakkında konuştuk.

- Kendinden biraz bahseder misin? İzmirli olduğunu biliyoruz.

33 yaşındayım. Hala kendimden bahsederken, oturup düşünürüm nereden başlasam diye. Çünkü kendimi anlatmayı beceremem ama sinema derseniz saatlerce anlatabilirim. 10 yıldır Paris ve Şangay arasında gidip gelen bir yaşamım var. Bu durumdan da gayet memnunum. Tek derdim uluslararası filmler yapmak. Çince, İngilizce, Fransızca filmler… Şu anda post-prodüksiyon aşamasında olan 2 Çin ve Fransız ortak yapımı projem var. Bu filmler 2019 ve 2020 yıllarında çekildi. Çin’de ve Fransa’da gösterime girecek.

film--(1)

- Sinemaya yönelme fikri nasıl oluştu?

Kendimi bildim bileli başka hayalim olmadı. Her ne kadar küçük yaşlarda sinemaya ilgim olsa da beni bu konuda yönlendirebilecek kimse yoktu. Öğrencilik yıllarımda da teknoloji bu kadar gelişmiş değildi. İnternette bu kadar bilgiyi bulamıyorduk. Ve ben teoriği hiç sevmediğim için İzmir’de hep elime kamera alıp, görüntüler çekmeye çalışırdım.

cekim-(2)

- Sinemaya atılmadan önce neler yaptın?

İlk kısa filmim, İzmir’deki küçük bir festivalde ödül almıştı. Hayatımın her noktasında hep sinema vardı. O yüzden de sinema dışında başka bir işle hiç uğraşmadım. Bundan 10 yıl önce Paris’e yerleştiğimde Amerikalı bir moda dergisinde çalışmıştım. Bu sayede pek çok moda markasına videolar hazırladım. Özelikle Paris Moda Haftası sırasında videolarımın gösterilmesi beni çok heyecanlandırıyordu.

cekim-(3)

- Geçtiğimiz günlerde İspanya’daki bir film festivalinde ‘en iyi film’ ödülünü kazandın. Bize filminden bahseder misin?

Filmimin adı Covid-19 Ground Zero. Koronavirüs salgınının başladığı 2020 yılında, Amerika-Fransa ortak yapımı bir film. Felsefik ve politik bir içeriği var. 11 Eylül’de yıkılan ikiz kulelerin olduğu noktaya verilen ad Ground Zero’dur yani sıfır noktası. Bu korona süreci, 11 Eylül’den sonra Amerika için ikinci bir yıkım oldu. Dolayısıyla filmime bu ismi verdim.

Ve şuan film 4 festivale seçildi. İki festival Amerika’dan, bir festival İspanya’dan ve diğer festival ise Fransa’dan. Film, Amerika’da ‘en iyi kadın oyuncu’ ödülünü aldı, İspanya’da ise ‘en iyi film ödülü’nü aldı.

Ödülü almak kadar festival başkanının filmin sonunda ağlaması beni çok etkiledi. İspanya’daki festivalin başkanı bir doktor, hem de kendi semtinde çok popüler bir doktor. Filmin sonunda kendisiyle konuştuğumuzda, filmden çok etkilendiğini ve onu derinden etkileyen birkaç nüansdan bahsetti. Filmde, hastanede malzeme olmadığı için çöp poşetlerinden yelek yapan hemşire vardı. Gözleri önünde ölen birçok Kovid hastası vardı. Gerçek hayatta yaşadığı durumların aynısını perdeye yansıttığım için bana ayrıca teşekkür etmişti.

film--(3)

film--(4)

- Koronavirüs süreciyle ilgili film yapmak nereden aklına geldi?

Bu epideminin etkisi, yani koronavirüsün bu kadar hızlı bir şekilde dünyayı etkilemesi, yayılma süreci ve herkesi perişan etmesi; bu konuyla ilgili acil bir film yapmam gerektiğini hissettirdi bana.

Çok çabuk karar verdim ve hemen hayata geçirdim çekim aşamasını.

Bu salgın, dünyada daha önce gerçekleşmiş hiç bir grip salgınına benzemiyordu. Tüm dünya aynı anda etkilendi. Örnek vermek gerekirse İspanyol gribinde kaybedilen insan sayısından çok daha az. Ama yayılma süreci, insanlar üzerinde bir anda yarattığı ve en kötüsü korku yani psikolojik etkisi, beraberinde getirdiği inanılmaz derecedeki ekonomik sorunlar çok fazla bahsedilmiyor ama bunalıma girip intihar eden insan sayısı çok fazla. Çünkü insanlarda yaşama tutunma umutlarını çok derinden kırdı.

- Filmin içeriğinde neler var?

Filmimin hikayesi, Newyork’ta beraber yaşayan genç bir çift var. Bu genç çift, ekonomik sorunlar yüzünden, hayatlarını bir türlü yoluna sokamadıkları için bir türlü evlenemiyor. Jessie adındaki karakterimiz hastanede hemsire ve onun sevgilisi Andy, Broadway’deki gösteri merkezlerinde teknisyen olarak çalışıyor.

cekim-(5)

Hikayede, Kovid’in dünyada ve Amerika’daki aylık olarak yayılma sürecini tek tek anlatıyor. 2020’nin ilk başlarında daha grip Amerika’da etkisi düşükken ana karakterimiz Andy, Broadway’deki şirketinde bir kaç kişiyle beraber zorunlu izne çıkarılıyor ama aslında kovulduklarını daha sonraki süreçte öğrenecekler.

Aslında Andy, daha yaşadığı şehre virüs gelmeden evde karantinaya başlıyor. Andy, sürekli olarak her sabah güne haberleri izleyerek başlıyor. Çin’de, İtalya’da, İspanya’daki haberleri sürekli takip ederek virüsü anlamaya çalışıyor. Bu sırada hastanede çalışan hemşire olan kız arkadaşını her sabah gönderirken, bundan endişe ettiğini anlatır ama Jessie ondan çok daha soğukkanlı davranıyor. Bu konuda panik yapmaması gerektiğini söylüyor. Virüs Amerika’da bir anda patlak verdiğinde insanların ve politik sistemin ve teknolojinin nasıl bir anda yetersiz kaldığını çok iyi özetliyor.

cekim-(4)

- Gelecek planların arasında neler var?

Gelecek planlarım hep aynı “çok film çekmek’’…

- İzmir’de ne yapmayı özledin?

Kordon sahilindeki çimlerde oturup arkadaşlarla sohbet etmeyi çok özledim.

- Gençlere neler önerirsin?

Mutlaka bir şeyler yapmayı denesinler, korkmasınlar. Her zaman umutlu olun. Umudunuzu asla yitirmeyin.

Yorumlar