27.12.2019, 21:14

Güç aşısı…

Beyaz adam olma gibi dürtü bu.
Yeri gelir beyaz adam ırkçı.
Yeri gelir sömürür.
Yeri gelir ideolojisinde kaybolur.
Çocukça.
Belki de kapitalist sistemin yan kolu bencillik ile tek yönlü davranma isteği.
Irkçılıkta bunun bir kolu çünkü. 
Güç aşısı böyle bir şey.
*
Neden ve nasıl soruları yok.
Sadece var oluş var.
Gerçek ‘sen ‘ olma hareketi senindir. Özündür.
Kendini aşma ile kişi örnek insan olabilmeli.
Bu hareketin etkisi dışında kalan alanlarda ve toplum kesimlerinde inanın çözülme başlar.
*

Ve birçok ortaya atılan savaşın ezdikleri hep güçsüzler olmuştur.
Ancak hor görülen o güçsüzler de, devrim dönemlerinin dönüştürdüğü insanlar olmuşlardır.
Modern toplumsal mücadele içinde ki konumlar da böyledir.
Mücadele kişiliği geliştirir, dönüştürür.
Dönüşüm içinde ki karışıklıklar gelip geçicidir. Aslı kalıcıdır.
*
Dönüşüme girmeyenler ise güç aşısı ile büyüyenlerdir.
Elbette güç hayatta ki en önemli şeylerden biri belki. Ancak toplumda aşılanmaya çalışılan tehlikeli bir durum da ne yazık ki.
Hele ki çocuklarımıza aşılamaya çalıştığımız bu güç aşısı tehlikeli boyutlara tırmandı uzun zamandır.
*
‘Bizim çocuklarımıza öğretmeye çalıştığımız güç başka’ diyenler var. ‘O başka’ diye söylenen bahsettiğimiz zehirdir.
Yoksa ‘yeteneğine göre yol al. İstediğin okulda oku, kararları verebilecek kapasitedesin, her kararında ben senin yanındayım’ değil konu.
Konu, 'Yeteneğini hırsla birleştir. Ez geç, egolu ol, şu kişi şunu kazandı, bu kişi şu özel okulda, çok para kazanmalısın, kariyer en önemli amaç olmalı hayatında’ gibi çocuğa yapılan telkinler.
*
‘Şunun çocuğu, bunun kızı, bunun oğlu’ gibi yarıştırılmalar,
paranın araç değil, amaç gibi kullanılmasını empozelerdir konu.
Para ve güç ilişkisi gibi ikili düzenler,
toplumun çizdiği çizgiler içinde sürekli yarışmaktır konu.
*
Yalanlar ile büyüyen nesil, güç dayatımı ile şekillenen nesildir konu.
Duygusuzluk dayatılan nesildir konu.
Kendi işini yapmaktan aciz olan nesildir konu.
Ve tüm bunların bir zaman sonra tüm topluma sorun olmayacağını mı düşünüyorsun?
Yanılıyorsun. 
Ve olacak olan da bunalımlı gençler. 


*
Baskı altında ki dayatmalarla güç aşıları ile şekillenen çocukların bastırılmış duygularına ne olacak?
Cümle kuramaz olan çocukların içe kapanış durumları ne olacak?
Düşünceleri.
İç dünyaları.
Hastalıklı halleri ne olacak?
*
Düşünmenize gerek yok. Sizin yerinize düşünen var. Güç aşısı ile şekillenenler kendi iç dünyalarını geliştirirler.
Aileden gün be gün uzaklaşırlar.
Kendilerini gün gelir güçlü hissederler ancak basit bir olayda savrulurlar.
Güce ihtiyaç duyarlar ancak dayatılmışlığı da kendilerinden silemezler.
Gün gelir de özgürleşebilirlerse, farkındalık ile uyanabilirlerse şayet senaryoları değişir.
*
İçinde bastırdıklarını dışarı çıkarırlar.
Toplum bir model yaratmıştı ya onlara hani, onlar onu reddederler.
Kendi olurlar. Kendi olduklarında asıl ‘ben’lerini bulurlar.
Özlerini bulurlar.
*
Birey yetiştirmek güç aşısı pompalamak değildir. 
Cebe para koymak değildir. 
En iyi okullara göndermek değildir. 
Ailenin ego tatmini değildir. 
Sorumluluğu verebilmektir. Onun kendini tanımasını sağlamaktır. Omuz olmaktır. Bir birey olduğunu hatırlatmaktır. Kişiliği sağlamlaştırmak, onu hayata hazırlamaktır.
*

Sanatsız olmaz.
Sevgisiz olmaz.
İlimsiz olmaz.
Bilimsiz olmaz.
Sporsuz olmaz.
Hele ki insan olmadan hiç olmaz.
Şayet bunlar olmaz ise ruh da olmaz. Ruhsuz toplum canavarlaşır. Mutsuzlaşır.
Huzursuzlaşır ve sevgisizleşir.


Dip not; 

İkilem…

İnternet ve günümüz çocukları ikilem içinde seyrediyor.
Gerçek hayat ve sanal hayat ikilemi.
Gerçek hayatta okul, etüd, ev üçlemesi. Sanal hayat içinde ise oyunlar içinde kaybolma. 
İnternet ve onların oynadığı oyunlar hepimizin hayatını şekillendiriyor aslında.
Çocukların kişisel gelişimine olumlu yönde etki eden oyunlar var ancak, tam tersi de daha çok. 
Ebeveynler güvensiz.
Korkuyorlar. 
Denetimleri olsa dahi inanın panikliyorlar.
Tüm sanal hayat büyükleri nasıl ağına aldıysa, çocukları da pençesine takıp daha hızlı sürükleyebiliyor.
İsmi önemli değil bazı oynanan bilgisayar oyunlarının birçok kişiyi intihara sürüklediğini biliyoruz.
Çocukların duygusal, zihinsel olarak değiştiğini biliyoruz.
Tek düşünce üzerine yoğunlaştıran oyunlar maalesef ki onların gelişimini etkilemekte.
Sadece oyun değil, sanal her türlü girişimin farklı boyutları var.
Ancak bazı eğiten oyunları, bireyin çocukluk ve ergenlik dönemindeki gelişimini destekleyen oyunları muaf tutuyorum.
Hızlı düşünüp hızlı karar verebilme yeteneklerini geliştiren oyunları muaf tutuyorum. Zekâ, bulmaca, beceri ve strateji oyunlarını muaf tutuyorum.
Ancak onları hedefe odaklayan, sabit fikir sağlayan, yönlendiren sanal ortamların tehlikelerini göz ardı etmemeliyiz.
Bu çocuklar zaman içinde aldıkları kararların sorumluluğundan ne yazık ki kaçıyorlar.
Dikkatlerini belli bir noktada yoğunlaştıramıyorlar.
Merak ve rekabet duyguları yerine hırs hâkim.
Psikolojik gelişimleri olumsuz yönde etkileniyor.
Şiddet ve korku doluyorlar.
Lütfen ikileme düşmeyin.
Çocuk psikolojisini bozan değil, geliştiren oyunları tercih edin.
Sanal dünya ilgi çekici, ama onlar için arada kalmalarına sebep olan bir düzen.

Franz Kafka’dan…

“Önümde dursan ve bana baksan; içimdeki acılar hakkında ne bilebilirsin ki; ben seninkiler hakkında ne bilebilirim ki? 
Ve ayaklarına kapanıp ağlasam ve anlatsam; sana cehennemin sıcak ve korkunç olduğunu anlatsalar; benim hakkımda cehenneme ilişkin bildiklerinden daha fazlasını bilecek misin? 
Bu yüzden bile biz insanların cehennemin kapısının önündeymişiz gibi birbirimizin karşısında o kadar saygılı, o kadar düşünceli, o kadar sevgiyle durmamız gerek.”

Mutlu kalın…


Fıkra; 
Temel aldığı bir daktiloyu bozuk diye geri götürdü. 
Satıcı;
- Neresi bozuk, dün aldığında sağlamdı.
Temel:
- İki tane "a" yok, saat yazamıyorum.

                                                          
Günün sözü;
Bilinçaltının farkında olmayan kişi, başına her geleni “kader” zanneder…
Carl Gustav Jung

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@