19.12.2019, 12:18

Güler misin, ağlar mısın?

‘Güler misin, ağlar mısın’ hallerimiz var ülke çapında.
Ayağımızın tozunu silip sonra da işimize bakmanın vakti geldi. 
Geçtiğimiz günlerde ülkemde bir karara onay verip, ardından kararları onaylanmadığında çark eden büyük bir kesimi gördük, yaşadık. 
Şaka gibi.
Başta politikacılar bu ipi göğüsledi ancak halk içinde yok mu sanki çarkçılar?
Var.
*
Keşke, bir şeyi eleştirirken veya bir durumu savunuyorken ‘acaba ben bu eleştiriyi yapabilecek miyim?’
‘Sonuna kadar savunabilecek miyim? Diyebilseydiniz.
Keşke ‘duruşumun arkasındayım’ diyebilseydiniz.
*
İnsanları umursamamak bunun adı bana göre.
‘Uyarsa uyar uymazsa boş ver’ modu hâkim.
Cehalet çok.
Zehirlenme çok.
"Kaliteli insan" uyumada.
*

Kariyer sahibi olmaksa amaç onlarında nasıl çark ettiğini çok iyi gördük.
Bir gün önce hayır diyen, bir gün sonra evet diyebiliyor ülkemde.
Bir sürü bürokrasiyi kendine çevirmek kolay.
Ancak marifet gerçeği kabullenmek.
Güzel bir duruma kendini taşımak kolay.
Ama o düzene kendini adapte etmek zor.
*
Boğuşuyoruz.
Ne ile?
Bir o kadar zahmetle giriyoruz. 
Ne için?
Dünyaya sadece kendi paçasını kurtarmak için gelenlere ‘her gün gerçeği açıklamak’ için mi?
Nafile.
Çevresine karşı sorumluluk hisseden bir kişi bile anlık çark içinde ortama uyum sağlıyorsa vay halimize.
Bu nedenle anlayışlı bir insan olmak devri kapanıyor sanırım.
*
Sebepsiz ve gerekçesiz nedenler çok ülkemde.
Herkes her şeyden bıkmış ve tahammülsüz.
Paçasını kurtaranlar ise rolünü güzel oynuyor.
*
Hastalıkmış, kansermiş, zehirmiş kimin umurunda.
Rant yeter.
Makamlara sahip olmak marifet değildir.
Marifet görülmeyeni görmektir.
 
*
Faydacılık, çıkarcılık, fırsatçılık aldı başını gitti.
Kendini bir süreliğine öyle, bir süreliğine böyle görenler ise artık görüldü, bilindi. 
Kurnazlık diz boyu.
Etik açıdan âleme rezil olunmuş mu?
Umurlarında değil.
O halde etik ‘miş, miş, muş’ durumuna düşmüş demek ki ülkemde.
Hadi hayırlısı.
*
“Her şeyden öte, insan nedir?
Karışık hesapları olan mı?
Doğanın parçası mı?
Doğanın katledicisi mi?
Efendilik taslayan mı?
Bu konuda zihnimiz karma karışık. 
*
Eşref-i mahlûkat olmayı arzu eden çok. 
Mahlûkatın, yaratılmışların en şereflisi demek olan eşref-i mahlûkat yani insan olmayı arzu eden çok. 
Ancak olan var mı? Az.
İşkenceci, hayvan katledicisi, doğa yok edicisi, para için rant için ‘ağaç’ mış vs.vs umurunda mı? Değil.
*
‘Doğaya efendi olsun’ başkada bir şey olmasın. 
Su kaynaklarını yok etsin. 
Çevre ahlakını hiçe saysın. 
Sulara zehirli atık atsın.
Enerji kaynaklarını savursun.
Ekolojiyi altüst etsin.
İhtiyaçları için tabiattan faydalanmak şöyle dursun ihtiyaç dışı zevkine avcılık yapsın.
Modern hayatın sunduğu teknoloji ile yaşamını, kültürünü, inancını yok etsin.
Sadece olan bu.
*
Lütfen!
Kendimize çeki düzen vermezsek, çocuklarımıza miras bırakacağımız bir evimiz olmayacak.
Sıfır atık, sıfır çevre kirliliği, sıfır israf, sıfır zehirli atık, sıfır teknolojik atık, sıfır hava kirliliği hayal mi?
*
Topluma yeni bir bilinç gerek.
Aşı gerek.
Ancak kara mizah ile de bu aşı nasıl olacak o beni düşündürüyor.
Bir evet, bir hayır ile o bilinç nasıl gelişecek o beni düşündürüyor.


Dip notlar;

Hayal ve gerçek…
Teknoloji kullanmayan ve Victoria döneminin şartlarına göre yaşayan ve giyinen çiftin bir garip hikâyesi var.
Bana göre tebessüm ettiren bir hayat.
Zor mu? Evet, zor bu dönemde.
Cesaret ister.
Aynaya baktıklarında, evlerinde 19. Yüzyıl, evin dışına çıktıklarında 21. Yüzyıl tüm teknolojisi ile tam karşılarında.
Bu ilginç çift Sarah ve Gabriel Chrisman Viktorya dönemine saplantılı mı bilinmez ama 1880'lerden ilham alıp giydikleri giysileri ile odun sobasında yaptıkları yemekleri ile gaz lambaları ile kullandıkları ulaşım aracı bisikletleri ile Washington'daki Port Townsend'de günlük hayatın an be an içindeler.

Sarah bir yazar. Kendince “zaman yolculuğu yapmanın bir yolunu buldum” diyerek kütüphaneci kocası ile hayallerini yaşıyor.
Amerika Birleşik Devletleri’nde dine ve geleneklerine bağlı olan elektrik ve daha pek çok modern hayat getirisini redde
den Amishler var ki, bu hayatı zaten onlar topluca yaşıyorlar.
Biz ülkemizde bu düşünceyi ve yaşamı uygulamaya geçirsek tek duyacağımız “deli” sözü müdür? Yoksa bravo sözü müdür?

Bilge demiş ki…

Bir bilge varmış, ne sorsan yanıt verirmiş.
Onu çekemeyen biri demiş ki: Ona öyle bir soru soracağım ki, kesinlikle bilemeyecek.
Ne soru soracaksın ki, diye sorduklarında ise:
“Elimde bir kelebek var. Ölü mü diri mi? Diye soracağım.
Eğer diri derse elimi sıkıp öldüreceğim.
Eğer ölü derse de elimi açıp kelebeği bırakacağım uçup gitsin.”
Ve adam bilgenin yanına gidip sormuş:
“Ey bilge elimdeki kelebek ölü mü? Diri mi?”
Bilge cevap vermiş:
“O senin elinde…”

Mutlu kalın…

Fıkra;
Milletvekili kürsüde konuşurken diğer sıralardan biri:
- Cehenneme kadar yolun var! Diye bağırmış.
Konuşmacı hemen başkana dönüp ters ters bakmış.
Başkan;
-Devam ediniz lütfen sayın milletvekili, demiş ve devam etmiş.
- İç tüzüğe göre gitmeniz zorunlu değil efendim.

 Günün sözü;
"Aslında insanlar seni hayal kırıklığına uğratmıyor. Sadece sen, yanlış insanlar üzerinde hayal kuruyorsun."
Montaigne

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@