28.03.2014, 22:00

Gün büyük gün...

Yasaklar derken...

Kayıtlar derken...

Aldı –verdi derken...

Geldi – gitti derken...

Dinlemeler derken...

Hukuk var – yok derken...

Paraleli –ikizi derken...

Uzak diyarı yakın diyarı derken...

Koşuşturma, uykusuz geceler derken...

Düşmanlık- cennetlik derken bir mücadelenin de sonuna geldik...

Gün büyük gün...

Bugün büyük gün...

Hadi hayırlısı...

 

Karşıyaka müzesi hayal mi?

Karşıyaka İstasyonu’nda yaşananlar oldu-bitti mi?

Her şey de olduğu gibi neler planlanıyor?

Mühür yerine naylonlar mı var?

Karşıyakalı ve İzmirliler gerekli duyarlılığı göstermiyor ve yeterince tepki vermiyorlar mı?

DDY ne diyor ve ne planlıyor?

Hepsi muamma...

Ama bir gerçek var ki, ne olduğu belirsiz bir uygulama senelerdir dillere pelesenk olan 
“Tarihi Karşıyaka İstasyonu Müze Yapılacak” söylemlerini alaşağı etti...

Rant uğruna istasyon Kafe-Restaurant’a mı dönüştürülecek?

Projenin Yüksek Anıtlar Kurulu’na sunulmasının ardından, geçtiğimiz haftalarda Karşıyaka Belediyesi’nden inşaat izni bile almadan kapı, pencere ve pervazları söküp içini de yıkmışlardı...

Bölge müdürü ise hala “Biz burayı müze yapacağız” diyor ama kafe- restaurant yönünde de girişimler olduğu gündemde...

Kentimizde ki Kültür-Sanat’ı destekleyen tüm vatandaşlarımızı, ‘Sivil Toplum Kuruluşları’nı, sanatçı dostlarımızı, iş adamlarımızı, bürokratlarımızı, aydınlarımızı, siyasetçilerimizi, tarihi varlıklarımızı korumak isteyenleri, kent kültürüne önem verenleri, tarihi istasyona sahip çıkmaya davet ediyoruz...

Karşıyaka İstasyonu’nu Kent Müzesi yapmak için ve gelecek kuşaklara kazandırmak için biraz çaba...

 

İzmir’de olsa...

Paris, Kuzey Fransa’nın tamamı kirlilik ile mücadele içinde...

Düzey “tehlikeli” diye tanımlanan boyutun oldukça üstünde...

Hapsola kirli havayı temizleyecek rüzgâr maalesef yok. 

Çaresizlik ve endişe var. Ve bunun getirdiği yasaklar...

Nedeni ise ciddi boyut da olan sağlık sorunları...

Yasakları sıralarsak kısaca;

Isınma 18 derecenin üstüne çıkmayacak...

Şömine ve çöp yakılmayacak...

Toplu ulaşımların kullanılacak, yürüyerek ya da bisiklete binerek ulaşım tercih edilecek...

Ve bu yasaktan sonra Paris Belediyesi toplu ulaşım araçlarının hepsini bedava yaptı. Kiralık bisiklet sistemini, kiralık otomobil sistemini ücretsiz kullanıma sundu. Hepsi çevre için...

Şimdi gelelim İzmir’e...

Bütün kış şehrin üstüne çöken kirli dumanı çektik...

Hava kirliliği konusunda tutuk davranılmayı kabullendik...

Hava kirliliği standartlarının nasıl altındayız bilmiyoruz?

Şimdi bahar geldi de güneşi gördük de içimiz açıldı...

Peki, kış ayında çektiğimiz pis havanın sebebi imbatı engelleyen binaları yapanları mı suçlayalım, kömür derdiyle uğraşanları mı suçlayalım bilmiyorum?

Bildiğim şu;

“Hava kirliliği konusunda bir girişim yok.”

Kısa mesafe iş yerine arabası ile her sabah tek başına işe gidip gelen, umursamaz o kadar çok insan var ki...

Paris’te ki ‘araçlarınızı bırakın’ uygulamasını acaba şehrimiz de kaç kişi uygular?

Kim yürür?

Kim bisikletle işe gider?

 

Fıkra;

Laz banka müdürü Rusya'ya geziye gitmiş ve bir lokantadan içeri girmiş. Siparişlerini verdikten sonra birde bakmış ki karşısında afet bir hatun sürekli kendisine bakıyor. Davetkar bakışlarla hatunu masaya çağırmış, hatun gelip masaya oturmuş. Ancak ikisi de birbirlerinin dilinden anlamıyormuş. Hatun çantasından kalem ve kağıt çıkarmış ve kağıdın üzerine sigara resmi çizmiş.

Bizim laz müdür hemen sigarasına davranmış, kadına ikram etmiş. 
Hatun daha sonra kağıdın üzerine kadeh resmi çizmiş. Bizim ki hemen garsonu çağırmış ve en iyi şaraptan sipariş vermiş. 
Hatun bu seferde kağıda ev resmi çizmiş yanına da 100 dolar resmi çizmiş.

Bizimki içinden:
- "Ula hatuna bak, banka müdürü olduğumu anladı konut kredisi istiyor."

 

Günün sözü;

Çok konuşan az iş yapar. Schiller

 

 

 

 

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@