Rüzgâr Arkanızdan Gelsin!

Okumak ne güzel iş! Oku ki sen de değiş! Hazırlayan: Y. Bekir Yurdakul

Nedim Kirtiş
Nedim Kirtiş Tüm Haberleri
Rüzgâr Arkanızdan Gelsin!
Rüzgâr Arkanızdan Gelsin!
Haber albümü için resme tıklayın

Konuk Sözcükler/ Ayşe Zehra San

Kosova’da ıssız bir köy yolunda başlıyor macera! Öyleyse sarıldığınız ve gölgesinde dinlendiğiniz asırlık meşe ya da çınar ağacının altındaki molanızı bitirin ve bisikletinize atlayıp maceraya koşun fırtına kuşu gibi! Bol pedallar o zaman! Rüzgâr arkanızdan gelsin! Aman ha kaskınızı, dizliğinizi takmayı unutmayın; bir de kitabınızı ve günlüğünüzü yanınıza almayı!

Mitroviça! Orası da neresi demeyin. Açın haritanızı. Bunun gibi birçok yeri önce tanıyın, sonra rotanızı çizin. Bir kelebek ya da kaplumbağa, bir tarlakuşunun şarkısı eşliğinde yola devam edin. Belki bir gün siz de ona mızıka çalarak eşlik edebilirsiniz. Sahi, mızıka çalmayı biliyor musunuz? Bilmiyorsanız öğrenin lütfen! Herkes öğrenebilir, insan çok isterse yapar. Bu arada Balkanlarda mızıka çalmak yaygınmış. Bunu da buraya not düşelim. Hele buradaki gibi çılgın ve çocuk ruhlu bir anneniz varsa her şeyi öğrenebilirsiniz, başınıza çok komik ve ilginç şeyler gelebilir. Adım başı bir çeşmede su içebilirsiniz bisiklet sürerken. Mısır tarlalarını hayranlıkla izleyebilirsiniz. Canan teyzenin dediği gibi ‘insan retinasında saklamak istiyor’ bazı manzaraları. Olmazsa fotoğraflayın. Aman ha fotoğraf çekerken telefonunuzu bir yerlerde unutmayın. Belki ‘Urim Baba’ gibi aradığınız çocukluğunuzu bulursunuz bisiklet sürerken. Yorulunca dağlardan gelen kar sularında yüzen lezzetli bir alabalığa ne dersiniz? Aman ha ‘ıstakoz tuzağı’na yakalanmayın. Bir de ‘trileçe yersiniz üstüne belki sonra ya da Şar Peyniri… İbri Köprüsü önemli, köprünün karşı tarafı Sırplara ait. Ama ‘arkadaşlık varsa sınırlar yoktur’ aslında. Bunu er geç anlayacak insanlar. Neyse bisikletinizle özgürlüğün tadına varmaya devam edin ve mesele etmeyin öyle her şeyi kendinize. Bazen de biraz gamsız olmak gerekir. Diyor ya çılgın annemiz:

“Canımın içi, meseleleri mesele etmezsen, ortada mesele kalmaz.”

Bunun gibi gülümseten bolca ayrıntı var kitapta ve de işinize yarayacak hoş bilgiler (Dut yemiş bülbülün hikâyesini not düşün defterinize.). E o zaman maceraya devam.

Uçan Kuşlar Grubu! Onlar da bu yolculukta sizinle beraber. Vakitli dönün ama yolculuktan (Yola çıkmak kaybolmayı göze almak olsa da…) Çünkü ‘Süslü Kadınlar Bisiklet Turu’ var. Ona yetişmelisiniz mutlaka (Ama öncesinde Dokufest Film Festivali’ne de katılın.).

Aaa, bisikletinize ad takmış mıydınız? Takmalısınız çünkü ‘şeyler adları olmayınca hayat bulamazlar.’ diyor Urim Baba. Bisikletinizin adı da varsa artık Drina Nehri’ne bir selam çakın ya da bir şelalede tazelenin. Yolda nehrin sesleri davul zurna seslerine karışıyorsa haydi halaya!

Evet, ne çok şey takıldı satırlarıma. Dahası, hâlâ bisiklet sürmeyi bilmiyorsanız öğrenin derim. “Tolstoy’un Bisikleti” aklınıza gelsin. Ondan ve bu kitaptan ilham alın. Çünkü gerçekten ilham verici bir kitap. Yusuf Tansu Özel’in eşsiz resimleriyle daha bir heyecanlanacağınızı düşünüyorum. Gezgin yazarımız Hacer Kılcıoğlu yolda olmayı öyle güzel anlatmış ki kitabı açar açmaz yollara düşeceğinize eminim ve de doğanın sesine kulak vereceğinize. Öyleyse bol pedallar! Rüzgâr arkanızdan gelsin!

 

Bas Pedala Luna, Hacer Kılcıoğlu, Resimleyen: Yusuf Tansu Özel, roman, Günışığı Kitaplığı, 2023.

 

 

Taş

Son sayfasını okuyup bir kitabı kapattığınız zaman bir dost yitirdiğiniz duygusuna kapılırsanız iyi bir kitap okumuşsunuz demektir.Gabriel G. Marquez

 

 

Sözeceler/ Selçuk Oğuz

Gidenler geriye döneceklerini, kalanlar gidenlerin geriye geleceklerini sanırlar. Beklerler. Oysa hiçbir zaman böyle olmaz! Ne gidenler geriye döner ne kalanlar geriye dönenlerle kucaklaşırlar. Gidenler için de kalanlar içinde kopuş karanlık getirir. Çünkü ortak kurulan yaşama balta inmiştir bir kez!

 

 

Unutulmayan Anlar!

 

Köprünün Aranmadığı Anlar!

Şair, Sincan İstasyonu’nun yorulmaz yolcusu Abdülkadir Budak, İzmir’deki bir etkinliğin akşam yemeğinde anlatıyor:

“Yollar boyu çoğalan yolculuklardan birindeyiz. Zarif bir kadın. Dikkat çekiyor. Çantasının kemerinde bir eksiklik. Baktım kemerin köprüsü yok. Yardımım olsun istedim. Seslendim:

‘Köprünüz düşmüş.’ dedim ya başka türlü geldi yanıt:

- Karşıya mı geçecektiniz?

Değil mi ki çağrılıyoruz bir oyuna, yanıtımı şiir(im)den verdim:

- Aşk var! Köprü aramam karşıya geçmek için.

 

 

Okuma Notları/ Mehmet Çoban

 

Rüzgâr Arkanızdan Gelsin!

Yeniden şiir: Muzaffer Kale’nin “Işıklı Balkon”undan

BAHÇE”de: “Yarım bırakılmış/ bir kadın/ yalnızlık gibi/ bakıyor/ yağmurun altındaki/ denize.

Bu şiirdeki dizeler, kitabın belki de ilk ve tek aşk prelüdü.

Bu da “İSTASYON” şiirinden: “Silik suretini/ götürebilirsin yanında/ geçmişin -bir haiku bu dizeler-, aynı şiirinden: “Uzun yıllar yaşadığın bu kente/ öyle kolay/ dönemeyeceksin bir daha.” Burada yaşadığı kentten gitmek isteyene bir uyarı yapıyor şair; gitmek isteyen kendisi belki de. Akdeniz’de yaşayan için böyle bir tehlike yok; denizin olduğu bütün kentler onundur ve Kavafis’in dediği gibi, dönüp dolaşacağı yer orasıdır. Ben eleştiri yazmıyorum; şiir okuyorum ve duygularımı yazıyorum.

 

Işıklı Balkon, Muzaffer Kale, şiir, Pikaresk Yayınları, 2021, İzmir.

 

 

Tadımlık

 

Rüzgâr Arkanızdan Gelsin!

2012’den bu yana yazdığı öyküleriyle dergilerde görünen Selma Tonay Elhan, bu kez ilk kitabıyla konuk oluyor okuma saatlerimize.

Yanı başımızda, hepsini tanıdığımız, belki de hiçbiriyle tanış olmadığımız, işinde gücünde, kendi halindeki insanın anlarına ayna tutan öyküler kaleme alıyor Elhan; yalın, içtenlikli bir dille çağırıyor bizi o sahici dünyaya. Yapıta adını veren öyküsünden tadımlık bir bölüm:

Adımlarımı onunkine uydurmaya çalışıyorum. Yola çıktığımızdan beri pek konuşmuyor. Kol kola girmiş apartmanların önünden geçiyoruz. Sıkıntıyla bakıyor, tek tek aşağıdan yukarıya hepsini süzüyor.

“Nereye gidiyoruz?”

“Bize. Bu akşam misafirimizsin.”

Hoşuna gitmiyor, iç çekmesinden anlıyorum. İtiraz edecek, bekliyorum. Vazgeçiyor. Apartmanları işaret ederek bağırıyor, “Çirkin şeyler!”

Aslında bana kızıyor. Kişiliksiz apartmanların boy gösterdiği bu sokağı ben de sevmiyorum. Köşeyi dönünce parka varacağız. Biraz dinlenip nefes alacağız. Ağaçları görünce mutlu oluyor. Parktan sonrası kolay. Tek başıma on dakikamı almayan bu yol, onun adımlarıyla uzadıkça uzuyor.

“Ben eve döneceğim,” diyor ani bir kararla. Duruyor.

“Benim işim var, evine dönemeyiz şimdi.”

“Ben giderim.”

“Ama bugün yemeği beraber yiyeceğiz diye söz vermiştin. Arif senin için yemek yapıyor, evde bekliyor bizi.”

Arif’in adını duyunca yumuşuyor. Koluna giriyorum.

 

Kelime Ağaçları, Selma Tonay Elhan, öykü, Yakın Yayınları, Ocak 2024, İzmir, s.54

 

 

Güncel

10 Şubat Cumartesi (yarın) Alsancak Yakın Kitabevinde; 14.00-16.00 saatleri arasında Yayla Boztaş, “Harf Dilsizi Kadınlar”; Dilara Balcı Gülpınar, “Yeşilçam’da Öteki Olmak kitaplarını imzalıyorlar. 17.00-18.00 arası Anadolu Yaylı Çalgılar Topluluğu bir konser veriyor. Gündüz Öğüt, 18.00-19.00 saat dilimine, yine Yakın Kitabevinde okurlarıyla buluşuyor.

Kaynak: YENİGÜN GAZETESİ

09 Şub 2024 - 06:45 İzmir- Kültür-Sanat Haberleri


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.