İzmir okullarında bozkurt propagandası

İzmir Ülkü Ocakları "Ortaöğretim Teşkilatı"nın ortaokullarda faaliyet göstermeye başlaması eğitimciler ve veliler tarafından tepkiyle karşılanırken, Ülkü Ocakları'nın bazı şehirlerde İlçe Milli Eğitim Müdürlükleri ile protokol imzaladığı öğrenildi.

Nedim Kirtiş
Nedim Kirtiş Tüm Haberleri
İzmir okullarında bozkurt propagandası
İzmir okullarında bozkurt propagandası
+1
Haber albümü için resme tıklayın

Yenigün Gazetesi'nden Nurcan Etik'in haberine göre, Ülkü Ocakları'nın "Ortaokul Teşkilatlanması" yerel seçim yaklaşırken STK faaliyeti adı altında okullara girmeye başladı. İzmir Ülkü Ocakları'nın sosyal medyada "Ortaöğretim Teşkilatları Masa Tenisi Turnuvası" düzenlediğini duyurması üzerine gözler ortaöğretim kurumlarında Ülkü Ocakları'nın gerçekleştirdiği faaliyetlere çevrildi. İzmir Ülkü Ocakları'nın birkaç okulda faaliyet göstermesi üzerine veliler okul müdürlerine tepki gösterdi. Öte yandan Balıkesir'de Ülkü Ocakları'nın okullarda bir STK gibi faaliyet göstermek için İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüyle protokol imzalaması eğitimcileri ayağa kaldırdı. Eğitim-Sen'in konu hakkında Savcılığa suç duyurusunda bulunması üzerine, Valilik protokolü iptal etti. Eğitimciler siyasi yapıların okullarda yer almaması gerektiğini ısrarla vurgularken, Milli Eğitim Bakanlığı'nı ve sorumluları göreve çağırdı.

PROTOKOL İMZALANMIŞ

İzmir okullarında bozkurt propagandası

Ülkü Ocakları'nın vakıf adı altında İzmir, Balıkesir, Eskişehir, Tekirdağ gibi pek çok şehirde ortaokullarda faaliyetler yürüttüğünü ve buna karşı hukuki mücadele başlattıklarını belirten Eğitim-Sen Merkez Yürütme Kurulu Üyesi Genel TİS ve Hukuk Sekreteri Özlem Tolu, "Ülkü Ocakları veya herhangi siyasi bir oluşumun okullara girerek öğrencilerle muhatap olması kabul edilemez. Bu bağlamda biz birçok şehirde, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlükleriyle görüşmeler yaptık. Sürecin her an takipçisiyiz" dedi. Balıkesir'de İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü ve Ülkü Ocakları arasında protokol imzalandığına ve bu protokol kapsamında Ülkü Ocakları'nın okullara girdiğine vurgu yapan Tolu, "Buna karşı dava açtık. Ancak devlet memurlarının yargılanması amirlerinin iznine tabii olduğu için Valilik, bizim açtığımız davanın ardından protokolün uygulamaya geçmediğini ve öğrencilerin herhangi bir zarara uğramadığını belirterek protokolü anında iptal etti. Biz yine de davayı geri çekmedik, protokolün iptalini sağlamış olduk" diye konuştu

ÜLKÜCÜLERDEN EĞİTİMCİLERE TEHDİT

Ülkü Ocakları'nın kendi iç kararlarına göre bazı şehirlerde Milli Eğitim Müdürlükleriyle doğrudan protokol imzaladığını ya da projeler yaptığını belirten Tolu, "Bazı şehirlerde ise okulların önüne gidip stant açarak ya da liselerde kendilerince belirledikleri 'sorumlu' öğrencilere okul tabelasının önünde fotoğraf çektirerek 'Bakın biz buradayız" mesajı vermeye çalışıyorlar" ifadelerini kullandı. Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin'in Meclis'teki bütçe görüşmeleri esnasında sarf ettiği "Milli Eğitim Bakanlığı'nın 2023 yılı itibariyle geçerli 2 bin 709 tane protokolümüz var. Bu protokollerden bin 167 tanesi resmi kurumlarla, 550 tanesi STK'larla, 986 tanesi ise TEMA'dan Kızılay'a bir sürü STK'yla. Bunların içerisinde sizin 'tarikat, cemaat' dediğiniz, bizim 'STK' dediğimiz yapılarla toplasanız 10 tane protokolümüz vardır. Bu STK'larla da işbirliği yapmaya devam edeceğim" sözlerini hatırlatan Tolu, Ülkü Ocakları'nın da kendilerini bir STK olarak tanımladığını ve Bakan'ın bıraktığı açık kapıdan içeri girmeyi hedeflediklerini belirtti. "Ülkü Ocakları bir STK değil, bir siyasi hareketin uzantısıdır. Bunu bu ülkedeki herkes biliyor. Bugün belediyelerin bile üniversite kapılarında çorba dağıtmasına izin vermeyen iktidarın, bu tür siyasi yapıların ilkokul, ortaokul ve liselere kadar girip çocuklarla birebir muhatap olmasına ses etmemesini asla kabul etmeyiz" diyen Tolu, Eğitim-Sen olarak tüm yerellerde bu girişimlerin hukuki olarak engellenmesine yönelik titizlikle çalıştıklarını belirtti. Ülkü Ocakları'nın Eğitim-Sen üyelerini tehdit ettiğini ifade eden Tolu, "Tabi ki bizim bu engelleme girişimlerimize karşı boş durmuyorlar. Konuyla ilgili duyarlılık gösteren üyelerimizi ve şube başkanlarımızı tehditlerle yıldırmaya çalışıyorlar. Fakat bu durumun karşısında sessiz kalmak bizim için söz konusu bile olamaz" diye konuştu.

ÇOCUKLAR VE VELİLER RAHATSIZ

İzmir okullarında bozkurt propagandası

Okullarda siyasi yapılardan herhangi birinin yeri olmaması gerektiğini savunan İzmir Veli-Der Başkanı Necati Kalafat, "Ülkü Ocakları bir sivil toplum faaliyeti olarak tanımlanıyor. Bunun benzeri Milli Eğitim Bakanı tarafından cemaatler için de söylendi. Biz okulların içerisine bu tür gruplar, bu tür faaliyetlerle girdiği zaman bir karşıtlık oluşturabileceğini savunduğumuz için karşı çıkıyoruz" dedi. Eğitim sisteminde çok ciddi yapısal sorunlar olduğunu belirten Kalafat, "Milyonlarca öğrenciyi üniversite sınavına sokup bunlardan sadece 50 ya da 100 binini işe yerleştirebiliyoruz. PİSA'dan gelen verilerde en düşük seviyeler bizim ülkemizde çıkıyor. Geleceksiz bir nesil yetiştiriyoruz ve bunlar hiç yokmuş gibi tarikatlar, cemaatler, ülkü ocakları ya da bir başka siyasal mekanizma okullarda siyaset üretmeye başlıyor" diyerek tepki gösterdi. Siyasi oluşumların okul içinde yer almasının Türkiye Cumhuriyeti Devleti tarihinde hiçbir zaman bu kadar yüksek bir seviyeye çıkmadığını vurgulayan Kalafat, " Kamu gücüyle, devletin gücüyle okullarda, bazen tarikatlar gelip faaliyet üretiyor, bazen ülkü ocakları geliyor, bu tamamıyla yanlış bir uygulama ve kabul etmiyoruz" dedi.

Çocukların da okullarında siyasi faaliyetler istemediğini belirten Kalafat, "Çocuklar gelecek diyorlar, eğitim istiyorlar. Daha nitelikli okullar istiyorlar. Öğlen sıcak bir yemek, temiz su, rahat ulaşım ağı istiyorlar. Sabahın köründe, karanlıkta okula  gitmek istemiyorlar. Bu kadar somut ve yakıcı talepler varken Ülkü Ocakları'nın, yerel seçim bahanesi ya da başka bir bahaneyle okullarda çalışma yapması doğru değil, öte yandan bu bir suç zaten" diye konuştu.
Velilerin de okullara siyaset girmesini istemediklerini ve konuya ilişkin büyük tepki verdiklerini ifade eden Kalafat, "Velilerin söylediği şey çok açık ve net: Okullarımıza siyaset girmesini istemiyoruz" dedi. İzmir'de Ülkü Ocakları'nın faaliyet göstermek için girdiği birkaç okul olduğunu belirten Kalafat, velilerin duruma tepki göstermesi üzerine tekrar böyle bir faaliyetin gerçekleştirilmediğini ifade etti. Kalafat, "Diğer okullardaki veliler de şunu bilsinler: Okul velileri okulun yönetiminde söz hakkına sahiptir. Eğer veliler çocuklarının arkadaşlarıyla kavga etmesini, sorunlar yaşamasını istemiyorlarsa yapacakları tek şey okul müdürüne gidip 'Hocam siz bu okula devlet tarafından atanmadınız mı? Sizin göreviniz bu okulun anayasaya, milli eğitim kurallarına göre yönetilmesi değil mi? Niye bunları okula sokuyorsunuz?' diye sormaktır. Emin olsunlar bu soruyu müdürlere ilettikten sonra ne Ülkü Ocakları ne de başka bir örgüttlenme okullara giremez" dedi. Sadece Ülkü Ocakları'nın değil tarikatların veya sol grupların da okula girmesinin yanlış olduğunu ifade eden Kalafat, "Bu ülke okullara siyaset girmesinin ne demek olduğunu 80'li yıllarda yaşadı. Kardeşin kardeşi öldürdüğü bir dönemden geçtik. Okullar çok hassas yerlerdir ve okulların dengesi zar zor kurulmuşken dernekler aracılığıyla tarikatların, cemaatlerin, siyasi oluşumların faaliyet göstermeleri okulların iç barışını bozacaktır" dedi.

NAZİ ALMANYASI ÖRNEĞİ

Okullarda çocukların kendi fikirlerini kendi yöntemleri ile hayata geçirmelerinin önemini vurgulayan Kalafat, "Mesela çocuk hayata, gençliğe dair gazete çıkarmak istiyor, gösterim yapmak istiyor, bir fikri söylemek istiyor. Elbette okul yönetimleri bunu desteklemeli. Ancak bu barış ve huzur içinde olmalı. Dışarıdan kocaman kocaman arabalarla çocukların ilgisini çekerek, güç gösterisi yaparak 'abilerin, ablaların' gelip de yönlendirmesi tümüyle yanlış" diye konuştu. Ülkü Ocakları'nın, tarikat ve cemaatlerin okul müdürlerine yönelik kendilerini Vali, Kaymakam ve Milli Eğitim Müdürü'nün gönderdiği gibi baskıcı söylemlerin tehlikeli olduğunu vurgulayan Kalafat, "Devletin gücü kullanılarak bu faaliyetler yapılamaz. 1933-35 yıllarında Almanya'da bu faaliyetlerin sıkça yapıldığını ve Nazi ideolojisinin dünyayı büyük bir savaşa sürüklediğini biliyoruz. Bizim ayrıştırıcı değil birleştirici hem de çocukların geleceğinde birleştiğimiz bir yaklaşıma ihtiyacımız var" diye konuştu. Siyasi oluşumların okulda gerçekleştirmek istediği faaliyetlerden ne beklentisi olduğunu soran Kalafat, "İki üç çocuğu etkileyerek ne bekliyorsunuz. İnsanlar çocuklarını okutmak ve bir meslek sahibi yapmak için binbir emek sarf ediyor. Bu çocuklar üniversiteden çıkıp iş bulamadığında Ülkü Ocakları mı iş bulacak, ya da tarikatlar mı bu işi çözecek. Kimse bunu yapmayacak. Okullarda siyasal beklentisi olan hiçbir unsur STK adı altında faaliyet yürütemez" açıklamalarında bulundu.

BAKANLIĞA ÇAĞRI

İzmir okullarında bozkurt propagandası

Sadece İzmir özelinde değil tüm şehirlerde herhangi bir siyasi örgütün eğitimi kendi amaçları için kullanmasının yanlış ve kabul edilemez olduğunu belirten Eğitim-İş İzmir 3 No'lu Şube Başkanı Sevda Ketenci, "Eğitimde ulusallık, bilimsellik ve çağdaşlık söz konusudur. Daha dün tarikat ve cemaatlerin ekonomik zorluk yaşayan aile çocuklarını cemaat yurtlarında barındırmaya zorlanması bu devletin en büyük ayıplarından ve kusurlarından biri olarak karşımıza çıktı. Bunun dışında Ülkü Ocakları veya siyasi başka herhangi bir yapının da okullara girmesine izin verilmemeli" dedi.  Okullara müdahale edecek her türlü eğitim dışı yapının ülkenin geleceğini tehlikeye atacağını vurgulayan Ketenci, "Milli Eğitim Bakanlığı'nın, İl ve İlçe Milli Eğitim Müdürlerinin en büyük işleri okullara dışarıdan hiç kimsenin müdahale etmesine izin vermemektir. Evet eğitim politiktir ancak siyasi yapılanmalardan uzak tutulmalıdır. Bu tarz uygulamaların engellenmesi için Milli Eğitim Bakanı ve sorumluları göreve davet ediyoruz" diye konuştu.

Kaynak: YENİGÜN GAZETESİ

21 Şub 2024 - 10:33 - İzmir Haberleri


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.