İzmir bildiğiniz gibi değil!

Seçimlere hangi partinin kazanacağı penceresinden bakarsanız İzmir bildiğiniz gibi. Ancak İzmir'de durum bildiğiniz gibi değil!

Nedim Kirtiş
Nedim Kirtiş Tüm Haberleri
İzmir bildiğiniz gibi değil!
İzmir bildiğiniz gibi değil!
+9
Haber albümü için resme tıklayın

HAKAN DİRİK / YENİGÜN - Farkında mısınız, seçim var!

Sığ/sağ siyaset, özellikle 14-28 Mayıs deneyiminin ardından toplumu öylesine kendinden uzaklaştırdı ki, ne partilerin yapay kavgaları ne de adayların seçimden sonra unutulmak üzere adet yerini bulsun diye apar topar hazırlanmış basmakalıp projeleri seçmenin dikkatini çekmeye yetmiyor.

GAZZE VE KANALİZASYON

İzmir bildiğiniz gibi değil!

Bu kez milliyetçi oylar için savaş havası yaratılmayınca seçim olduğunu anlamak iyiden iyiye zorlaşıyor. Gerçi iktidar kanadı, zaman zaman Gazze'deki çatışmaları, belediyenin kanalizasyon işleriyle aynı cümlede kullanmaya çalışıyor ama çabanın absürtlüğü bariz biçimde sırıtıyor. İYİ ve DEM Parti de kendi adaylarıyla seçime katılma kararı alınca, muhalefete gitmesi muhtemel oylar bölüneceği için üst perdeden vatan-millet edebiyatı yapmaya da gerek duyulmuyor.

Son cumhurbaşkanı seçimlerinin ardından 22 yıllık iktidarın değişeceğine olan inancın taban yapması, muhalif seçmenin de heyecanını söndürdü. Projektörü İzmir'e çevirdiğimizde, merkezi iktidara karşı duran kitle yoğunluğu nedeniyle o heyecan eksikliği daha fazla hissediliyor. Partilerin açıkladığı adayların profilleri de beklentileri karşılamaktan uzak olunca o heyecan bir türlü inşa edilemiyor.

KİMİN KALESİ?

İzmir bildiğiniz gibi değil!

İzmir, hayata bakış açılarına göre ülkenin geri kalanı tarafından ya “gavur” ya da “kale” olarak anılıyor. Bu kavramlar üzerinden de üzerine “siyasi elbise” biçilmeye çalışılıyor. Kentin hassasiyetlerini partilerine yontanlar İzmir'i “ CHP'nin kalesi” olarak dillendiriyor, ancak “kaziye-i anha” öyle değil. İzmir'in, kurulduğundan bu yana merkezde iktidar olan AK Parti'yle yıldızı hiç barışmadı. AK Parti, Anadolu'da merkez sağın “buharlaşmasından” oluşan boşluğa otururken, İzmir'de hep “siyasal İslam'ın partisi” olarak algılandı. Oysa İzmirli, Cumhuriyet'i, ülkenin kurucu lideri (İzmirlilerin çoğunluğuna göre tek) Atatürk'ü, çağdaş yaşam tarzını korumaktan yana tavır koymaktan başka bir şey yapmıyordu. AK Parti'yi (yine onlara göre AKP) bu değerlerine karşı tehdit olarak algıladığı için “akacak mecra” ararken CHP'ye yakalandı.

Söz konusu durum, yalnızca AK Parti'den ibaret de değil. İzmirlinin geçmişteki seçmen davranışlarına bakıldığında “iktidar alerjisi” olduğu ortaya çıkıyor. Bugünkü hassasiyetlerini geçmişte de taşıyarak ancak merkez sağdaki partileri daha özgürlükçü bularak onlara yöneldiği görülüyor. 90'lı yıllardaki Yüksel Çakmur-Burhan Özfatura tahterevallisinde de merkezi iktidarla İzmir'deki yerel iktidar pek aynı potaya girmedi.

SANDIĞA 5 KALA

İzmir bildiğiniz gibi değil!

“Sandığa 5 kala” partilerin İzmir'deki durumuna gelince... CHP'yle başlayalım. İzmir için “kale” söylemini “Amiral gemisi”yle değiştirerek işe başladılar. “Değiştim” diyen CHP, bunu fırsat bilerek, mevcut belediye başkanını aday göstermedi. Son kurultayın asıl galibi Ekrem İmamoğlu, belediye başkan adayları belirlenirken Genel Başkan'a pek hareket alanı bırakmayınca, “Titanik'in Özgür Kaptanı” İzmir'in adayları üzerinde çalıştığını “ özel olarak ilgileniyorum” diyerek duyurdu. Kimi aday gösterse “deprem etkisi” yaratacağı önceden belliydi, ancak seçim sonrası kurultay hesapları daha ön planda olunca mevcut başkan Tunç Soyer'i çizdi. Kurultay sürecinde kendisine ilk desteği açıklayan Karşıyaka Belediye Başkanı Cemil Tugay'ı “büyükşehir başkan namzeti” olarak ilan etti.

ZORAKİ FOTOĞRAF

İzmir bildiğiniz gibi değil!

İzmir'de CHP açısından “değişim” süreci son derece sancılı geçiyor. Kurultayda Kılıçdaroğlu'na açık desteği sonrası yeniden adaylığı tartışmaya açılmış olsa da beklenen gerçekleştikten sonra hiç de kenarda durmadı Soyer. Kendisine “haksızlık” yapıldığını her platformda dile getirdi. Çiğli'deki bir ilçe toplantısı hariç seçim çalışmalarında hiç yer almadı. Halefi Cemil Tugay'la, Özel'in de katıldığı bir iş dünyası toplantısındaki “mecburiyet” dışında bir fotoğraf karesine dahi girmedi. İmamoğlu'nun İstanbul'da Kürt seçmenin yoğun olduğu bölgedeki mitingine bile katıldı ama İzmir'de hep geride durdu. CHP'nin seçim çalışmalarına neden katılmadığı sorulduğunda “Başarısız bulunarak aday gösterilmeyen bir belediye başkanının, 'sütte leke var onda yok' denilen bir başkan adayının yanında olması ona zarar verir. Başarısız bulunduğum bir yerde CHP için yapacağım çalışmaların bir sınırı vardır” görüşünü dile getirmekten çekinmedi.

Peki Soyer'in aday gösterilmemesi, CHP oylarını olumsuz etkiler mi? İzmirli, isimden çok başta saydığımız hassasiyetler ışığında partiye oy veriyor. Dolayısıyla Soyer-Tugay değişiminin teoride negatif etkisinin olmaması beklenir. Mevcut Belediye Başkanı olarak da Soyer'in kişisel oyunun partisinin üzerinde olduğunu gösteren bir emare yok. Ancak Soyer'in DEM Parti'yle kurduğu sıcak ilişkinin mutlaka bir yansıması olacaktır. Soyer üzerinden beklentileri karşılanmayınca aday çıkaran DEM Parti seçmeni, özellikle meclis üyesi listesi ve belediye kademelerinde kendilerini ifade etme olanağı bulduğu CHP'ye önceki seçimler kadar sıcak yaklaşmayacaktır.

TUGAY'IN EN BÜYÜK AVANTAJI!

İzmir bildiğiniz gibi değil!

CHP adayı Tugay, seçimlere Karşıyaka Belediye Başkanı referansıyla giriyor. Ancak hangi İzmirli'ye sorarsanız sorun “Karşıyaka'da çok önemli işler yaptı, bunu İzmir geneline yaymasında fayda var” yanıtını almak çok zor. Hatta “Karşıyaka'da ne yaptı ki, büyükşehire aday gösterildi?” yanıtına daha çok rastlanıyor. Dolayısıyla Tugay'ın avantaj olması gereken referansı, bir anlamda dezavantajı. Bu yüzden özellikle kendi ilçesinden büyükşehire taşıyacağı oylarda gerileme olacağı iddia ediliyor.

Tugay'ın kampanya süreci de öyle ahım şahım geçmiyor. Hatta sosyal medyasını profesyonellerin yerine bizzat kendisinin kullanması, zaman zaman iletişim kazalarına yol açıyor. Örneğin “Ekmeğin fiyatının 7 lira olduğunu öğrendim. 1 Nisan'dan sonra 5 lira yapacağım” diye ortaya çıkması, sosyal medyada epey “gülümseten yorumlar” almasına neden oldu.

Ortada İzmirlileri heyecanlandıracak bir seçim vaadinin de olmaması, Tugay'ın bir başka dezavantajı. Hitabet açısından da kitlenin nabzını eline aldığını söylemek kolay değil. Durgun ve tekdüze konuşması, dinleyenlerin dikkatinin kolaylıkla dağılmasına yol açıyor. Bunun yanında nazik üslubu, yüz yüze temas kurduğu İzmirlilerde karşılık bulabiliyor. Sonuçta, Tugay'ın en büyük avantajı, partisinin kentteki yüksek oy potansiyeli olarak görülüyor.

LOGOSUZ KAMPANYA

İzmir bildiğiniz gibi değil!

AK Parti, yıllardır hayallerini süsleyen İzmir için parti tabanından gelen Hamza Dağ'ı aday gösterdi. Dağ, parti üst yönetimde söz sahibi, İzmir milletvekili belirli ölçülerde tanınan bir isim. Ancak İzmir-AK Parti ilişkisi göz önüne alındığında “ideal isim” olduğunu söylemek çok da kolay değil. Aday açıklanmadan önce kentte “Doğrudan partiyle anılmayan, İzmirlinin özellikle iş dünyasından tanıdığı, Demokrat Parti geleneğine atıfta bulunabilecek” bir isimle çıkması durumunda bu kez yönetimi CHP'den devralma şansı olabileceği konuşuluyordu. Ancak Hamza Dağ, gençlik kollarından bu yana “AK Partili” bir isim olarak bu niteliklerin örtüştüğü isim değil. O da bu dezavantajı partisinin adını ve logosunu kullanmadan yürüttüğü propaganda çalışmalarıyla kapatmaya çalışıyor. Bir anlamda AK Parti'ye değil, Hamza Dağ'a oy istiyor.

ÇITA UZAYA ÇIKTI!

İzmir bildiğiniz gibi değil!

Diğer hedef yerleşimlerde olduğu gibi İzmir'de de iktidarın gücü, hissettirilmeye çalışılıyor. Hemen her bakan, projelerle birlikte Dağ'ın yanında poz veriyor. Hatta Alper Gezeravcı aracılığıyla çıtayı uzaya kadar çıkarmış durumdalar!

Zaten Dağ'ın ekibi, seçim tartışmalarını yaşam tarzı, Cumhuriyet, modernite gibi kavramlardan uzaklaştırarak proje düzlemine çekmeye çalışıyor. Burada da daha önce kentliye sunulmuş “körfez geçişi” gibi bazı projeler yeniden ısıtılarak kentliye servis edilmeye çalışıyor.

Tabandan gelen bir isim olarak Hamza Dağ, Cemil Tugay'ın aksine partisinin kitlesini konsolide etmiş durumda. “Hizmet” söylemiyle İzmirlileri ikna çabası dikkat çekiyor. Bu söylemin ne ölçüde karşılık bulacağından çok İzmirlinin “muhalefet yorgunluğu” yaşayıp yaşamayacağı seçimdeki performansında etkili olacak gibi duruyor.

EN GÜÇLÜ CV

İzmir bildiğiniz gibi değil!

İYİ Parti adayı, İzmir milletvekili Ümit Özlale. Partisinin adaylığını seçimde çok önce ve ilk ilan ettiği isim. Seçmen “CV'ye göre” karar verecek olsa en güçlü adayın Özlale olduğunu söylemekte hiç sakınca yok. Hatta, Meral Akşener ittifak masasından kalkmadan önceki İYİ Parti rüzgarı bugün de esiyor olsa, Özlale yarışın güçlü adaylarından biri olacaktı. Ancak o rüzgarın yerinde yeller esiyor! Zaten Özlale de “keşke” diyerek bu durumu kabul ediyor.

Merkez medyanın kendisine kapıları kapatması, Özlale'nin düşüncelerini kamuoyuna aktarmasının önünde en büyük engel. Hatta yerel medyada yer bulmakta zorlanabiliyor. Zafer Partisi Genel Başkanı Ümit Özdağ'la girdiği polemikte bile geri adım atmaması, onun açısından artı puan. Partisinin bilinen yapısına rağmen “Ben kendimi milliyetçi-muhafazakar olarak tanımlamıyorum” demekten çekinmiyor. Tüm dezavantajlarına rağmen Özlale, seçimi kazanmaya yetmese de birikimiyle, çizdiği profille oy oranı açısından sürpriz yapabilir. Zira İzmir, Cem Uzan'ın Genç Parti'sini bile zamanında Türkiye'deki en yüksek oy oranına taşımış bir kent!

DEM'İN ONUR MESELESİ

İzmir bildiğiniz gibi değil!

DEM, İzmir için uzun süre Tunç Soyer'in adaylığı için CHP'yi beklemişti. Hatta Ağaç ile birlikte konuştuğumuzda Birdal, “CHP Soyer'i aday gösterseydi biz sizinle aday olarak röportaj yapıyor olmayacaktık” diyecek kadar kartları açık oynuyor.

Sonuç, beklentileri doğrultuda olmayınca DEM Parti'nin İzmir'den aday çıkarması, bir bakıma onur meselesi. Hak mücadelesine omuz vermesiyle tanınan eski İHD Başkanı Akın Birdal, iki eşbaşkan adayından biri. Parti binasında vurulan Deniz Poyraz'ın avukatı Türkan Aslan Ağaç'ın adaylaştırılması da kamuoyuna verilen önemli bir mesaj. DEM'in aday çıkarması, bir bakıma “varlık” mücadelesi.

Herkes İzmir'de kendine göre bir “kale” buluyor ama kentin en bilinen kalesi, Kadifakele. Orada da DEM Parti bayrağı dalgalanıyor! Ancak bu bayrağın kentin genelini kapsayacağını düşünmek safdillik olur. DEM; Birdal ve Ağaç'la “varız” diyor, ancak kitlesi kendini CHP içinde özellikle meclis üyeliklerinde bir nebze olsun ifade edebildiği için seçim sonuçları, varlığının karşılığı olmayacaktır.

SÖYLEM FUKARALIĞI

İzmir bildiğiniz gibi değil!

Adayların genel çizgisine bakıldığında bir “söylem fukaralığı” olduğunun altını çizmek gerekiyor. Onlara çok yüklenmenin anlamı yok, çünkü aynı eksiklik parti genel merkezlerinde yok mu? Hangi parti yerel yönetimlere bakış açısı üzerinden siyasal iletişim kurguluyor ki... Yine de haksızlık etmeyelim, öyle bir ideolojik duruşları olsa mutlaka yapacaklardır!

Bu durumun tersine işleyeceği varsayılan yapılardan TİP İzmir büyükşehirde aday çıkarmazken TKP, TKH gibi partiler seçim çalışmalarını parti ideolojisini kitlelere anlatmak için fırsat olarak görüyor.

MUHALEFET YORGUNLUĞU

İzmir bildiğiniz gibi değil!

Sonuçta İzmir bildiğiniz gibi... Ama bir yandan da bildiğiniz gibi değil! Bir “muhalefet yorgunluğu” olduğunu söylemek mümkün. İzmirlilerin, bugüne dek belki de CHP'ye hak ettiğinden fazla yüz verdiklerini oylarıyla söyleyeceği bir seçim sonucu kapıda gibi duruyor. Ancak bu “İzmir kalesi yıkılacak” gibi algılanmasın. 1 Nisan sabahı seçim sonuçları yorumlanırken CHP'liler büyükşehir belediyesini aldıkları için yine zafer kazandıklarını düşüneceklerdir. Ancak kaybedecekleri ilçe sayısı bir yana, seçime katılım oranı, geçersiz oylar ve en önemlisi “alınan oy sayısı” hesaplandığında sandıktan CHP açısından “sürpriz” çıkması kaçınılmaz gibi duruyor.

“Seçim zaferinin” nasıl olacağına gelince... İzmirlilerin seçmen davranışına ilişkin bir “latife” ile açıklamaya çalışalım. Anadolu'da yaşlı teyzelerin bir otobüse binerkenki davranışlarını gözümüzde canlandırmaya çalışalım. Bir eliyle otobüsün kapısını tutup, ağrıyan ayaklarını merdivene koyarken “Biss... millahirrahmanirrahim” diye fısıldadığını duyabilirsiniz. Sıra “İzmirli teyzelere” gelince o adımın “Mıss...tafa Kemal Atatürk!” diyerek atılması işten bile değil!

Örnek abartılı olabilir, ama her ne kadar şikayet etseler de İzmirlilerin yine, bu kez eksilen oranda CHP'ye yöneleceği anlaşılıyor. AK Parti karşıtlığı nedeniyle yıllardır olduğu gibi “kerhen” oyların devreye girmesiyle CHP'nin, seçimden sonra kendi içinde devir-teslim yapacağı görülüyor.

Kaynak: YENİGÜN GAZETESİ

29 Mar 2024 - 06:45 İzmir- İzmir Haberleri


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.