DEM Partili Kuruş’tan ‘Van’ çıkışı: Sadece başlangıç!

DEM Parti İzmir İl Eş Başkanı Mehmet Kuruş, Van’dan ülkeye yayılan protestoları Pınar Teke ile Yenigün’de Sabah programında değerlendirdi.

Nedim Kirtiş
Nedim Kirtiş Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

DEM Parti’nin, Van Büyükşehir Belediye Başkanı seçilen Abdullah Zeydan'ın seçilme hakkının geri alınmasının ardından mazbatanın AK Partili Abdulahat Arvas'a verilmesi Van başta olmak üzere Türkiye’nin bütün illerinde protestolara neden oldu. Bazı illerde eylem hakkı kısıtlanırken bazı illerde ise sokağa çıkma yasağı uygulanmaya başlandı. Dün de İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından yapılan Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde yapılan eyleme polisten müdahale geldi. DEM Parti İzmir İl Eş Başkanı Mehmet Kuruş, gelişmeleri değerlendirmek için Pınar Teke ile Yenigün’de Sabah programına katıldı.

‘TEHLİKEYİ GÖRMELİYİZ’

DEM Parti İzmir İl Eş Başkanı Mehmet Kuruş, Van’da yaşanan krizi ‘siyasal komplo’ olarak değerlendirerek, “Türkiye halklarına yönelik bir darbe olarak okumak ve bu şekilde değerlendirmek gerekiyor. Hukukun siyasal iktidara hizmet eden bir tahakküm aracına dönüşmesi tehlikesiyle karşı karşıyayız. Ülkede yaşayan ve uygulanan politikalara karşı çıkan, muhalefet etme hakkını kullanan her yurttaşa müdahale etme zemini olduğunu bilmek demek. Bu son derece tehlikeli bir durum. Yurttaşın sürece katılamaması, demokratik işleyişin dışında kalması, muhalefet hakkının gasp edilmesi ve ayrımcılık politikaların meşruluk kazanması tehlikesi ile karşı karşıyayız. Buna bir eylem geliştirilmezse Van’daki irade gaspı ve darbenin Türkiye’nin diğer illerine yayılabileceği tehlikesini de görmek gerekiyor. Bunu sadece Kürt sorunu çerçevesinde ele almak, meseleyi doğru kavrayamamaktır. Bu Türkiye sorunudur, Kürt sorunu olduğu kadar da Türk sorunudur. Bu ülkede özgürlük, eşitlik, adalet, insanca yaşamak isteyen, demokrasinin yaşatılmasını isteyen herkese yönelik bir darbedir. Van’da da durum bundan farklı değil, 29 Mart’ta mesai bitimine 5 dakika kala seçilme yeterliliğine sahip olmadığını iddia edilmesi hukukun hile aracı olarak kullanılması, eşitlik ilkesinden saparak iktidara hizmet eden araca dönüşmesi demektir” dedi.

‘BUNLARIN ÖNÜ ALINMAZSA…’

Yaşanan olayların antidemokratik politikalara karşı halktan gelen örgütlü tepki olduğunu vurgulayan Kuruş, “Bu ana sütü kadar helal bir uygulamadır. Bunun dışındaki her türlü yaklaşım, yurttaşın sesinin kısılması, demokratik itiraz hakkına müdahale edilmesi, demokratik bütün değerlerin yok edilmesi ve despotik bir yönetimin giderek kurumlaştırılarak meşruluk zemine oturtmaya çalışılması olarak görülmelidir. İktidarın tepkisizlikten beslendiğini, tepkiyi şiddet içeren yöntemlerle bastırarak uygulamayı rutin hale getirmek istediğini geçmiş deneyimlerimizden biliyoruz. Van aslında bir başlangıç olarak okunup görülmeli. Demokratik tepkiler demokratik bir zemin içerisinde ifade edilemez ve muhalefet bir araya gelip bu hukuksuz uygulamaya karşı tek ses olamazsa hatta AKP içinde demokratik bir ülkede yaşayan yurttaşların ceberut yönetime karşı tepkisini ifade etmesinde gecikme yaşanırsa demokratik hakkını kullanmak isteyen bütün yurttaşların iradesinin gaspı şeklini alacaktır. Van doğru tepki geliştirmezse çok büyük bir tehdit. Bunun önüne geçilmezse yaşamımıza ipotek konulacak” şeklinde konuştu.

İzmir’de yaşanan gözaltıları değerlendiren Kuruş, “İzmir’de Emek ve Demokrasi Güçleri’nin çağrısı ile yüzlerce insan Kıbrıs Şehitleri Caddesi’nde bir araya geldi. Yurttaş olmaktan kaynaklanan haklarını kullanmak amacıyla bir araya gelen kitleydi. Türkiye’de geliştirilmek istenen antidemokratik uygulamalara karşı itirazını güçlü bir şekilde ifade etmek isteyen örgütlerdi. Polisin orantısız şiddeti ve gözaltı ile basın açıklaması gerçekleştirildi” ifadelerini kullandı.

‘TÜRKİYE’YE DARBE’

Son olarak protestolara karşı iktidar tarafından alınan kararları değerlendiren Mehmet Kuruş, “15 gün süre ile sokağa çıkma yasağı ve itirazların yasaklanması suçu örtbas etme girişimidir. Yani Van halkının sesinin çıkmasına, itiraz etmesine müdahaledir. Demokratik bir ülkede değil bu uygulamayı hayata geçirmek düşünmek, tartışması ile abesle karşılanır. Bu tür uygulamalar Kürtler ve Kürt illeri söz konusu olduğunda muhalefet etme hakkını kullanmak isteyen kesimlere karşı rahatlıkla hayata geçiriliyor ve meşru görülüyor. Sıkıntının daha büyüğü Türkiye’nin başka illerinde yaşayan ve bu uygulamalar tanıklık ederek sessiz kalan siyasal partiler, demokratik kitle örgütleri ve sivil kurumlardır. Bu Türkiye’ye bir darbedir. Muhtemelen kayyım atanan şahsı başkan olarak konumlandırmak isteyecekler. Ancak, demokratik tepkiler doğru temelde geliştiğinde hükümetler çaresiz kalır, attıkları yanlış uygulamadan vazgeçmek zorunda kalırlar. Bundan sonraki süreci sessiz kalmayanlar belirleyecek. Bir seçim düşündüklerini zannetmiyorum” açıklamasını yaptı.

03 Nis 2024 - 14:43 İzmir- İzmir Haberleri

Mahreç  Pınar Teke


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.