Marmara Gölü’nde yaşam mücadelesi

Yanlış tarım ve su politikalarıyla kurutulan Marmara Gölü’nde tarım yapılmasına ilişkin verilen “ÇED gerekli değildir.” kararına karşı açılan davada bilirkişi keşfi yapıldı. Çevreciler ve uzmanlar ise gölün eski haline getirilmesini istiyor

Zeynep Gizem Eskici
Zeynep Gizem Eskici Tüm Haberleri
Marmara Gölü’nde yaşam mücadelesi
Marmara Gölü’nde yaşam mücadelesi
+1
Haber albümü için resme tıklayın

KENAN YEŞİL / YENİGÜNTürkiye’nin önemli sulak alanlarından biri olan Manisa’daki 'Ulusal Öneme Sahip Sulak Alan' tescilli, 'kuş cenneti' olarak bilinen Marmara Gölü ana besleme kaynağının Gördes Barajı'nda tutulması, Kum Çayı üzerindeki doğal akışı engelleyen kum ocakları ve suyun iletim kanallarından göle ulaşmaması gibi tehditler nedeniyle yok oldu.

Marmara Gölü’nde yaşam mücadelesi

Marmara Gölü’ndeki kurumanın ardından Manisa Valiliği, Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü ile Tarım İşletmeleri Genel Müdürlüğü (TİGEM) arasında 4 Kasım 2022’de Marmara Gölü Sulak Alanı Rehabilitasyon Üzerine İş Birliği Protokolü imzalanmıştı. Tarım ve Orman Bakanlığı’na bağlı Ulusal Sulak Alan Komisyonu, “Manisa İli Gölmarmara İlçesi sınırları içerisinde bulunan Marmara Gölü’nün eski haline gelmesi durumunda koruma bölgelerinin yeniden değerlendirilmesi kaydıyla, Revize Sulak Koruma Bölgeleri sınırlarının onaylanması ve uygulanması” kararı vermişti. Bu karar ile gölde TİGEM tarafından tarım faaliyetlerinin gerçekleştirilmesini meşrulaştırmıştı. Gölün kurutulmasının ardından ortaya çıkan ekolojik açıdan değerli çamur düzlükleri ise tarım alanına dönüştürülmesine çok sayıda çevreci dernek ve doğaseverlerin yanı sıra göl çevresinde yaşayan kişilerle birlikte dava açılmıştı. Mart 2023’te ilgili Mahkeme, işbirliği protokolünün tüm imzacılarını davaya dahil etmiş, dava konusu işlem ile ilgili kurumlardan savunmalarını göndermelerini istemişti. Şubat 2023’te TİGEM’in Marmara Gölü’nde tarım yapması için Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) sürecinde ÇED gerekli değildir kararı çıkmıştı. Nisan 2023’te Doğa Derneği paydaşlarıyla bu karara yönelik iptal davası açmıştı. Revizyon kararı ve işbirliği protokolüne karşı açılan davanın 25 Mart 2024’te bilirkişi keşfi gerçekleşti.

Marmara Gölü’nde yaşam mücadelesi

TİGEM’in göl tabanını tarıma açtığına dikkat çeken Doğa Derneği Sulak Alanlar Uzmanı Burçin Yaraşlı, “Sulak alanlar tarih boyunca, insanların etrafında yerleşim yerleri kurduğu ve etkileşim içerisinde bulunduğu ekosistemlerdir. Zengin biyoçeşitliliğe ve beraberinde getirdiği kültüre sahip ekosistemler olan sulak alanlar insan dahil pek çok canlı için vazgeçilmez yaşam alanıdır. Kurutulmuş olsa da göl ekolojik önemini korumaya devam etmektedir. Gölde yaşayan yüzbinlerce suya bağımlı canlının yaşam alanı. Buradaki faaliyetler devam ederse sulak alan ekosisteminin bütünlüğü ortadan kalkacak, buradaki ekolojik yaşamı olumsuz yönde etkilenecektir. Göl tabanında yapılan tarım faaliyetleri bölgedeki yer altı su seviyelerinin daha da aşağıya çekilmesine neden olacaktır. Türkiye’de şu ana kadar tespit edilen 500 kuş türünden 178’i bu alanda ve yakın çevresinde yaşamaktadır. Marmara Gölü biri göle, dördü Gediz Nehri ve Batı Anadolu akarsu havzasına ait 5 endemik tatlı su balığı türüne ev sahipliği yapmaktadır. Alanda Bern Sözleşmesi kapsamında koruma listelerinde bulunan ve alanın Ramsar Alanı olma kriterlerini sağlayan türler olduğu görülmüştür. Hali hazırda nesli tehlike altında kuş ve balık türlerine ev sahipliği yapan göl, türler ve popülasyonları için küresel ölçekte de önem taşımaktadır ve türlerin geleceği için korunması gerekmektedir. Marmara Gölü’nü korumak, hem balıkçılığı sürdürmek hem de göl çevresinde sürdürülebilir tarım yapılmasını sağlamak için önemlidir. Gölün tamamen kuruması balıkçılık faaliyetlerinin bitmesine neden olmuştur. Bölgenin iklimi değişmiş, göl çevresindeki çiftçiler üzüm bağlarını ve zeytinlerini don vurduğu için ekonomik olarak etkilenmişlerdir” dedi.

Marmara Gölü’nde yaşam mücadelesi

Yasak yolla arazi kazanılamaz

Gölün, Sulak Alanların Korunması Yönetmeliği’ne göre Ulusal Öneme Haiz Sulak Alan statüsünde olduğunu vurgulayan Burçin Yaraşlı, ilgili yönetmelikte sulak alanların ekolojik karakteri korunarak gelecek nesillere aktarılmasına imkan sağlayacak sürdürülebilir şekilde kullanılmasını ifade ettiğini belirtti. Yönetmeliğe göre sulak alanların doldurulması ve kurutulmasının yasak olduğunu ve bu yolla arazi kazanılamayacağının altını çizen Yaraşlı, “Yönetmelik ayrıca buna aykırı olarak arazi kazanılması halinde söz konusu alanın faaliyet sahibince eski haline getirilmesini söylemektedir. Marmara Gölü'nün hayatta kalmaya devam etmesi için TİGEM'in alanda tarım yapmasının önünü açan protokol iptal edilmeli. Gördes Barajı’ndan Marmara Gölü’ne su bırakılması, Ahmetli Regülatörü'nden Marmara Gölü’ne su verilmesi ve göl çevresindeki alternatif su kaynaklarından göle su sağlanması gerekiyor. Ayrıca, Kum Çayı’nın nehir yatağında kontrolsüz ve denetimsiz kum ocağı işletme faaliyetlerinin sona erdirilmesi ve derivasyon hattında nehir yatağının düzenlenmesi, göl Çevresinde tarımsal üretim kuyuları ve su çekiminin kontrol altına alınması gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Marmara Gölü’nde beklenen son hazırlandı

Marmara Gölü’nün DSİ tarafından önüne set çekilerek yapılan yapay bir göl olduğunu belirten Türkiye Bilimler Akademisi (TÜBA) Çevre, Biyoçeşitlilik ve İklim Değişikliği Çalışma Grubu Üyesi ve İklim Bilimci Prof. Dr. Doğan Yaşar:

“Marmara Gölü o kadar güzel işe yaradı ki yeraltı sularını çok iyi besledi. Tarım ve kuyular için çok yararlı oldu. Bölgedeki köylerde balıkçılık yapıldı. Çok güzel bir şekilde giderken tarımda bilinçsiz su kullanıldı. Ayrıca, İzmir kullanma suyunun günde 250 bin metreküpünü Manisa’dan çekiyor. Manisa ilinin kendisi de 300 bin metreküp gibi yeraltı sularından çekiyor. Sürekli olarak günde 550 bin metreküp su çekildi. Bu kadar suya Marmara Gölü’nün idame etmeye gücü yetmedi. Yeraltı sularının ana kaynağı sulak alanlar ve göllerdir. Yanlış tarım politikalarıyla beraber göl kurudu. Zaten kuraklık tehdidini belliydi. Bölgede kuraklığa dayalı ürün değişikliği yapılmadı. Kullanma suyu her gün kullanıldı. Tarım için su kullanıldı ve beklenen sonu hazırladı."

Marmara Gölü’nde yaşam mücadelesi

Marmara Gölü’nü yeniden kazandırmalıyız

Geçen yıl kuruyan Marmara Gölü’nde insanlar arasında çatışmalar başladığına dikkat çeken Prof. Dr. Doğan Yaşar, “Bölgede şimdi tarım kavgası var. Bölgenin tarım alanı olarak kullanılmasına karşıyım. Çünkü su çok daha önemli. Marmara Gölü’nü basit bir göl olarak geçiştiremeyiz. Yeraltı suları için çok ciddi bir kaynak. Marmara Gölü bir şekilde yeniden kazanılmalı. Bunun için hem İzmir hem Manisa için kullanma suları mümkün olduğunca yüzey sularından alınmalı. Marmara Gölü tekrar göle çevrilmeli. Bölgenin tarım alanı olarak değil göl olarak kullanılması hem İzmir hem Manisa için çok daha önemli” ifadelerini kullandı.

07 Nis 2024 - 20:00 - Yenigün Özel Haberler

Mahreç  Kenan Yeşil


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.


Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml