Prof. Dr. M. Bülent Ertuğrul: “Hastaneye tüfekle giden şahıs adliyede yakalansa ne olurdu?”

İnfeksiyon hastalıkları uzmanı ve klinik mikrobiyoloji uzmanı Prof. Dr. M. Bülent Ertuğrul, Yenigün'de Sabah programına konuk oldu. Şehir Hastanesi’nde yaşanan olayı değerlendiren Prof. Dr. Ertuğrul, “Bu kişi adliyede yakalansa ne olurdu? Sağlık çalışanları için de aynı önlemler alınmalı” dedi.

Aslı Coşar
Aslı Coşar Tüm Haberleri
Büyütmek için resme tıklayın

HABER MERKEZİ

Bayraklı Şehir Hastanesi’nde meydana gelen tüfekle rehin alma olayını değerlendiren Prof. Dr. Ertuğrul, “Sabah vatandaş evden, ‘Doktor katliamı yapacağım’ diye çıkıyor, ailesine de bunu ifade ediyor. ‘Pazara gidip alışveriş yapacağım’ der gibi. Bu durum, gelinen noktanın ne kadar kötü olduğunu gösteriyor.  O kadar sıradanlaşmış ki doktoru dövmek, öldürmeye kalkışmak. Aile kolluk güçlerine haber verince şahıs hastane girişinde yakalanıyor, emniyete götürülüyor, ifadesi alınıyor, silahına el konuluyor ama ondan sonra serbest bırakılıyor. Ortada tehdit edici bir unsur var ama ifadesini alıp serbest bırakıyorsunuz şikayet olmadığı için. Akşama kadar hastanede dolaşıyor. Kıyafet değiştirerek bir daha geliyor. Bir ara şahıs güvenlik tarafından alınıyor, muayene olacağını söylüyor, KBB’de muayene de ediliyor. Hatta orada da doktorlara kötü davranışlarda bulunup sorun çıkarıyor. Artık bu şahsın bir şeyler yapacağı belli.  Yapılması gereken, onu bir şekilde uzaklaştırmak. Bir karar alınması, işlem yapılması gerekiyor. Şahıs akşam tekrar servise çıkıyor. Arkadaşlar o zaman kendilerini korumaya alıyor. Doktorlar kendilerini korumak için bir odaya çekilip kapının önüne barikat kuruyorlar. Sağlıkta şiddetin fotoğrafı bu. Sağlık çalışanının can güvenliği yoksa sağlık hizmeti verilemez. Bu kişi adliye kapısında yakalanırsa ne olurdu? Avukat arkadaşlar bunu söyleyince bize kızıyor. Onların yaptığı iş tabii ki çok değerli ama sağlık çalışanları için de böyle önlem alınmalı. Sağlıkta şiddeti düşünen veya uygulayan herhangi bir bireyin ciddi yasal yaptırımlarla karşılaşacağını bilmesi gerekiyor” dedi.

“Ciddi cezai müeyyideler gelmeli”

Sağlıkta şiddete çözül olması adına Türkiye’nin tekrar kamucu sağlık hizmetine dönmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Ertuğrul, “Koruyucu sağlık hizmeti öncelenmeli. Aşı, anne çocuk sağlığı gibi. Bunlar eskiden sağlık ocaklarında yapılan çalışmalardı. 1970’lerde başlayan aşı kampanyaları sayesinde Türkiye Dünya Sağlık Örgütü’nün önlenebilir hastalıklar konusunda gururla gösterdiği ülkelerden biriydi. Sağlık okuryazarlığını artırmak gerekiyor. Bunları yaptığınız zaman uzun vadede belirli bir düzelme sağlarsınız. Sağlıkta şiddetle ilgili ciddi cezai müeyyideleri içeren yasa değişiklikleri yapmanız gerekiyor” diye konuştu.

“Giderlerse gitsinler, derseniz vatandaş da doktoru dövebileceğini düşünür”

“En tepeden aşağı doğru doktoru değersizleştiren bir söylem varsa bu durum vatandaşta bu şekilde ifadesini buluyor” diyen Prof. Dr. Ertuğrul, sözlerini şöyle sürdürdü: ‘Giderlerse gitsinler’ denildiği anda vatandaş da, ‘Ben doktoru dövebilirim’ diyor. Bir meslektaşımız ‘malpractice’, yani hata davasında birkaç ömür çalışsa ödeyemeyeceği bir tazminatla karşılaştı. 30 küsur milyon civarında… Defansif, savunmacı tıp denilen bir durum oluşuyor. Doktor müdahale etmekten çekinir duruma geliyor. Yaptığımız iş riskli, hiçbir garantisi yok. Her şeyi bilimsel kriterle yapsanız bile komplikasyon oluşabilir ama doktor tamamen savunmasız. Doktor hastaya dokunmaktan çekinir hale gelmiş durumda. Bunu değiştirmek gerekir. Sağlıkta şiddet sadece sağlık çalışanlarının değil, vatandaşın da sağlığına zararlı bir şey."

“Listemizin çoğunluğu kadın. İzmir’e de bu yakışır”

İzmir Tabip Odası’nın yönetimi için yarışan üç gruptan ‘Demokratik Katılımcı Hekimler Grubu’nda yer alan Prof. Dr. Ertuğrul, “Üç grup da çağdaş, demokratik, laik bir ülkede yaşamak ve hizmet sunmak istiyor. Bizim farkımız, TTB’ye bakış açısında” dedi. TTB’nin geçmişten gelen geleneğini savunmaya devam ettiklerini vurgulayan Prof. Dr. Ertuğrul, “Bizim en önemli farkımız bu. TTB 1953’te yasayla kurulmuş kamu kurumu niteliğinde bir meslek örgütü. Hekimlerin haklarını ve halkın sağlığını koruyucu politikaları uygulamakla mükellef. TTB’nin yaptığı o kadar çok iş var ki aslında. Bunları görünür hale getiremedi belki. Asistan hakları, hekimlerin özlük hakları, nöbetler, emekli hekimler,  sağlık alanındaki çalışmalar, açılmış davalar, kazanılmış haklar var. Halkın sağlığını doğrudan veya dolaylı ilgilendirecek konularda açıklamaları var. Doğa katliamları, maden kazaları, çocuk işçiliği de halkın sağlığını ilgilendirir. TTB, demokrasi mücadelesi içinde konumlanmak zorundadır. TTB, tavrını ülkedeki demokratik hakların gelişmesinden yana koyar. Bu geleneği sahipleniyoruz. Ayrıca üç grup içinde en genç ekip biziz. Bir grubun yaş ortalamasından yaklaşık 18 yaş küçük yaş ortalaması. 57 yaşındayım, yönetim kurulu içinde en ileri yaşta olan benim. 30 kişilik listede 18 kadın adayımız var. Sanırım İzmir’e de bu yakışır. Kadınların daha güçlü olduğu, genç, aktif, sahada da çalışan bir ekip olarak öne çıkıyoruz. Bir kadın adayımızın başkan olması yönünde ağırlıklı bir görüş var” ifadelerini kullandı.

25 Nis 2024 - 12:33 - İzmir Haberleri

Mahreç  Pınar Teke


göndermek için kutuyu işaretleyin

Yorum yazarak Gazete Yenigün Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan yorumlardan Gazete Yenigün hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Haber ajansları tarafından servis edilen tüm haberler Gazete Yenigün editörlerinin hiçbir editöryel müdahalesi olmadan, ajans kanallarından geldiği şekliyle yayınlanmaktadır. Sitemize ajanslar üzerinden aktarılan haberlerin hukuki muhatabı Gazete Yenigün değil haberi geçen ajanstır.


Yenigün Gazetesi - İzmir haberleri https://yenigun.com/google-news.xml https://yenigun.com/sitemap.xml/ https://yenigun.com/sitemap-latest.xml