Av. Ahmet Tamer'in 16 Mart 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

İslami hassasiyetleri olan bir kısım kesimde Ak Parti’siz bir Türkiye’de dindarların tekrar “mazlum” konumuna düşeceği korkusu halen hakim durumda. Sürekli İslâmi referanslarla siyaset yapan ve yersiz olan bu korkuyu sürekli pompalamaya devam eden Ak Parti’li yöneticileri ve politikalarını, bu bağlamda sorgulayan, mukayese yapan, eleştiren ve muhalefet eden bir bakış açısıyla değerlendirmek istiyorum.

Kur’an’ın en temel kavramlarından biri adalettir ve adaletten sapmanın kendi aleyhine dahi sonuçları olsa bile hiçbir bahanesi ve gerekçesi olamaz. Yine Allah c.c. adaletten bahsederken birçok ayette liyakatten de bahsetmektedir. Güzel bir kıssa ile devam edelim;

Peygamber efendimiz zamanında, Uhud ve Hendek savaşlarında Müslümanlara karşı kılıç sallayan Osman bin Talha, Kâbe’nin bakımı, anahtarlarının muhafazası ile ziyarete açılması görevini nesillerdir ifa eden bir aşiretin temsilcisiydi ve Mekke fethedildiğinde Kâbe’nin bakım görevi ve anahtarı da kendisindeydi. Bir çok kaynakta farklı rivayet edilse de sonuçta Kâbe’nin anahtarının, fetih ile birlikte bir Gayrimüslim’den alınıp kime teslim edileceği noktasında tartışmalar yaşanmış ve herkes Peygamber’den bir karar almasını bekler iken Nisa Suresi’nin 58. Ayeti hasıl oldu; ‘Allah size, emanetleri mutlaka ehline vermenizi ve insanlar arasında hükmettiğiniz zaman adaletle hükmetmenizi emreder. Allah size ne güzel öğütler veriyor. Şüphesiz Allah her şeyi işitmekte, her şeyi görmektedir.’  

Ayet'in inmesiyle birlikte Kabe’nin anahtarları uzun yıllardır, Kâbe’nin nasıl temizleneceğini, nasıl sahip çıkılacağını çok iyi bilen işinde ehil ama Gayrimüslim olan Osman Bin Talha’ya tekrar verilmesine karar verildi. İşte Allah’ın ve Peygamber’in adalet ve liyakat ölçüsü böyle idi..

Gelelim günümüze… Ak Parti iktidarında yaşanan bir kısım atamalara baktığımızda bir güreşçi, Vakıfbank Yönetim Kurulu Üyeliği’ne (Üstelik sahte lise diploması kullanmaktan hüküm giymiş ve halen bakan yardımcısı), RTÜK Başkanı Halkbank Yönetim Kurulu Üyeliği’ne, hayvanat bahçesi müdürü TÜBİTAK Müdürlüğü’ne, balık halinden sorumlu müdür şehir tiyatroları genel müdürlüğüne, inşaat mühendisi Sağlık Bakan Yardımcılığı’na, PTT Müdürü Danıştay Üyeliği’ne, Başçavuş TRT Haber Müdürlüğü’ne, Merve Kavakçı büyükelçiliğe,  turizmci bir kimse Atatürk Kültür, Dil ve Tarih Yüksek Kurumu Başkanlığı’na,  bir veteriner hukuk fakültesi dekanlığına hangi adalet ve liyakat ölçüsü ile atanmış olabilir?  

 

Yine son zamanlarda açılan hukuk fakültelerinin dekanlarının arasında uzmanlığı tıp, ziraat mühendisliği, veteriner hekimlik, kimya, iktisat veya ilahiyat gibi hukuk ile alakası olmayan ilgisiz alanlar var.  Düşünebiliyor musunuz? Hukuk fakültesine veteriner dekan!!!

Yine baktığımızda Anayasa Mahkemesi’nin üyelerinin yarısı hukukçu değil, yine Danıştay’ın on üç dairesinden on tanesinin başkanı,  İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu’nun 12 üyesinden 8’i, Kişisel Verileri Koruma Kurulunun toplam 9 üyesinden 7’si hukukçu değil.  RTÜK’te ise sadece bir tane hukukçu var. Emin olun daha niceleri de var…

Sürekli adaletsiz ve liyakatsiz atamalar yapılırken, sürekli dini referanslar vererek siyaset yapan Ak Parti’li muktedirlerin uygulamalarına, Parti içerisinde tek bir Allah’ın kulu isyan edemiyor ise bu hareketin, bu davanın, bu muktedirlerin neresi İslami, diye sorulmaz mı?

Ekonominin kitabını yazanlara, beş yerden maaş alanlara, tonlarca liyakatsiz atama yapanlara böyle soru sorulur mu??? Aman dikkat, mahpushane betonları soğuktur, diyenleriniz de olabilir.

“Hakkı söylemeyen veya haksızlık karşısında suskun kalan dilsiz şeytandır” düsturuyla büyütülmedik mi??? İktidarın nimetlerinden faydalanmak gibi bir gaye veya gazabından çekinmek gibi bir korkusu yoksa insanın, bu endişeler de  yersiz değil mi?

Liyakatsiz ve adaletsiz atamalar, adaletin ve liyakatin katledilmesi anlamında bir zulümse, ‘en büyük cihat, zalimin karşısına geçip sen ‘haksızsın’ diyebilmektir’ olan İslami öğreti bu işin neresinde? Nerede bize öğretilen diğer İslami hassasiyetler??? Nerede İslamcı Ak Parti’li muktedirler???

Öz cümle ve nihayet;  Konfüçyüs der ki; ‘İdare etmek dürüstlük demektir. Sen doğru yönetirsen yanlış olmaya kimse cesaret edemez.’