08.02.2021, 06:40

Hamza Dağ’ın, “TRAMVAY” sitemi

Merkezi hükümet ile yerel yönetimler arasında yaşananlar İzmir’de uzun yıllar siyasetin ana gündem maddesi olmuştur. Yerel iktidar projelerin engellendiğini söylerken merkezi idarenin temsilcileri şehrin köy olarak kaldığını söyler. Bir de üstüne “İzmir’in projeleri Ankara’da özel olarak bekletiliyor, engelleniyor” algısı hep olmuştur. Son dönemde İzmir depremiyle kendini gösteren siyasilerin birlikteliği yeni gelişmelerle tartışılacak gibi duruyor. İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin 414 milyon TL’ye yaptıracağı Çiğli Tramvayı Projesi’nin temeli atıldı. Törene, siyasi parti temsilcileri ve milletvekillerinin mesajla davet edilmesi eleştirildi. İlk eleştiriyi AK Parti Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Hamza Dağ yaptı. Tramvay projesinin Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’ndaki onay süreciyle yakından ilgilenen Dağ, İzmir’in Ankara’da bekleyen bir dosyasının kalmayacağının da garantisini vermişti. Dağ, “davet edilseydik törene gelirdik” diyerek sitemde bulundu. Oysa ki İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer bir yıl önce, onay gelince dönemin Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Mehmet Cahit Turhan ile Hamza Dağ'a teşekkür etmişti. Soyer, “İzmir ve Çiğli için müjdeli haber geldi. Çiğli tramvayı projemiz Ulaştırma Bakanlığı tarafından onaylandı. Projeyi bakanlık nezdinde takip eden Hamza Dağ'a müteşekkirim” demişti. Dağ ise, “Ne demek, nazik tavrınız için biz teşekkür ederiz. Buca Metrosu için onay geldiğinde ‘şimdi sıra Çiğli Tramvayı'nda’ demiştik. Çiğli Tramvayı da onaylandı. Balıkçı Barınağı için çalışmalarımıza devam ediyoruz" mesajını paylaşmıştı. Tabi ki bir de Çiğli Belediye Başkanı Utku Gümrükçü’nün bakanlık önünde “o tramvay Çiğli’ye gelecek” mesajını ve geçtiğimiz hafta “İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer de Çiğli tramvayı için Sayın Hamza Dağ’a teşekkür etmişti, ben de kendisine Çiğli’ye olan katkılarından dolayı teşekkür ederim” sözlerini de unutmamak gerekiyor. Sonuç olarak İzmir için bir araya gelen siyasilerin arası bozulursa motivasyon düşer. O da giderse kentin sorunları kayıkçı kavgasına kurban gider. Birlikte temel atmak için söz veren belediye başkanının davetleri sıradan bir mesaj ve faks yoluyla yapması herkesi düşündürür. Şahsen protokol sorunu olarak gördüğüm bu konunun kısa sürede toparlanması ve normalleşmesi de İzmir’in hayrına olur.

MEMUR KEMAL MENEMEN’DE!
Karayolları 2. Bölge Müdürlüğü’nde teknisyen kadrosundayken görevinden istifa ederek CHP’den milletvekili adaylığı için yola çıkmıştı. Kamuoyu kendisini “memur Kemal” olarak tanıdı. Milletvekili seçilmesi halinde emeğin temsilcisi olacağını söylüyordu. İsteği gerçekleşmedi ama mücadeleyi bırakmadı. Parti önseçim kararı verince kolları yine sıvadı. Bu kez, “halkına dost vatandaşa yoldaş” sloganıyla yola çıktı. İkinci bölgede Menemen başta olmak üzere ciddi oranda partili desteği alınca 10.sıradan milletvekili adayı gösterildi. Tabi ki o kadar sayı meclise gidemedi ama Ali Kemal Elitaş ismi de hafızalara kazındı. Elitaş, Karayolları’ndaki görevinden İzmir Büyükşehir Belediyesi’ne geçiş yaparak bu kez şansını Menemen için denedi. Yerel seçimde Menemen’e talip oldu. Parti, şu anda cezaevinde bulunan Serdar Aksoy’u gösterince yuvaya geri dönmek zorunda kaldı. Bir ara ismi belediyede üst düzey görevler için konuşulmuştu. Çünkü CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu, Elitaş ile birlikte bazı isimlere görev verilmesi için Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’den yaklaşık 2 yıl önce ricacı olmuştu. O istek geçtiğimiz günlerde gerçekleşti. Soyer, daire başkanlığı kadrosu vererek ilk kez şube müdürlüğü koltuğuna üst rütbeli birisini getirmiş oldu. Elitaş, bundan sonra köylerini bile karış karış bildiği Menemen’de İzmir Büyükşehir Belediyesi’ni temsil edecek. Seçim döneminden itibaren yanından ayrılmadığı Soyer’e hem rapor verecek hem de sahadaki çalışmaları koordine edecek. Hukuksal sürecin ardından mecliste yapılan seçim sonrasında AK Parti’ye geçen Menemen için aday adayı olduğu dönemlerde “yarınlar güzel olacak” diyen Elitaş’ın kendi siyasi yarınlarını da performansı belirleyecek.

KONAK’TAN YANAN ÇOBAN ATEŞİ!
Pandemi döneminde ekonomik krizden en çok etkilenen esnaf kitlesinin başında kahvehaneciler geliyor.  Türkiye genelinde resmi rakamlara göre 130 bine yakın kahvehane, kıraathane, kafe, çay bahçesi esnafının olduğu açıklanmıştı. İzmir’de ise bu rakam işletme sayısı açısından bakıldığında 3 binin üzerinde. Hem Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu’nun (TESK) hem de İzmir Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği’nin tespitlerine göre İzmir’de 2020 yılında 15 binin üzerinde işletme kapısına kilit vurarak ticari faaliyetine son vermiş. Bir de bu işletmelerde günlük yevmiye usulü çalışan çok önemli bir çalışan kitlesi var. Bu arada belediyeler de esnafa gıda paketi yardımından malzeme yardımına kadar birçok konuda destek oluyor. Doğumdan ölüme kadar insan hayatında önemli bir yer tutan yerel yönetimlerin bu çalışmasına en güzel örnek Konak’ta gerçekleştirildi. Belediye Başkanı Abdül Batur’un önerisiyle meclisin gündemine gelen  esnaf başına ödenecek 350 TL’lik nakit yardım desteğine AK Partili meclis üyeleri “çekimser” oy kullandı. Belediye meclislerinde gündem maddeleri oylanırken ya ret olur ya da kabul. Çekimser kalmak yani oylamaya katılmamak aslında kısmi olarak gelen talebi kabul etmemek anlamına gelir. Aldığı tavır ile Konak’ta kalesine gol yiyen AK Parti’nin içine düşürüldüğü durumu CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise fırsata çevirdi. Kılıçdaroğlu doğrudan Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’a hitap ederek Konak’tan yanan çoban ateşini tüm ülkeye yaydı. Konuşmasında, “Neden kahvehanecilere ek ödemeler yapılmasına karşı çıkıldı? Çıkıp açıklayın. Çünkü CHP’li belediye başkanlarının yaptıklarına tahammül edemiyorlar” dedi. Kahvehaneci esnafı İzmir’de AK Parti için ayrı bir önem taşıyor. Biliyoruz ki genel olarak hem esnaf hem de çalışan kitlesi AK Parti’nin seçmen kitlesini oluşturuyor. Yine üzerinde durulması gereken önemli bir nokta var.  Kahveciler Esnaf Odası Başkanı İsmail Hakkı Kırdı siyaseten AK Parti’ye gönül vermiş bir isim. Bünyesinde 130 farklı konuda çalışan oda bulunan İzmir esnaf teşkilatında Kırdı gibi simge isimler var. Onlar da zaman zaman esnafa verilen desteklerin yetersizliğinden şikayet ediyorlar. AK Parti’nin kurucu il başkanı eski Milletvekili İsmail Katmerci’nin aktif olduğu dönemden itibaren partiye gönül veren esnaf teşkilatının temsilciliğini yapan Kırdı’nın oğlu Konak’ta bir önceki parti yönetiminde de yer almıştı. Bir parti politikası olarak değil bir yönetim zafiyeti olarak görünen çekimser kalma eyleminin etkisi siyaseten büyürse önce İzmir’i sonra da tüm ülkeyi sarabilir. Bu yüzden en yetkili makamlarda bulunan İzmirli AK Partili siyasetçilerin kahvehaneci esnafı ve çalışanlarının gönlünü alması gerekiyor. Hem de en kısa sürede!

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@