Kamuda çalışanların ve emeklilerin 2022 yılı ücret artışı için geri sayım başladı. Milyonlarca vatandaşımız bunu konuşuyor ve her gün hesap yapıyor. 2021 yılının Kasım ve Aralık aylarının enflasyon oranları belli olduktan sonra rakam kesinleşecek. 2022 yılının ilk 6 ayı için bu artış yüzde 5 olarak öngörülmüştü. Şu anda dahi 2021 yılı enflasyon farkı 6,72 oldu. Son iki ayın enflasyon oranları sıfır gelse dahi yüzde 11.72 ücret artışı garanti. Sonradan verilen enflasyon farkı da geçmiş yılın telafisi için ancak geçmiş dönemde meydana gelen fiyat artışlarını emekli ya da ücretli çalışan o dönem için sineye çekiyor. Aynı şekilde asgari ücretliler için de enflasyon rakamları çok önemli. Asgari Ücret Komisyonu çalışmalarına başladı. Burada da en önemli kriter gerçekleşen enflasyon. Yani emekçiler için en önemli kriter, ücretlerin enflasyon kadar artması. Bunun için de TÜİK’in üretmiş olduğu enflasyon verileri kullanılmakta.

TÜİK, resmi istatistikleri üretmek ve ülkenin ihtiyaç duyduğu alanlarda veri ve bilgi üretmek üzere kanunla kurulmuş bir kamu kuruluşu. Ekonomiyi yönetmek için ölçmeye ve doğru bilgiye ihtiyaç var. Ölçemezseniz yönetemezsiniz. Ancak son yıllarda giderek artan ölçüde söz konusu kurumun rakamları ve güvenirliği tartışılır oldu.

Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK), temel enflasyon verisi olarak kabul edilen Tüketici Fiyatları Endeksi’nin (TÜFE) bir önceki aya kıyasla Ekim ayında yüzde 2,39 oranında artış gösterdiğini açıkladı. Ekim ayındaki bu artışla birlikte yıllık enflasyon yüzde 19,89 oldu. Ancak vatandaş bu rakamlara inanmıyor. Çünkü yaşadığı hayat pahalılığı bunun çok üzerinde. Pazara ve markete gittiğinde gıda fiyatlarındaki artışı görüyor, artık filesini bu ücretlerle dolduramıyor. Bir çok insan giderek daha yoksullaştığını düşünüyor.

Nitekim bağımsız ENAG (Enflasyon Araştırma Grubu), Ekim ayında enflasyonun yüzde 6,90 arttığını yıllık olarak ise artışın yüzde 49,87 olarak gerçekleştiğini açıkladı. İki kurumun açıklamış olduğu veriler arasında yüzde yüzün üzerinde bir farklılık var. Bu derece bir sapma normal değil. Çarşıda ve pazarda hissedilen enflasyonda TÜİK’in ilan ettiği enflasyon değil.

Ücret artışları doğal olarak resmi veriler üzerinden yapılıyor. Ancak gerçeği yansıtmayan veriler özellikle ücretli ve emeklilerin gelirlerinin erimesine yol açıyor. Bırakın refah artışını, satın alma gücünü korumak için bu kesimlere gerçek enflasyon oranı üzerinden ücret artışı yapılması zorunlu. Aksi halde toplumun özellikle bu kesimi yoksullaşıyor ve milli gelirden daha az pay alıyor. Kaldı ki sosyal devlet, vatandaşlarını korumak ve onların ekonomik varlıklarını artırmaları için tedbirler alır.

Ülkemizde, enflasyon canavarı yeniden hortladı. Maalesef çalışanlar da ona karşı korumasız kaldı. Giderek yoksullaşan geniş halk yığınları ile karşı karşıyayız. Resmi rakamlara göre 22 milyona ulaşan yoksulların sayısının artmaması ve kaybedilen satın alma gücünü telafi için, kayıpların telafi edilmesi gerekir. Telafi edilmesi içinde gerçeklerin bilinmesi gerekir. Siyaset halka hizmet için yapılır, kurumların bağımsız ve uluslararası standartlara uygun çalışmasını engellemek için değil. Şeffaf, güvenilir ve doğru ölçümleme yapan saygın bir kuruma ihtiyacımız her zamankinden fazla. Yoksa enflasyon rakamlarını tartışmaya devam eder dururuz.