12.09.2015, 21:00

Hayalim...

Savaş...

Doğrudur yüreklere yıldırımın bir ok gibi girdiği ve toprağa hızla düştüğü.

Ateşe verdiği doğrudur yürekleri...

Yaktığı...

Ama barış öyle değil!..

Barış yıldırım gibi rüzgarla gelmez.

Hatta barış ağaç değil

Ot değil ki yeşersin

Sen istersen olur barış,

'Sen istersen çiçeklenir’... der Alman şairi, oyun yazarı ve tiyatro yönetmeni Bertolt Becht...

Peki nerede yeşersin şimdi barış?

Hangi gönülde yer bulsun?

Savaş çığlıklarının atılmaya başladığı bu dönemde nasıl zamanı yok etsin?

Sevgili ülkemde son zamanlarda iyi haberler alamadığımız gibi ortamı gerenler de meydanı boş bulmuş durumda.

Durum iç açıcı değil...

Savaşa olan tavrımız nettir.

Ancak işin özüne bakın ki net olmayanlar da var.

Horatius’un “Dulce et decorum est pro patria mori" yani, "Anavatan için ölmek hoş ve onurludur" sözü üzerine mi gençler toprak olsun? Her ananın yüreği yanar. Yanmayan yoktur. Onur diye analar artık ağlamasın hayalim bu.

'Analara kıymayın efendiler’ diyen Nazım Hikmet, duy şimdi yine analar ağlıyor, yine analar yanıyor..

Şimdi daha hangi çığırtkanlar türeyecek göreceğiz.

Bölgesel savaş ve yıkıntılarını hep birlikte göreceğiz...

Savaş politikalarının bir çok cana mal olduğunu sağır sultan duydu...

Kaosu duydu.

Bilirsiniz savaşın kazancının kime gittiğini...

Hepiniz bilirsiniz tacirleri...

Kalbimiz sevgi ile örüleceğine kin ve nefretle örüldü...

Kıyılmasın artık bu ülkede masum çocuklara...

Tüm hayalim bu.

Başka da yazacak bir şeyim yok.

 

 

Dip not;

Sosyal ve siyasal açılar...

 

Diyebiliriz ki sevgili ülkemiz sosyal ve siyasal açıdan hiç de iç açıcı durumda değil...

Farkındalık bitti. İş koltuk zamanı hiç değil.

Ancak ne yapılır bilinmez bir dönemin içinde koltuklarında gerilenler sanırım durumun farkında değiller...

Doğruları konuşacak olursak hiçkimse içinde bulunduğu kabusun farkında değil. Sosyal medya yıkılıyor. Konuşan çok ancak konuşan hiç yok....

Sosyal paylaşım siteIeri ahkam keser iken arkadaşlıklar da bir çırpıda siliniyor. Çocuk oyuncağı gibi 'yorumu beğenmediysen sil' diyen kişiler nefreti tetikler oldu.

Olayları doğru gözle gören az iken görüyorum diyen yok.

Sadece sosyal ve siyasi açı mı doğrun?

Vicdanın yok mu?

Saygı kalmadı derken, vicdan da gitti.

Neden ülkem bu kadar yozlaştı?

Nasıl canavarlaştık?

Gördüğüm şu ki, giderek acımasızlaşan bir toplum olduk ve oluyoruz. Ve minicik beyinlere de bunu kodluyoruz.

Öğrettiler, verilen gizli mesajlar da cabası artık... Kendimizi tanıma, süzme zamanı geldi ve geçiyor.

Ancak geçerken acıtıyor.

Nedir çözüm veya çözümsüzlüğümüz?

 

Mutlu kalın...

 

 

Fıkra;

Temel apartmanın onikinci katından düşmüş. Arkadaşları hemen gelip sormuşlar:

"Ne oldu lan Temel" demişler.

Temel'de:"Vallaha ben de yeni geldim" demiş.

Günün sözü:

Savaş; korku ve sefaletten başka bir şey veremez. Yakar, yıkar, öldürür, yok eder....

Nazım Hikmet

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@