14.01.2018, 06:35

Hayat dersi...

 

Hayat dersi...

 

Hayattan ders alabilmek ön koşuldur sınıfı geçebilmek için.

Ve yaşamda değiştirilebilecekler ile değiştirilemeyeceklerin ayırt edilebilmesidir o dersi tamamlamak.

Sudan ıslanmak ama suda boğulmamaktır o dersi tamamlatan.

Ateşle ısınmak ama ateşten yanmamaktır o dersi tamamlatan.

*

Soruşturduğumuz ve ortaya koymaya çabaladığımız hayatın her anı değerlidir.

Hayat dersi ile çeşitli deneyimleri yaşayan kişi aynı zamanda, yaşamına, geçmiş ve geleceğine saygı duymalı, hiçbir kötü şeyin, ruhunu zedelemeyeceğine kendisine güvenerek inanmalıdır.

 

*

İnsanoğlu’nda vardır hayatın her anını ‘eskiye’ bağlamak.

Yoğunlaşır hep.

Ancak hayat şimdi bilgisayar klavyelerinde akıyor.

Gençler geleceğin belleğini hazırlıyor.

Geleceğin belleği ise teknoloji ile yazılıyor.

İnsan faktörünün ancak bilgisayardaki klavyelere hüküm vermek gibi algılandığı dünyalara yelken açıyor gibiyiz.

*

Biz parmak basmakla sınırlı mıyız?

Biz görsellik ile, o halka ile mi şekilleniyoruz?

Hayat bu sebeple mi eskiyi bize klasikleştiriyor acaba?

Kimi zaman klâsikleşerek, kimi zaman da kültleşerek bugünün hissiz teknolojisine bağlanıyoruz.

Koşulsuz şartsız bağlanıyoruz.

Özlem duyuyoruz dolu hayat hikâyelerine ancak bağlanıyoruz yine de hissizliğe.

*

Hayat şu dönemde insanlığa baskı, zulüm ve kan getirse de  sevgi ve şevkat de getiriyor.

Şuursuzluk, soğukluk getirse de, sıcaklık ve bilgelik de getiriyor.

Aklı yeten insan artık neşeli günler istiyor. Hayatın tadını yakalamak istiyor. Tadına varmak istiyor sevginin.  

İmkânsızı istiyor belki, ancak bunun da farkında olmayarak istiyor hayatın tadını.

 

*

‘Buda’ diyor ki "karanlık odaya birden bir lamba getirilse, biz, o adamın, nesneleri o lamba sayesinde görebildiğini söyleyebiliriz. Fakat bu tümüyle yanlıştır; zira lamba nesneleri aydınlatırken, onları kavrayan yine gözler olur."

Demek ki, hayat o gözler ile şekilleniyor.

*

Hayat  gurur değildir, büyük adamlık değildir.

Hayatı yaşamak  gönül rahatlığıyla ölebilmektir.

Kendini gerçekleştirmektir.

Hayat zamanının önemli bir bölümünü "geçmişe bakarak" geçirmek değildir.

Hatta bu şekilde yaşamını geçiren biri, iş için olsun, çocukları için olsun veya para için olsun köledir.

*

"Kendini gerçekleştirememedir".

“Kendin olmaktan çok öteye geçememektir” ki, bu büyük bir kayıptır.

Geçmişe bakarak geçmişi yadsıyarak nereye kadar gidebilirsin?

Geçmişi yok edecek hiç bir şeyin yok elinde nasıl ilerleyebilirsin?

Sadece geçmişe bir kibrit çakıp kaçınılmaz olan şeyin hayatımızda, geçmişe bakmadan şekillenmesi için uyanmamız gerek.

Geleceğe ilişkin kararlarımızı sorgulamamız gerek.

Saplantılardan sıyrılmamız gerek.

Ve hepimiz  geçmişte yaşayan bir canavara dönüşmeden değişime girmeliyiz.

*

Eskiden sadece karşı cinsler çekerdi birbirini. Artı eksi gibi.

Şimdilerde kutuplar karıştı. Maskeler arttı.

Herşey birbirine çekimde.

"Eskiden böyle değildi" diyerek çekimde.

*

Bir Afrika Atasözü bize çok şey anlatır bize;
‘Çok çalışmak, emek harcamak, güven vermek, sevmek ve paylaşmak hayatın anlamlı olmasını sağlar.
Her sabah uyandığımızda bir de böyle bakalım dünyaya. Unutmayın, hayat uzun bir öyküye benzer. Ancak öykünün uzun olması değil, iyi olması önemlidir.’

*

"Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşayamaz." Diye söylenmişti Cesur Yürek filminin bir repliğinde.

Adalet, savaş, barış, isyan, ahlak, dürüstlük, onur hepsini sıralayabiliriz.

Liste uzar çok istediğimizde.

Sanatçılar konuşur hakkında, filozoflardan cümleler seçeriz. Uğruna canlarını seve seve verenler olur o kelimelerin altında saklananlar için.

Tek bir cümle ya da cümlecik peşinden gidenler olur.

Hepsi hayat dersidir. Işığımız olur.

‘Arzu ettiğin şeyler, beklemekten vazgeçtiğin anda gerçekleşir. Bu; hayatın ‘sen bakarken soyunamıyorum’ deme şeklidir.’

Diye fısıldar kulaklara bir film repliği içinden belki de.

*

 

Güven vermek önemlidir.

Güven duymak önemlidir.

Duyulan güveni boşa çıkarmamak daha da önemlidir.
‘Her sabah Afrika’da bir ceylan uyanır. En hızlı aslandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa öldürülecektir.
Her sabah Afrika’da bir aslan uyanır. En hızlı ceylandan daha hızlı koşması gerektiğini bilir, yoksa aç kalacaktır.
Aslan veya ceylan olmanız fark etmez. Güneş doğduğunda koşmaya başlasanız iyi olur.’


 

Dip notlar;


 

Hayat dersi veren hikaye...

 

Geleceğini biliyordum…
Savaşın en kanlı günlerinden biriydi. Asker, en iyi arkadaşının az ilerde kanlar içinde yere düştüğünü gördü.
İnsanın başını bir saniye bile siperin üzerinde tutamayacağı ateş yağmuru altındaydılar.
Tam siperden dışarı doğru bir hamle yapacağı sırada, başka bir arkadaşı onu omzundan tutarak tekrar içeri çekti.

‘Delirdin mi sen? Gitmeye değer mi? Baksana delik deşik olmuş. Büyük bir ihtimalle ölmüştür. Artık onun için yapabileceğin bir şey yok. Boşuna kendi hayatını tehlikeye atma. ’
Fakat asker onu dinlemedi ve kendisini siperden dışarıya attı. İnanılması güç bir mucize gerçekleşti, asker o korkunç ateş yağmuru altında arkadaşına ulaştı.
Onu sırtına aldı ve koşa koşa geri döndü. Birlikte siperin içine yuvarlandılar. Fakat cesur asker yaralı arkadaşını kurtaramamıştı. Siperdeki diğer arkadaşı;
‘Sana değmez demiştim. Hayatını boşu boşuna tehlikeye attın.
‘Değdi, dedi, gözleri dolarak, değdi.’
‘Nasıl değdi? Bu adam ölmüş görmüyor musun?’
‘Yine de değdi. Çünkü yanına ulaştığımda henüz sağdı. Onun son sözlerini duymak, dünyalara bedeldi benim için.
Ve hıçkırarak arkadaşının son sözlerini tekrarladı:
‘Geleceğini biliyordum…

Geleceğini biliyordum…’


Artan fiyatlar...

 

Geçtiğimiz günlerde alkol fiyatları arttı.  ‘Yurtiçi Üretici Fiyat Endeksi'ndeki artışa bağlı olarak, alkollü içkilerde asgari maktu vergi yüzde 7.09 artarılmıştı. Buna göre, alkollü içeceklerin ÖTV'si yeniden belirlenmiş oldu. Yani, Maliye ÖTV'nin üzerinden bir de KDV alıyor.

Bu artışlarla ülkemizde ne değişti ki? Sigara ve alkolde yaş ortalaması 10’a düştü. Alkol tüketimi kişi başına 1930’da 1 litre idi, 2004 yılında 20 litreye yükseldi hele ki şimdiki artışı yaş ortalamasına göre siz değerlendirin. 8 ile 18 yaş arası gençlerimizin yüzde 16’sı sigara, yüzde 11’i alkol ve  yüzde 2,9’u uyuşturucu kullanıyor. Trafik kazaları, cinayet, hırsızlık, boşanma ve intihar suçlarının yüzde 80 gibi büyük bir kısmı alkol ve madde kaynaklı olduğuna göre acaba yasaklar mı insanları içmeye iten?


 

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

İlyas ile Temel karşılıklı oturmuşlar sohbet ediyorlarmış.

Konuşma sırasında iş kimin daha zeki olduğuna gelip dayanmış ve iki uşak birbirine bilmece sormaya karar vermiş.

İlk bilmeceyi İlyas sormuş: - "Saridur, kafestedur, öter... Pu nedur, pill bakayrum..."

Temel hemen, "Kanaryadur" cevabını yapıştırmış.

Fakat İlyas hayır anlamında kafasını kaldırır.

Temel, birbiri ardına bütün kuşların adını sayıp döker. Fakat her seferinde İlyas hayır deyince pes etmek zorunda kalır.

İlyas büyük bir sevinç içinde,

- "Haçan insan hamsiyu pilmez mu?" deyince Temel hemen atılır.

- "Hamsi saru değuldur ki?"

- "Boyamuşumdur.."

- "Kafeste midur?"

- "Koymişumdur.."

Temel şaşırır: "Peku öter mu hamsi?"

- "O da aldatmacasıdur işin daa!.."

 

   

Günün sözü;

"Yaşama haktır, zorunluluk değil." ‘İçimdeki Deniz’ film repliği...

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@