08.02.2019, 21:18

Hayat pahalı a dostlar hayat pahalı...

Büyük bir krizin ve yıkımın ayaksesleri mi?

Kemer sıkma dönemi mi?

Yoksa gelip geçici bir dönem mienflasyonun ve gıda artışlarının durumu hayatımız da?

Bilinmez.

Ancak  sıkıntıya katlanabilen, razı gelen halk, gıdafiyatlarının bu denli artmasına tepkili.

Ve hep bir ağızdan ‘hayat pahalı’diye yakınmalar arttıkça arttı.

Toplumun yarısından çoğu asgariücretli.

Giyim-kuşam ve yiyecekfiyatlarının (fırsatçı kaynaklı) bu denli uçması eritiyor verilen asgariücreti.

Özellikle gıda enflasyonu baskısıağırlaştıkça ağırlaşıyor ve vatandaşların gıda karşısındaki satın alma gücühızla azalıyor.

Son yıllarda enflasyonuetkileyen bu artış, düşük gelir düzeyinde olanları daha çok etkiliyor.

Üstelik temel gıdaların kaliteside oldukça kötü.

 

Fiyatlarda ki artış büyük orandabir çok  temel nedene dayanıyor kibunlar:

Tarımsal ürünlerin üretimindegirdi fiyatlarının yüksek olması...

Tarım alanlarının azalması...

Mazot fiyatlarında ki artış...

Aracıların etkisinin  fiyatları arttırması...

Dolar artışı...

Marketlerin işgüzarlığı...

Ve değişen iklim şartları...

İştebu temeller birleşti ve BirleşikKamu-İş’in, hazırladığı “halkın enflasyonu araştırması ocak 2019” raporuna göregıda fiyatları yüzde 14.75 oranında artarak bize geri döndü.

Bu arada, ülkemizde baştahayvancılık olmak üzere tarım sektörü de üretim ve talepte ki artışlarıngerisinde kaldı.

Üretim azaldı.

Üretici ve tüketici arasında kizincirde yer alan aracılar yüksek kar oranları ile çalışmaya başladı ve üzerinede iklim şartları vurunca gıda fiyatlarında yaşanan yükselişten en büyükzararı, gelirinin büyük bölümünü gıdaya ayırmak zorunda olanlar gördü.

Yaşanan artış ve azalışlaryoksulların bütçesini zenginlere göre çok daha derinden etkiliyor.

Tüik’in araştırmalarına göreyoksullar gıda harcamalarının büyük bölümünü ekmek, tahıl ve sebzeye ayırırken,zenginlerin gıda harcamaları ise et, balık ve deniz ürünleri.

Yani vurulan hep halk veemekçiler ne yazık ki...

İpin ucu iyice karışıyor vesonunda olan her zaman olduğu üzere geçim derdine düşen sade vatandaşa oluyor.

Ancak önlem alınmadığı taktirdesadece düşük gelirli değil toplumun bir çok kesimi de bu gidişatdan payınıalır.

Reva mı bu denli acımasızlığa peki?

Ev kirası, elektirik, doğalgaz,su, telefon derken son arta kalan ise mutfak masrafı geçim derdine düşengaribanları sarsıyor.

Bu denli durum reva mı?

Değil.

Hiç değil.

İzlenimlerime göre; ülkemizde birkısım vatandaş yatırım peşinde...

Bir kısım vatandaş bu pahalıhayat şartlarında acımadan vatandaşı nasıl yontarım peşinde...

Bazıları da sosyal medyasebebiyle tüketim ve beğenilme çılgınlığından gözleri dönmüş vaziyette...

Diğer kısım vatandaş da, aldığıüç beş kuruşla geçim derdinde...

İşte fırsatçılar da yatırımpeşinde koşan tuzu kuru, tüketen, düşünmeyen bilinçsiz vatandaşı değil, geçimderdinde olan gariban vatandaşı vuruyor.

Sistem vuruyor zaten, yetmedi birde siz vurun.

Bir de siz vurun ortada kigaribana.

Hep öyle olmaz mı zaten?

Geçim derdinde olan vatandaşınartık kimseye ayıracak ne vakti ne de

parası var. Bunu bile umursayanyok işte.

Bir de beğendiğini ego ile eldeetmek için düşüncesizce girilen borçlar, fuzili yapılan harcamalar yapan da var ve aslında yıkım sürecinde bunlar daetkili.

Alttan alta kuyu kazan bir sistemvar. Borçlandırma sistemi.

İnsanlar maalesef ki,koşturmaktan düşünmeye vakit bulamıyor.

Düşünmeye başladığında tüketiciliğikörükleyenleri bulacak.

Ve akabinde sistemi idrak edecekde.

Maalesef ki düşünmüyor, düşünmekistemiyor, düşündürülmüyor.

Şu dönemde yaşanan büyük iflaslaröncesinde de, küçük iflaslar haberci olmuştu bu sistemin variyetine çoköncelerden.

Bugün markette fırsatçılık ilebir sebze dışarıdan daha fazla paraya satılıyorsa, arada çok uçurumlar var ise,üretici ve tüketici arasında ki faiş fiyat uçurumu artıyor ise, orada bir durdemek gerekli.

İşte bu kuyu kazan sistemdir.

Ucuza satın aldıktan sonra marketzincirlerinde pahalıya satılan herşey vatandaşımızın ipini çekmektir.

Geçtiğimiz günler de çiftçiler,yüksek maliyet, fırtına ve hastalıklarla mücadele ederek ürettiği sebzelerinpazarda yüksek fiyata satılmasına tepki göstermişlerdi. Demek ki, üreticikazanmıyor.

 

Kış, fırtına ve hastalık sebebiile üretimin düşmesi cabası.

Gübre ve yakıt fiyatlarınınartması cabası.

Birde fahiş fiyat darbesi ileçiftçinin yüzü gülmüyor.

Düşük karla sattıkları ürünlerinpazarda 2-3 katına satılmasına tepkilerinde haklılar.

Çiftçiler artan gübre fiyatları,hastalıklar, fırtınalar ve sel baskınları ile mücadele ediyor iken, pazar vemarket fırsatçılarının bu yaptığı vatandaşı hiçe saymaktır.

Tarladan bir liraya çıkan rokayaklaşık üç liraya satılıyorsa kim kazanıyor?

Tüketicilere olumsuz olarakyansıyan fazla kar isteği kimi zora sokuyor?

Yoksulu.

İnanın yoksulu.

Aracılar lütfen biraz insaf.

Biraz insaf.

Ve fiyatların çok yüksekolmasının sebebi aracıların yüksek kar beklentileri ise devlet tarafından bunabir çözüm yok mu?

Aracılar ve fiyatlar kontrolaltında tutulamıyor mu?

 

Tekelci zihniyet imkanları elindetuttuğundan 'üretici de tüketici de ağlıyor.’

Spekülatörlerin işi fiyatlarıhoplatmak değil mi?

Tarımla oynamak değil mi?

Üretici elinden çok ucuza alıp,istedikleri gibi at koşturmak değil mi?

Oynanan rakamlarla sanılmasın kiüretici kazanıyor, kapitalist düzen kazanıyor.

Aracılar kazanıyor.

Fırsatçılar kazanıyor.

"Üretim artmadıkça,maliyetler düşmedikçe, vergiler düşürülmedikçe ürünün tüketiciye ulaşma şansıznedir sizce?

Kendi üreticimizi bitirirsek neyaparız biz?

Ve üstüne basa basa her zamansöylüyorum ki "Ürünler mevsiminde yenmeli."

Patlıcan ve biberde ki fahişfiyat mevsiminde olmadığından olabilir mi?

"Sıkıntı nerede? 

Mevsimsel olmayan ekimlerde.

Ancak açıklamalar hep olumluülkemizde.

Acaba dedikleri  gibi herşey sıkıntısız mı gidiyor? 
Bunun cevabını öğrenmek için en basiti ile pazara gitmeniz şart.

Küçük bi hesapla işi çözersiniz.

Borçlanma sebebi ‘kredikartları’ndan kurtulduğunuzda pazar ortamında işi çözersiniz.

Ülkemizin geçtiği bu dar geçitelbette bir gün gelecek bitecek, ancak devamlı ve uzun dönemli borçlanmayagitmemiz hiç de iç açıcı değil.

Şimdilerde yüksek fiyatlarasatılan sebze yerine ‘et’ ye mantığı ise de, ‘ekmek bulamıyorsan pastaye’mantığına benzer.

Oldukça da düşündürücüdür bumantık.

 

Dip not;

 

Tüik verileri...

Devletin resmi kurumu ‘Tüik'in Kasımayı verilerine göre:
2018 yılında bir önceki yıla göre tahıllar ve diğer bitkisel ürünlerde üretimmiktarı %5,8, sebzelerde %2,6 azaldı.

Sebzeler grubunun önemliürünlerinden, pırasada %21,5, havuçta %12,9, sakız kabakta %5,6 oranında artış,kuru soğanda %9,4, domateste %4,7, kavunda %3,3 oranında azalış oldu. 
Tahıl ürünleri üretim miktarları 2018 yılında bir önceki yıla göre %4,8oranında azalarak yaklaşık 34,4 milyon ton olarak gerçekleşti.
Buğday da %7 oranında, arpa üretiminde de %1,4 oranında azalma görüldü.

Baklagillerin önemli ürünlerindenyemeklik bakla %13,8 oranında, patates ise %5,2 oranında, kırmızımercimek %22,5 oranında azaldı,
Ticari süt işletmeleri tarafından içme sütü üretimi %9,9 azaldı.

Tavuk eti üretimi %2,5 azaldı.

Meyveler, içecek ve baharatbitkilerinde ise %0,8 oranında arttı.
Elma %19,6, nar %7, çilek %10,2 oranında arttı, kayısı  %23,9, üzüm %6,4oranında azaldı. Turunçgil meyvelerinden mandalina %6,4 oranında arttı, sertkabuklu meyvelerden fındık ise %23,7 oranında azaldı.
Dut üretiminde %10,4 oranında azalış, muz da ise %35,2 oranında artış oldu.

Tütün üretimi %14,4 oranında,şeker pancarı üretimi ise %10,6 oranında azaldı.

 Kısaca;  üretimimize olumsuz yansıyan politikalarbırakılmaz ise, bu yıl da yüksek fiyatlar ödeyerek pazar alışverişi yapacağızbelli.

Mutlu kalın...

 Fıkra;

Temel tavukçuluk yapmaya kararverir. Gider 250 tane civciv alır ve getirip ayaklarından tarlaya eker. 
Sabah öldüklerini görür.
Herhalde ters taraftan ektim diye düşünerek ertesi gün de yine o kadar civcivalır ve bu sefer de kafalarından eker.
Sonuç yine hüsrandır.
Bir mektup yazarak durumu İstanbul'da Veterinerlik Fakültesi’nde ki amcasıDursun'a bildirerek bilgi ister.

Bir süre sonra cevap gelir:

 -"Haçan sen oranın toprağından numunegönder de inceleteyum." 

 Günün sözü;

 Açlık ne yedirtmez, toklukne dedirtmez. (Azeri Atasözü)

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@