'Hayır diyememe', günümüzde bir çok insanın muzdarip olduğu ve hayatı pek çok açıdan zorlaştıran bir alışkanlıktır.

'Evet', karşınızdakinin taleplerini karşılamanın bir kapısı olarak kilidi neden bu kadar kolay açılıyor? Neden daha sık 'evet' kelimesi kullanılıyor? 'Hayır' kapısının kilidi neden bu kadar sert ve dönmüyor?

Hayatınız 'hayır' diyemediğiniz için birikmiş bir sürü angarya, duygusal ve maddi yükle dolup taşıyor ve siz asıl taşımanız gereken veya taşımak istediğiniz yükü taşıyamaz hale mi geldiniz? Hayır diyememek, sanıldığından daha çok insanın sorunu. Hayatımıza etkileri ve olası sonuçları ise düşündürücü... 

Neden hayır diyemiyoruz? 

Çünkü 'hayır' dediğinizde yaşayacaklarınızdan korkuyorsunuz. "Hayır dersem ayıp olur, hayır dersem değerim düşer, hayır dersem dışlanırım, hayır dersem beni kimse sevmez, hayır dersem …” şeklindeki otomatik düşünceler sizi yalnızlık kaygısına ve ilişkilerde esaret noktasına getiriyor. Bu tutsaklık sizi daima mağdur, ezilen, göz ardı edilen kişi haline getiriyor. Böyle bir durumda sonuç genellikle tükenme ve depresyon oluyor.

Hayır diyemediğinizde hayatınızda neler olur?

  • Hayır diyememek, hayatınızın birçok alanında problem yaşamanıza neden olur.

  • Fiziksel sağlığınız bu nedenle bozulabilir. Hayır diyemediğiniz için kendinizi birçok konuda zor ve stresli durumlara sokabilirsiniz ve bu da kronik bir stres kaynağı haline gelebilir.

  • Öte yandan ruhsal sağlığınız da çoğu zaman risk altında olur. Çağımızın yaygın ruhsal bozukluklarından olan depresyon ve anksiyete (kaygı) bozuklukları hayır diyemediğiniz için yaşadığınız zor ve çatışmalı durumlardan kaynaklanabilir.

  • Hayır diyemediğiniz için üzerinize aldığınız angarya işler, bilgisayarda arkada sürekli çalışan programlar gibidir: Bilişsel ve fiziksel enerjinizi boşa harcamanıza ve iş gücünüzde azalmaya yol açarlar.

  • Zamanı yetiştirememe, hayır diyemeyenlerin hayatlarının adeta bir parçasıdır. Hayır diyemediğiniz için üzerinize aldığınız gereksiz işler zamanınızı da boşa harcamanıza, asıl önemli ve gerekli işleri ertelemenize veya ihmal etmenize yol açarak zamanı verimli kullanamamanıza neden olurlar. Bu durum ileride kronik yorgunluk sendromu ve tükenmişlik sendromu gibi durumlara yol açabilir.

  • Hayır diyemediğiniz için ilişkilerde sürekli veren kişi konumuna düşebilirsiniz, bu da bir süre sonra hayal kırıklığı ve kırgınlık yaşayıp ilişkilerinizde yıpranmaya yol açabilir.

  • Zamanla kendinize olan saygı da azalır. Hayır diyemediğinizde aslında kendinizi etkin bir şekilde ifade etmemiş, gerçek duygu ve düşüncelerinizi yansıtmamış olursunuz ve bu bir alışkanlık haline geldiğinde hayatı “-mış gibi yaşayan” bir birey haline dönüşebilirsiniz.

Peki nasıl ‘hayır’ denilir?

Öncelikle 'hayır' demenin reddetmek olmadığını bilmek gerekir. Bu yüzden ilk cümlenin olumsuzluk algısına yol açacak biçimde olmaması önemlidir. Bunun için en iyi yöntem söze önce kendi duygularınızı açıklayarak başlamaktır. Size yük gelen şeyin ne olduğunu ve sizde oluşturduğu olumsuz duyguları söylemek ve ondan sonra karşınızdakinden beklediklerinizi belirtmek çoğu zaman sesinizi duyurmanızı sağlar. Yargılayıcı ve suçlayıcı dilden kaçınmalı, olabildiğince kendi yaşadıklarınız ve hissettikleriniz üzerinden 'hayır'ı ifade etmelisiniz. İnsan 'hayır' dediğinde de demediğinde de sıkıntı yaşıyor. Ancak 'hayır' demediğinizde yaşadığınız sıkıntı sizi soruna, 'hayır' dediğinizde yaşadığınız sıkıntıysa çözüme götürüyor. Siz, sizi çözüme götürecek sıkıntıyı göze alırsanız kazançlı çıkarsınız. O yüzden yeri geldiğinde 'hayır' deme cesaretini göstermelisiniz. Unutmayın ki çoğunlukla ne söylediğiniz değil, nasıl söylediğiniz önemlidir. Uygun bir şekilde söylenen bir 'hayır', kişiye zarardan çok fayda getirecektir...