Yaşamının önemli bir bölümünü akademik etkinliklerle sürdüren bir kişi olarak, İzmir’in Başkanı Tunç Soyer’in vizyonunun çıktıları olan girişimciliği ve yenilikçiliği özendiren çağdaş ve örnek uygulamaları hayranlıkla izliyorum.

İZELMAN A.Ş. de üstlenmiş olduğum görev, - izlemenin ötesinde - bu sürece katkıda bulunma sorumluluğu yüklüyor.  Ne mutlu ki, bu bağlamda sorumluluk üstlenebileceğimiz bir alan var. Okul Öncesi Eğitim Kurumları olarak sınıflanan İzmir Büyükşehir Belediyesi Anaokullarımız.

Göreve başladığımız zaman Balçova, Evka-2, Evka-4, Gaziemir, Girne, Gürçeşme ve Güzelyalı olmak üzere yedi yörede bulunan okullarımız, geçen sürede eklenen Aliağa, Beydağ, Bornova, Dikili, Görece ve Kemalpaşa yörelerindeki altı yeni okulumuzla birlikte 13 sayısına ulaştı. Aileleri başta olmak üzere, hepimiz için çok değerli olan yavrularımızı geleceğin koşullarına hazırlamak önemli bir yükümlülüğümüzdür.

Bu noktada velilerimizden, bilim insanlarından, iletişim içinde olduğumuz erken çocukluk dönemi eğitim kurumu yöneticilerinden ve İzmir Büyükşehir Belediyesi ilişkili birim yetkililerinden oluşan dış paydaşlarımızla birlikte hazırladığımız stratejik planımızdan alıntılar yapmak istiyorum:

Anaokullarımızın vizyonu:

Ø çocukların gelişim düzeylerine, ilgi alanlarına ve ihtiyaçlarına göre hazırlanan bir eğitim programı,

Ø bilimsel bilgiyi ön plana çıkaran, sanatsal ve kültürel etkinliklere önem veren, yaratıcılığı destekleyen bir eğitim anlayışı

ile ulusal ve uluslararası düzeyde bilinen ve tercih edilen bir kurum olmaktır.

 

Misyonumuz ise: Bilge Önder’imiz Mustafa Kemal Atatürk’ün değerlerini, ilkelerini ve devrimlerini benimseyen, insan haklarına saygılı, sorumluluk sahibi erdemli bireyler olarak yetiştirmek ve bilimsel kültürü yaygınlaştıracak etkinlikler planlayarak yeni nesil bilim insanı profili oluşturmaktır.

Stratejik amaçlarımız arasında bulunan “İzmir genelinde okul öncesi eğitim kurumlarının, dünya ile uyum becerisi yüksek, üretken, iletişim becerisi gelişmiş, teknolojiyi yerinde kullanan, kültürlü ve çok yönlü yaratıcı bireyler yetiştiren yapılara dönüşümlerinin desteklenmesi” hedefi, İZELMAN A.Ş.’ne örnek olacak çağdaş bir model geliştirme sorumluluğunu yüklemektedir.

Bu modelin özgün bir bileşeni, alanlarında uzman bir eğitim kadrosu tarafından verilen branş dersleridir. Bu kapsamda: STEM (Fen, Teknoloji, Mühendislik ve Matematik) Atölyesi, Yaratıcı Drama Atölyeleri, Robotik Kodlama, İngilizce, Görsel Sanatlar, Jimnastik, Satranç, Halk Oyunları ve Dans konularında yetkin bir kadro ile eğitim veriyoruz.

Bu noktada konuyu ülkemiz açısından ele almak istiyorum. Günümüz koşullarında her konuda tek başına karar alma yetkisi olan AKP Genel Başkanı, hedefin KİNDAR VE DİNDAR NESİLLER olduğunu söylemiştir. 

Yukarıda açıkladığım hedeflerimizle her bakımdan çatışan bu niyet için ilk sözlerim, söylemin iç çelişkilerinden kaynaklanıyor. Sorum şudur. Gerçekten dindar olan bir insan kindar olabilir mi?

Bilge insan Yaşar Nuri Öztürk, din ve ahlak ilişkileri konusunda şu değerlendirmeyi

yapıyor: [1]

“Dinin de ahlakın da esası dürüstlüktür. Yani olduğun gibi görünmek veya göründüğün gibi olmak.

Akıl, Kur’an ve Peygamber bize şunu söylüyor: Müslümanlık namazsız olur ama ahlaksız olmaz.

Türkiye’de dayatılan Arap-Emevi yapımı din, bunun aksini iddia ediyor. Ona göre, Müslümanlık namazsız olmaz ama ahlaksız olur”.

Bu anlayışa göre: ahlaklı olmayı bir sorumluluk olarak içselleştiren DİNDAR bir insan, KİNDAR olamaz. Sorunlarını sevgi, saygı ve hoşgörü gibi erdemler temelinde kuracağı iyi ilişkiler ile çözümlemeye çalışır.

Bu tutarsız önermenin altında yatan gerçeği, Öztürk’ün aynı yazıdaki şu sözlerinde buluyoruz:

“Gerçek şu ki, Türkiye bugün, dinden siyasete kadar, erdem ve dürüstlüğün temel ilke olmaktan çıkarıldığı bir çöküş kulvarına sokulmuş bulunuyor. Türkiye’de ‘tıkırında’ giden iki şey var: Ahlak ve erdemi önemsiz gören paragöz-kurnaz ekiplerin servetlerine servet katmaları, ülkenin süratli bir biçimde, Kurtuluş Savaşı öncesinin şartları içine itilmesi”.

Gerçek bir din bilgininin görüşlerini kaynak alarak KİNDAR VE DİNDAR NESİL hedefini irdeledim. Bu irdelemenin ardından kendi önerimi açıklıyorum.

Gelecek nesillerimiz ERDEMLİ VE YARATICI   olacaktır. Sevgi, saygı, hoşgörü, özveri ve yüreklilik gibi niteliklerin kümesi olan erdemler, gençlerimizi: tüm insanları insan oldukları için kardeş bilen çağdaş bireyler konumuna taşıyacaktır. Özgür düşüncenin ve sorgulama yapabilme yeteneğinin somut çıktılarını üreten yaratıcılık yeteneği ise: onlara, yarının dünyasının koşullarına evrensel düzeyde iyileştirici katkılarda bulunmanın onurunu yaşatacaktır.  

[1] http://www.yeniyaklasimlar.org/?d=2339 Yaşar Nuri ÖZTÜRK (2012)~Ahlak, din ve dürüstlük, Yurt Gazetesi.