15.02.2014, 22:00

'Hekime yoğun külfet getiriliyor' tartışması...

Tam gün yasası yürürlüğe girdi, tartışmaları da beraberinde getirdi...¶

Peki kamuoyunda "tam gün yasası" olarak bilinen ve onaylanan yasadan sağlık çalışanları nasıl etkilenecek?

Ve bu yasa ile getirilen aile hekimlerine zorunlu 8 saat nöbet uygulaması ne demek?

Şu demek;

Hastanelerin acil servislerinde değil, görevli oldukları aile sağlığı merkezlerinde yapılacak bu nöbet ile Cumartesi –Pazar günleri de çalışmaları demek...

Hastane ile entegre olmaları demek...

Acil yükünü almaları demek...

Kısaca kalp krizi, trafik kazası, beyin kanaması gibi gerçekten "acil" vakaların dışında kalan vakalara aile hekimleri bakacak demek...

'Hekime yoğun külfet getiriliyor' tartışması da tam burada ortaya çıkıyor...

24 saat aile hekimini bulunabilecek olması vatandaş açısından oldukça iyi, ancak hekimler açısından fazla mesai..

Bir ayrıntı var, bunu da göz ardı etmemek gerek...

100 acilden yaklaşık yüzde 30-35'i gerçek anlamda acil...

Diğerleri hastalıkları için doktor görmek isteyenler...

Bu paralelde aile hekiminin onlara hizmet vermesi güzel...

Ancak dediğimiz gibi hekimler açısından da olaya bakmak sağlık sistemimizi değerlendirmemiz açısından oldukça önemli...

Yeni sistemde sağlık personeli, mesai saatleri dışında da hastane ya da sağlık kuruluşuna çağrılabilecek...

Kısaca mesai kavramı daha bir değiştirilmiş şekliyle gündemde...

 

*

İşte yeni sistemin detayları...

 

Genel sekreter, başkan ve hastane yöneticisinin sözleşmeleri bakan tarafından yapılacak.

Başhekim, başhekim yardımcısı, müdür, müdür yardımcısı, uzman personel ve büro görevlilerinin sözleşmeleri kurum başkanı tarafından yapılacak...

Tabip ve diş tabibi olan profesör ve doçentler, kurumsal sözleşme ile özel hastane ve vakıf üniversitelerinde çalışabilecek.

Memurlar, mesleki faaliyette veya serbest meslek icrasında bulunmak üzere ofis, büro, muayenehane ve benzeri yerler açamayacak, gerçek kişilere, özel hukuk tüzel kişilerine veya kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarına ait herhangi bir işyerinde veya vakıf yüksek öğretim kurumlarında çalışamayacak.

Sağlık çalışanlarına ödenen nöbet ücretleri yoğun bakım, acil servis ve 112 acil sağlık hizmetlerinde tutulan nöbetler için yüzde 50 oranında fazla verilecek...

Profesör ve doçentler, toplam sayının yüzde 50'sini geçmemek üzere ve geliri de üniversiteye kaydedilmek şartıyla mesai dışında özel hastane ve vakıf üniversitesi hastanesinde çalışabilecek.

Bu şekilde çalışabilecek öğretim üyeleri, yüzde 50'si uygulama, yüzde 50'si de akademik faaliyetlerden oluşacak önceki yılın performans kriterlerine göre belirlenecek.

Yükseköğretim kurumlarının kadro ve pozisyonlarında bulunmayan profesör ve doçentler, tıp ve diş hekimliği fakültelerinde sözleşmeli öğretim üyesi olarak istihdam edilebilecek. Bu kişilere, devamlı statüde çalışan profesör ve doçentler için belirlenen ek ders ücretinin on katına kadar saatlik sözleşme ücreti ödenebilecek.

Bu kişiler, rektör, dekan, enstitü, yüksekokul, uygulama ve araştırma merkezi müdürü, senato, yönetim kurulu ve kurul üyesi bölüm başkanı, anabilim ve bilim dalı başkanı ve başhekim olamayacak.

Özel hastane ve vakıf üniversitesi hastaneleri, tabip ve diş tabibi kadro sayılarının yüzde 20'sini geçmemek üzere üniversite ile sözleşme yapabilecek.

Kanunun yürürlüğe girdiği tarih itibariyle mesai saatleri dışında çalışan öğretim üyeleri, 3 ay içinde bu faaliyetlerini sona erdirecek. Bu süre içinde faaliyetlerini sona erdirmeyen öğretim üyelerinin üniversiteyle ilişikleri kesilecek.

Ebelik eğitimi lisans seviyesinde olacak...

Gereksiz sezaryen, gereksiz anjiyo, gereksiz ilaç kullanımı önlenecek...Bu konuda roparlar denetlenecek ve 2014 yılı sonunda değerlendirme yapılarak hekim ve hastanelere ödül ve ceza sistemi de getirilebilecek...

Sünnet yalnızca tabiplerce yapılabilecek...

Ancak olağanüstü ve istisnai hallerde bakanlıktan eğitim alanlar, hekim gözetiminde sünnet yapabilecek.

Gülhane Askeri Tıp Akademisi'nde de (GATA) sözleşmeli profesör ve doçent çalıştırılabilecek...

Sözleşmeler, GATA Akademi Kurulu'nun teklifi ve Genelkurmay Başkanlığı'nın onayı ile yapılacak.

Kamu kurum ve kuruluşlarında çalışan ve yöneticilik görevi bulunmayan tabipler ile aile hekimleri, çalışma saatleri dışında, kurumlarının izniyle, aylık 30 saatten fazla olmamak şartıyla işyeri hekimliği yapabilecek.

Hemşire yardımcısı, ebe yardımcısı, sağlık bakım teknisyeni adıyla üç yeni "yardımcı sağlık mesleği" gelecek...

Ayrıca teknisyenlik seviyesindeki sağlık meslekleri kaldırılacak...

 

Mutlu kalın...

 

Dip not;

 

"st.VALENTİNE Day’ de geçti...

 

Batı kapitalizminin maddesel tüketimi artırmak amacıyla yaygınlaştırdığı bir ‘Sevgililer Günü’nü daha geride bıraktık...

Bu gün de hediyelerle geçiştirilen günlerden biri.

Artık ‘Aşk’ sevgililerin birbirlerine aşk mesajı yolladığı , ‘alo’luk konumunda...

Yıllar geçtikçe, yavaş yavaş Şubat 14 âşıkların birbirlerine aşk mesajları yolladığı bir gün haline gelmeden önce ki zamanda yani, 1800 yıllarında Amerikalı Esther Howland, ilk kartı gönderdi diye bu günün toplumsal bir olay haline geleceğini nasıl bilebilirdi ki...

E toplumsal olunca da haliyle ticari oldu...

Kim bilebilirdi ki aziz papaz "st.Valentine Day'in kafasının kesildiği gün her yıl buyuk coşkuyla kutlansın...

Tüketim çılgınlığı yaşansın...

Madde ile tatmin olmak için paralar saçılsın...

Tam bir başkaldırı, tam bir özgürlük düşüncesi hakim iken, tam bir tüketim artışı, tam bir alışveriş deliliği başladı?

Peki ne oldu da düzen başkaldırısı ikinci plana itildi?

Ne oldu da çılgın hediye alma yarışı başladı?

Beklentiler arttı...

İstekler çoğaldı ve her şey karşılıklı olmaya başladı...

Kısaca doyumsuz olduk...

 

Fıkra:

Temel çocukken annesine sormuş.

- Anneciğim, ben nasıl dünyaya geldim?

Annesi cevaplamış :

- Biz babanla yatarken yastığın altına bir kutu şeker koyduk. Sabah bir baktık ki sen doğmuşsun.

Bu fikir Temel’ in aklına yatmış. Gece yatarken yastığın altına bir kutu şeker koymuş.

Sabah kalkıp baktığında her yerde karınca olduğunu görünce kızmış ve kendi kendine söylenmiş :

- Ula şeytan diyor ki tut çarşafı silkele hepsini, ama baba yüreği işte dayanmıyor.

 

Günün sözü; Kendi omuzuna tırman. Başka nasıl yükselebilirsin ki! ...Nietzche...

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@