03.09.2021, 16:03

“Hızınıza 'dur!'” deyin

Bu hafta siz değerli kitap dostlarım için yine özel iki kitap var değerlendirmemde. İlk kitapta bir dahiyi daha yakından tanırken, ikinci kitapta hızla akıp giden hayatta nereye koşturduğumuzu sorgulayacağız.

Sizlere öncelikle erken tıbbın babası İbni Sina’nın hayata bakışını, dehasını ve felsefesini öğretici, Hikmet Asil Öztekin ’in yayıma hazırladığı, Felsefe kitaplığı serisinden 'İbni Sina' kitabını değerlendireceğim. Sonrasında değerlendireceğim ikinci kitabım  da hızla akıp giden teknoloji çağında bize durup dinlenmemiz öğütleyecek, Özgür Bacaksız tarafından yazılmış, 'Yaşamak, Sakinlik İster' kitabı olacak. 

IBNISINA gazete yenigun


YEDİDEN YETMİŞE HERKESE HİTAP EDİYOR
Destek yayınlarının yayımladığı felsefe kitaplığı serisi dilinin sadeliği, anlatımının temizliği, içeriğinin doluluğu ile yediden yetmişe herkese hitap edebilecek harika bir seri bence. Seri kitaplarından Seneca, Farabi, Mevlana, S.Freud ve bu gün ki değerlendirmemde yer verdiğim üzere İbni Sina’yı bir çırpıda okuyup, bitirdikten sonra tüm kitaplığı okuyup bitirmeyi hedef edindim kendime. Fakat kitapları okurken keşke lise yıllarımda tanışsaydım bu seri ile düşündüm. Ülkemizde sık sık değişmesi sebebiyle her kuşağın farklı yaşadığı eğitim hayatında, ben Anadolu Liselerine sınavla alınan zamanlara denk geldim. İyi bir gelecek için üniversite eğitiminin ve kaliteli bir eğitim almanın şart olduğuna inancımın tam olduğu o zamanlarda, zehir gibi gençler yetiştirmek üzere hazırlanan müfredat çok yoğundu. Sabun köpüğü hesapladık, tavşanın sindirim sistemini öğrendik, karmaşık sayılarda karışıp düğüm olduk. Aradan geçen neredeyse yirmi yıla yakın zamana rağmen hala neden sabun köpüğü hesaplamaya çalıştığımı anlamadım ben. Bu yüzdendir ki okul bilgileri ayrı, hayat bilgileri ayrı oldu benim için. Okul bilgilerim hayatıma entegre olamadı. Sınavlarda yüksek not adına ezberlenecek, yıllar sonra hatırlanmayacak uçucu şeyler olup, uçup gittiler ve geriye konu başlıklarından başka bir şey kalmadı maalesef. Bu sebeple gençler Farabi’yi, İbni Sina’yı anlayarak büyüsün ve bakış açılarını bu şekilde oluştursunlar. Kendilerine ve kendilerine emanet edilen millete yapabilecekleri en faydalı şey sanırım bu bakış açısını kazanabilmek olur. Ayrıca gençlerin, Tıp ve Felsefe alanına ağırlık verdiği değişik alanlarda 200 kitap yazan. Batılılarca, Orta Çağ Modern Biliminin kurucusu ve hekimlerin önderi olarak bilinen ve "Büyük Ustad" ismi ile tanınan. Tıp alanında yedi asır boyunca temel kaynak eser olarak süre gelen El-Kanun fi't-Tıb (Tıbbın Kanunu) adlı kitabı ile ünlenmiş ve bu kitap Avrupa üniversitelerinde 17. asrın ortalarına kadar tıp biliminde temel eser olarak okutulmuş İbni Sina gibi büyük bir değerin biyografisini, bakış açıcını öğrenemeden büyümeleri büyük bir kayıp olur. Hem bize ait bir dehayı yakından tanımak hem de farklı bir bakış açısı kazanarak , genel kültürümüzü arttırmak için bu kitap naçizane tavsiyemdir.


BİZE DÜŞEN GÖREV: AYAK UYDURMAK
Sizler için değerlendirmeye aldığım bir diğer ikinci kitap ise Özgür Bacaksız'ın 'Yaşamak Sakinlik İster' kitabı. Yaşadığımız 21. yüzyıl teknoloji ve dijital çağ olarak adlandırılıyor. Uzay araştırmaları, yapay zeka girişimleri, biyoteknoloji çalışmaları dönemimizin ana konuları. Gelişen teknoloji ve bilim ile birlikte bize düşen görev dönemin hızına ayak uydurmak. Çevremizde her şey bu kadar ilerlerken bizim bu değişimlere duyarsız kalmamız elbette beklenemez, bizde bu dünyanın bir parçası olduğumuz için elbette hayatın bir yerinden tutup dönemin hızına ayak uydurmaya çalışıyoruz. Fakat hızına ayak uydurmak zorunda olduğumuz konu sadece 21.yüzyılın hayatımıza armağan ettiği gelişen teknoloji değil. Yetişmek zorunda olduğumuz birden çok alan var. Hayatın geneline yayılan bu hızda işimize yetişmek, evimize yetişmek, çocuklarımıza yetişmek, kendimize yetişmek zorundayız. Malum bu kadar çok yetişmek zorunda olduğumuz konu olunca kimi zaman küçük olayları büyük bir kargaşaya dönüştürebiliyoruz ya da her şeye yettiğimizi sanırken birde bakmışız ki aslında hiçbir şeye yetememişiz.

YASAMAKSAKINLIKISTER gazete yenigun
YAZARIN TAVSİYELERİ DENENMEYE DEĞER
Çağımızın en büyük bu çelişkisine dur demek için, içinde bulunduğumuz bu telaşın fakına varabilmek için sizlere bu kitabı tavsite ediyorum. Özgür Bacaksız’ ın yazdığı, 'Yaşamak Sakinlik İster' kitabı. Kitabı okumaya başladığınız andan itibaren yaşadığınız hızı ve telaşı fark etmenizi sağlıyor. Nasıl son hızda giden bir araçta seyahat ettiğimizde yolda olup bitenin farkına varamazsak , hayatımızı da son hızda yaşadığımızda çevremizin yeterince farkında olamayacağımızı naif bir şekilde anlatan yazar, herkesi sakinliğe davet ediyor. Tabi yazarın sakinlikten kastı başımıza gelen her olayı sineye çekip, sabır taşı haline dönmek değil. Yazar olaylara karşı verdiğimiz tepkilerde ölçülü olmayı kast ediyor. Ölçülü tepkiler ve sakin bir beyinle problemleri kolaylıkla çözebileceğimize değinen yazar, beynimizi sakinleştirmek ve çözüm odaklı olabilmek için günde en az on beş dakikayı kendimize ayırmamız gerektiğini de öğütlüyor. Günde en az on beş dakika hiçbir şey yapmadan (kitap okumadan, müzik dinelemeden, pencereden dışarı bakmadan) sadece kendimizi dinleyerek, hayatımıza yeni bir bakış açısı kazanabileceğimizi savunan yazarın tavsiyeleri denemeye değer.


“KENDİNE VAKİT AYIRMAYAN KİŞİ KÖLEDİR”
“Günün üçte ikisini kendine ayırmayan kişi, ister devlet adamı, ister iş adamı, ister resmi görevli, ister bilgi olsun, aslında bir köledir.” Diyen Friedrich Nietzsche yazarın anlatmak istediklerini net bir şekilde açıklayıp, desteklemiş bu sözüyle. Yazarın tavsiyelerine uyup, kendime günde küçük bir zaman ayırmamla birlikte, Nietzsche’nin sözünde belirttiği gibi kendimi daha özgür hissediyorum bende. Sizde içinde bulunduğunuz tempodan sıyrılmak, hızınıza dur demek isterseniz, Özgür Bacaksız’dan 'Yaşamak Sakinlik İster” kitabı naçizane tavsiyemdir. Daha fazla kitap yorumu için instagram:@benimkitapligim9 sayfasını takip edebilirsiniz.
 

Yorumlar