Yıllardır büyük zorluklarla İzmir’in sokaklarındaki atıkları ekonomiye kazandıran hurdacılar, nihayet mesleki statüye kavuşuyor. Bakanlık, valilik ve belediyeler kararlı, hurdacılar temkinli.

NİHAT AK/YENİGÜN- Kâğıttan plastiğe, alüminyumdan bakıra kadar birçok çöpe düşen malzemenin geri dönüşümü artık büyük önem taşıyor. Düne kadar kıymeti bilinmeyen hurda ve hurdacılık değer kazandı. Yaptıkları işin takdir edilmesi ve kendilerine bazı statülerin verilmesini isteyen hurdacıların talepleri bir bir yerine getiriliyor. Hurdacı kılığına girmiş bazı hırsızların kendilerine karşı ön yargılı yaklaşımları tetiklediğini belirten geri dönüşümcüler, doğru standartların konulmasını istiyor.

“İzmir örnek olacak”

Geçtiğimiz dönemde büyükşehir belediyesi, 30 ilçe kaymakamı ve belediye başkanı ile önemli bir toplantı yaptıklarını vurgulayan İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, "İzmir'de ve tüm Türkiye'de hurda malzeme ve atık kağıt toplama meselesiyle ilgili bir keşmekeş var. İzmir'de örnek olacak bir uygulamayı başlatıyoruz, başlattık. Belki de tüm Türkiye'de bu uygulama örnek olacak. Atık toplayıcılar ve hurdacıların en çok hırsızlık onlar tarafından veya çalınıp onlara satılmak suretiyle oluyor. Ruhsatsız hurda depoları var. Ruhsatsız hurda depolarını kapattırıyoruz”dedi.

Yavuz Selim Köşger yenigün

“Çok katmanlı bir çalışma”

Farklı yönleriyle çok katmanlı bir çalışmayı yürüttüklerini belirten İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger, "Bu atık toplayıcıları belediye ve ilçe emniyetlerimiz, kaymakamlıklarımız kimlikli hale getiriyor. Hangi kişi hangi sokakta hangi saatler arasında hurda toplayacak bunu bir standarda bağlıyoruz. Bundan sonra bir sokakta hırsızlık olduğunda eğer o hurdacı bu işi yapmadıysa başka şey yapılacak. Esas hurda malzemeyi ya da tarihi kapıyı çalıp sattığı ruhsatsız depoların kapatılması önemli olan. Ayrıca hurda ana depoları da kameralı sistemle takip altına alıyoruz. Böyle çok katmanlı bir mekanizma oluşturmaya çalışıyoruz. Çalışmalar devam ediyor” diye konuştu.

“Uyuşturucu kullanımı tetikleniyor”

İzmir'de uyuşturucu kullanımının yaygın olduğuna dikkat çeken Vali Köşger, “Uyuşturucu kullanımı maalesef çok yaygın. Uyuşturucu kullanımının bunu tetiklediğini düşünüyoruz. Sadece tarihi kapılar değil, mezarlıklardaki demirlere varıncaya kadar evlerin kapısına varıncaya kadar çalınıp satılmaya başlandı. Bunu engellemek üzere böyle bir çalışma yürütüyoruz. Diğer bir katmanı da uyuşturucu yaygınlığının minimize edilmesi. Bu yönde de çalışmalar devam ediyor. Bu sosyal bir olay, insani bir olay. Bununla ilgili de eğitim başta olmak üzere çeşitli faaliyetler yürütüyoruz" dedi.

“Yavaş ve emin adımlarla”

Sokak ekonomisi alanındaki uluslararası çalışmalarıyla bilinen Dr. Osman Sirkeci, “Ulusal ve uluslararası anlatımlarımızda yapılması gerekenleri anlattık. Değeri sıfırın altına düşmüş bir atığın katığa nasıl dönüştüğüne dikkat çektik. Atık toplayıcılığın nasıl daha cazip hale getirilebileceğini dile getirdik. Sosyal güvence, kıyafet, hijyen, ileri teknoloji donanım, eğitim ve kayıt altı çalışma istedik. Bu alanda örgütlenmeyi sağlayacak çok sayıda kooperatif kurdurduk” diye konuştu.

Osman Sirkeci yenigün 2

Geçici yasa da sorunu çözmedi Geçici yasa da sorunu çözmedi

“Çalışmamız öncü oldu”

Ege Geri Dönüşüm Kooperatifi’nin kurucuları arasında yer alan Hüseyin Heptepe, “Sokaklardan da hurda toplayan gariban bir kesim var. Bir yerde işe gerememiş, bir meslek edinememiş arkadaşlarımız bu işi yapıyor. Yıllarca horlanan kardeşlerimizin örgütlenmesi adına kooperatifimizi kurduk. Bazı ön yargıların kırılması için bu girişimi başlattık. Kooperatifin faydasını her platformda anlattık. Sağlıklı bir ilerleme için olması gerekenleri çalışma dosyası haline getirdik. Bizim hızlı çıkışımızın anlaşılabilmesi kısa zamanda ve kolay olmadı. İzmir Valisi Yavuz Selim Köşger ve Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer hurdacılığı kayıt altına alacak bu sistem için kararlı görünüyorlar. İlk çalışma Narlıdere ilçesinde belediyemiz ile birlikte başlayacak”dedi.

Hüseyin Heptepe yenigün

 "Fikir doğru yol yanlış"

Geri dönüşüm işiyle uğraşan Yiğit Sorguç, "Kağıt  ve hurda toplayıcılarının belli bir düzen içinde çalışmasının sağlanması doğru bir yaklaşım. Hırsızlık olaylarının da önüne geçilmiş olur ki son dönemde hırsızlık olayları çok fazla arttı. Fikir olarak doğru ancak gittikleri yol yanlış. Çünkü ruhsat isteyen, ruhsata başvurmak isteyen, şartları karşılamak isteyen arkadaşlarımız var. Bizde bunların içerisindeyiz. Ruhsat için ne gerekiyorsa yaparız çünkü ekmeğimizin peşindeyiz. Ancak bizlere ruhsat vermiyorlar. ‘Şehir içinde bu işi yapamazsınız, şehir dışında yapacaksınız’ diyorlar. Ruhsat vermedikleri gibi bir de kapatmaya gidiyorlar. Bu defa insanlar yasal olmayan yollarla çalışıyor. Vergiye tabii olmuyorlar, sigortasız işçi çalıştırıyorlar. Böyle insanların önü kayıt dışına açılmış oluyor. Eğer bir kolaylık sağlansa ‘Sen işini düzgün yap, biz seni denetleyelim ruhsat verelim’ şeklinde bir yaklaşım olsa insanlarda kaçak olarak çalışmak zorunda kalmazlar" dedi.

"Belli bir çalışma saati yok"

Toplayıcıların çalışma yerleri ve çalışma saatleriyle ilgili kontrolün sağlanmasının zor olduğunu söyleyen Sorguç, "Türkiye'de 90 milyon insan yaşıyor 5 milyon mülteci ile baş edemiyoruz. Türkiye'nin emniyet güçlerinin bunun kontrolünü sağlanması pek mümkün değil. Belli bir düzen içine sokamazlar. Çünkü bu işi yapan insanlar düzensiz, günlük yaşayan insanlar. Bugün 300 lira kazanıyorsa günlük kazanıyor. Düzensiz yaşadıkları için çalışma saatlerine de bir sistem getirmeleri mümkün değil. Çünkü o kişi kafasına göre hareket ediyor. Bir gün akşam 6'da işe çıkıyor, ertesi gün hiç işe gitmiyor. Bir gün Çeşme'de topluyor diğer gün başka bir yerde. Canı nereye istiyorsa oraya gidiyor. Belli bir düzene sokmak mümkün değil. Bu iş benim dede mesleğim. 60 yıldır yapıyoruz ama toplanan malları bile bir düzene sokamadık" şeklinde konuştu.

"Dışlanan kişilere istihdam sağlıyoruz"

Hırsızlık vakalarının artışıyla ilgili de konuşan Sorguç, "Kimileri çalıyor açıkçası çalmaya yönlendiriliyor. Bir bölgede toplayıcılık yapıyor zabıta geliyor burada toplayamazsın deyip arabasını alıyor. Bu durumda bu kişi de sinirleniyor gidiyor hırsızlık yapıyor. Aslında bu onu haklı göstermiyor ama o insanların kafa yapısı böyle. Hemen kolay yola kaçıyorlar ya çalıyorlar ya da uyuşturucuya yöneliyorlar.  Bu meslek grubunda çalışanların yüzde 90'ı böyle. Onlara biz elimizden geldiğince bir ekmek kapısı açıp kötü yollara yönelmesinler diye istihdam yaratmaya çalışıyoruz. Toplumun dışladığı kişilere biz istihdam sağlayarak topluma kazandırmaya çalışıyoruz. Tabiki herkes için söylemiyorum çünkü bu işi hakkıyla yapanlarda var. Ama bu yüzde 10'luk bir kesim. Bir milyon kişide 100 bin kişi ancak bu şekilde insanlar. Biz sadece devletimizden ruhsatın önünün açılmasını istiyoruz. Burada kooperatifler kuruldu. Bir düzene koymak amaçlı ama bu yöntemle piyasa fiyatlarının oluşturulmasına çalışılırsa iyi olmaz. Eğer devlet ruhsat almanın önün açarsa bu insanlarda vergilerini vererek, sigortalarını yaptırarak iş yaparlar" açıklamalarında bulundu.