31.12.2017, 09:16

İçsellik...

İçsellik...

 

Uzun bir suredir yaşadığı felaketlerden sonra 'ne öğrenmem gerekiyor, neden bu duruma düşüyoruz?' diye sormalı insanlık.

Öğrenmek ve uygulamak için de iç dünyasına dönmeli insanlık.

Bizim düşüncelerimizdir aslında iç dünyanın kapısı.

Bir içsellik bir de dışsallık var ki bünyemizde, onu aslında bilmeden ‘toplum’  ve onu oluşturan yapı taşları ‘birey’ ler şekillendirir.

Güçlüler şekillendirir.

Unutmayın ki, her an ve her şeyde var bu iki zıtlık. Ancak insanlık maalesef ki, kendisini güç ve maddiyat olarak algılatan dışsallığın esiri oldu.

İçinizde sevgi ve merhamet olarak açığa çıkan ise neredeyse yok olma evresinde.

*

Hızla yüzeysellik içinde kıvranan toplum düzeninin bir parçası olduk güçlülerin savaşları yüzünden.

Yeni bir yıl bunu yıkmalı...

Dinginleşme, yavaşlama hiddetde değil de, insani yönümüzde ilerledi.

Yeni yıl bunu yıkmalı...

Neden son zamanlarda topraklanma yapamadık kendimize?

Bir sürü düşüncelerle dolu dolu hısrlarla örülü para ve kıskançlıklarla, alışveriş çılgınlıklarıya sarıldık, sarmalandık da ondan.Küçümsenecek, değersiz bulunacak onca şey yüklendi bize de ondan.

*

Peki, yüzeyselleğin zıddı içsellik toplumumuzda gelişti mi? Gelişmedi.

Bizlere şifa oldu mu? Olmadı.

İçsel dünya da zenginlik duyuyor muyuz? Hayır.

Yoksa, açlığımız, öfkemiz daha da mı arttı? Evet.

İlişkilerde derinlik var mı? Yok.

Kendini hissettiren dinginlik var mı toplumumuzda? Yok.

Yoksa daha da mı hararetlendik? Evet.

Cevaplar belli.

*

Giren veri sevgisizlik ve çıkan veri sevgisizlik.

Bu paradokslarla bir gün gelirde bu insanlık kısa devre yaparsa suç iç dünyamızdan  her gün, her an, an be an uzaklaşmamızdır.

Dolayısıyla pek çok insani tarafımızı da bu şekilde yitirmiş olduk.

Meseleleri çözmede ve  sorgulamalarda ne yapacağını bilemez biçimde yaya kaldık.

İnsan herşeyi isteyebilir ve ona ulaşmaya çalışabilir.
Ancak biz elimizdeki değneklerle basacağımız yerin sağlam olduğundan emin olarak adım atmalı, önce düşünmeli sonra eyleme geçmeliyiz.

*

“Bir bilgeye sormuşlar...
 Dünyada en güzel şey ne? 
- Sevmek.
Peki sonra?
-Sevilmek.
 Neden sevmek sevilmekten önce geliyor? 
- İnsan sevdiğine sevildiğinden daha çok emindir.” Demiş.

İçselliğin yolu sevgiden geçer.

‘Sevgi’de arayıp bulabileceğimiz sadece 'insanlık' değil, tüm cevaplardır. Bu nedenle yönelişimiz içsellik olmalı.

*

Kendi iç denizinde yüzmeyi öğrenmektir içe dönmek, bakmak ve görebilmek.

Kısaca mahremiyetimizdir içe bakış.

Öz dikkatin içe yönelmesidir...

Birşeyin içe ait olan, görünmeyen yüzüdür...

Derinliktir...

Görünenin arkasındaki sırdır...

Öz benliktir...

Yüzeyselliğin zıddıdır...

Kendi merkezinde olmaktır...

Dinginliktir...

Tasavvufda ki gibi kendin olmaktır,hissetme halidir,kendi kendine yeterliliktir...

*

Hep geriye ittiğimiz içselliğin verdiği ufuk aydınlanması belki tüm sorunların çözümü. Kimbilir?

Düşüncenin çözemediğini ruhunuz şifalandırabilir belkide.

Bilemeyen başka türlü bilebilir.

Bu algılamanın davranışlarınızı nasıl etkilediğini anlarsınız.

Ve bilin ki, algılamalardan etkilenen davranış türleri bizi, toplumu ve ülkemizi kapsar.

İçselliğe ister ‘öz’ diye sınıflayın, ister ‘bir ben vardır benden içeri’ diye anlatın, ruhunuzu ve bedeninizi bütünleştirip tam anlamıyla sevgiyi kalbinizde harmanlamadıkça o dinginliğe, toplumda o huzura erişemezsiniz.

*

Kimin dikkatsizliğinde saklandı ise o kusurlarımız ortaya çıkmalı artık.
Hangimizin sessizliginde saklandı ise sevgimiz ortaya çıkmalı artık.

Çıkmazsa içsel sevgimiz, gidişlerde de, dönüşlerde de birlikte yorulacak bu insanlık...

*

Toplumun tüm yaşadıkları içselliği bitiren yüzeyselliğin verdiği hırsı, gücü bize entegre edenlerin eseridir.

Sonrasında bize  koca bir ‘evet değiştik’ kalıyor.

Neredesin insan, şimdi söyle hangi yerdesin?

İçinde mi dışında mı?

Hangi kaybolanın esirisin...

Ve 2018’in yılın hangi düzeninde belireceksin...

 

Dip notlar;

 

İnsanı düzeltmek...

Adam, bir haftanın yorgunluğundan sonra, pazar sabahı kalktığında keyifle eline gazetesini aldı ve bütün gün keyif yapıp evde oturacağını hayal ediyordu. Tam bunları düşünürken oğlu koşarak geldi ve parka ne zaman gideceklerini sordu. Baba, oğluna söz vermişti; bu hafta sonu parka götürecekti onu, ama hiç dışarıya çıkmak istemediğinden bir bahane uydurması gerekiyordu. Sonra gazetenin promosyon olarak dağıttığı dünya haritası gözüne ilişti. Önce dünya haritasını küçük parçalara ayırdı ve oğluna uzattı:

- "Eğer bu haritayı düzeltebilirsen seni parka götüreceğim!" dedi.

- Sonra düşündü: 

"Oh be, kurtuldum! En iyi coğrafya profesörünü bile getirsen bu haritayı akşama kadar düzeltemez!"

Aradan on dakika geçtikten sonra oğlu babasının yanına koşarak geldi:

- "Babacığım, haritayı düzelttim. Artık parka gidebiliriz!" dedi.

Adam önce inanamadı ve görmek istedi. Gördüğünde de hayretler içindeydi ve oğluna bunu nasıl yaptığını sordu. Çocuk şu ibretlik açıklamayı yaptı:

- "Bana verdiğin haritanın arkasında bir insan resmi vardı. İnsanı düzelttiğim zaman dünya kendiliğinden düzelmişti!"

 

Osho’dan...

“Eğer kalpten gülümseyebilirsen, birinin elini tutup gülümseyebilirsen, bu yaratıcı eylemdir.

Hem de çok büyük yaratıcı eylem.

Birine kalbinle sarılırsan, yaratıcı olursun.

Birine sevgi dolu gözlerle bakmak.

Sadece sevgi dolu bir bakış, bir insanın hayatını değiştirebilir.”

“Çocukluğundan beri sürekli ‘gül çok güzel bir çiçektir,
harika bir çiçektir’ sözlerini duyuyorsun.
O yüzden bir gül gördüğün zaman,
hemen tuşuna basılmış bir bilgisayar gibi ‘bu çok güzel’ diyorsun. 

Bunu gerçekten hissediyor musun?
Bu senin içinden geçen duygular mı?
Eğer değilse söyleme.
Bir şeyi hissetmiyorsan, sakın söyleme.”

 

2018 umarım sevginin akışına kendini açar...Tüm umutlarınızın yeşermesi ve merhametinizin artması, dünyanın bu merhamete kucak açması dileğim...

Mutlu kalın...

 

Fıkra;                                                             

Temel’ in küçük oğlu babasına sormuş:
– Babacuğum, haçen paluklar niye konuşamayi…

Temel cevap verir:
– Ula sok kafani suyun içine, anlarsun… :)

 

Günün sözü;

Söküklerini dik sözlerinin, dilini kalbine yanaştır; dilinle söylediğini kalbinle de söyle...Mevlana

 

Yorumlar