03.09.2016, 21:00

İEF çöpü...

İzmir Enternasyonal Fuarı, 85. kez kapılarını dünyaya açtı...

Güzel.

Açtı ancak çöpe de açtı, umarsız vatandaşlara da açtı.

 

*

Ana tema ‘inovasyon’ ya İEF’de.

‘İnovasyonun halkla buluşabileceği yeni bir platform’ olma hedefi var ya.

Evet halk fuarı, yeşili çöple buluşturdu ne yazık ki.

Gün sonunda, gece bitiminde pis çevre, fuar bitiminde çevresini hiçe sayan bir şehirli kaldı akıllarda ne yazık ki...

 

*

Ben bu kadar vurdumduymaz bir insan topluluğunun biraraya geldiği bir yer görmedim.

Utandım şehirliliğimden.

Utandım fuara katılım yapıp da, temizliği öğrenememiş olan milletimden.

Tadım yaptığın kaşığı da mı ortalık yerlere atarsın be umarsız?

Bu nasıl bir temizlik anlayışı, bu nasıl çevre bilinci çözemedim.

 

*

Bir konser bitimi baktım çimlere, keşke bakmaz olsaydım dedim.

Çim görünmüyordu pet şişeden, naylon torbadan, çiğdem çöpünden, janjanlı cips poşetlerinden.

Bir de hemen konser alanının yan tarafında duran çöp bidonuna gözüm kaydı, acaba dolu diye mi bu kadar çöp yerde diye düşündüm?

Bir de ne göreyim. Çöp bidonu boş.

İçine atılacak çöp layık görülmemiş çöp bidonuna. Kıyamamışlar galiba.

Ancak çevreye layıktır çöpler.

Kıyılır çevreye...

Nasıl olsa ‘doğa’ toplayıcıdır değil mi?

Temizleyicidir?

Temizler her türlü pisliğinizi.

*

Tamam eğlendin.

Eğlendin de, içtiğin su şişesini yanında bulunan çöp bidonuna atamayacak kadar da mı acizsin?

Bıraktığın pislik senin pisliğin.

Çöp toplayıcıları maaş alıyor diye senin pisliğini temizlemek zorunda mı arkandan?

Konser bitiminden sonra ‘İzmirli’ olduğunu söyleyen bir bayanın avazı çıktığı kadar; ‘Gerçek İzmirli bunu yapmaz, lütfen göç ettiğiniz şehrimizi kirletmeyin’ haykırışı insanların kafasında farklı boyutlar, ayrımlar yaratıyor değil mi?

*

 

Bu şehir ‘gerçek İzmirli’ olsun, göç ile şehrimizle ‘tanışan’ olsun fark etmez.

Bu şehir bizim, hepimizin ortak yaşam alanı.

Bu fuar alanı bizim.

Ve son kalan yeşil alanlarımızdan biridir ne yazık ki. Onu gözümüz gibi korumamız gerekir iken, vurdumduymazlık ile kirletmenin anlamı ne?

Nasıl bir zihniyet bağı hakim eğlenme ile pisleme arasında.

Nasıl olsa temizleyen var mantığı ile hareket etmek hiç bir şey kazandırmaz, aksine insanlığınızdan çok şey götürür.

*

Biz istiyoruz ki şehrimizin gururu İEF ile değişim, yenilik yaşansın.

Eğlence her kesime ulaşsın.

Tasarımlar ile güzelleşsin.

Ticaret, sanat, yerel tatlar ile şenlensin.

Müzik, tiyatro ve spor ile coşalım.

Lezzet olsun.

Karnaval olsun.

Festival olsun bizlere.

Sanat ile kucaklaşalım, sevgi ile buluşalım.

Tüm bunlar yüreğimde derin heyecan yaratır iken, çevremin kirletilmesi, çöp ile donatılması içimde ‘biz daha olmadık’ düşüncesini pekiştiriyor.

*

Bir de şunu eklemek isterim ki, uzun zaman önce fuar alanı daha yeşildi, daha bir albenisi vardı, sevimli idi.

Şimdilerde biraz daha betonu sever oldu, daha bir boş alan, çim alan fazla, daha bir sevimsiz oldu.

Şahsi görüşümdür fazla su isteyen çim yerine, daha çok ağaç, daha fazla yeşil gözümüzü şenlendirmeli değil mi?

Hoş sulu çimleri bile koruyamıyoruz, orası da ayrı bir muamma da, ancak en kıza zamanda bu şehrin çöp bilincini kazanması şart oldu, çözüm üretelim derim.

Keza Alsancak’ta da durum aynı. Her gecenin bitiminde çöpler çimlerde. Her konser sonrası ortalık savaş alanı.

Göztepe sahili çiğdem pisliğinden geçilmiyor.

*

Yok...

Daha bizim Avrupa ile eşleşmemize var kardeşim.

Daha bir ‘onlarca’ yıl var.

 

 

Dip notlar;

 

Çevreni koru mutlu ol...

 

Çevremizi temiz tutmak için yerlere çöp atmamak konusunda sanırım fikir olarak, ‘evet aynı fikirdeyim’ diyebilirsiniz, ancak ilk fırsatta elinizdekini de fırlatır atarsınız doğaya.

Bilinçlenmek için istediğiniz sloganı seçin, bu ülkede bu bilinç ne yazık ki çok çok az kişide var.

İnsanların dikkat çekmesini sağlamak için kamu spotu da yapsanız nafile.

‘Çevremizin temizliği bize sağlık huzur getirecektir’ de deseniz, ‘çöp atanlar geleceğine zarar verir’ de deseniz nafile.

Görünen köy kılavuz istemez.

Her kişi kabı kadar alabilir verileni. Ne kadar alırsan al kabın dolmaz ise, dolmaz.

Kirlilik, gerginlik ve strese kucak açmış iken temiz çevre kampanyaları da boşa gidiyor ne yazık ki...

Çevreye çöp atan kişiler, aslında cahilliğin en büyük simgesidir bana göre. Bir kere evladını seven yere çöp atar mı?

Temiz çevrenin sırrı bilinçlenmekten geçiyor diye uğraş verir iken, biz çöp atıldığında yarın o çöpün içinde kalacağımızı anlatamadık bir türlü...

Doğanın sahibi gibi davrandıkça, onu yok ettikçe göreceğin karşılık yok olmak olacaktır.

Ancak çevreni, doğayı koruyabilirsen mutlu olursun.

Unutma insan!

‘Bugün çöp atarsan yarın o çöplükte yaşarsın.’

 

Barış...

1 Eylül günü, ‘Dünya Barış Günü’ydü..

İyi dileklerimi sunmadan edemeyeceğim.

Dört bir yanımızda kaos. Sınırlarımızda kargaşa. Kardeş kardeşi vuruyor. Bu kavga ortamında çocuklar yetişiyor. Hüküm süren barış olmadığından da, dayanışma havada asılı kalıyor. Yine de umut var bende ülkeme dair.

Nefret ve karşıtlıkların çatışmasıyla kucak kucağa yaşadığımız şu günlerde anlamsız, katı düşüncelerimizi bir kenara bırakıp, sevgi ile dört bir yanımızı örebiliriz belki.

Belki barış ile emperyal güçlerden sıyrılırız.

Barış adına masumiyeti geri alırız.

Kimbilir, sonsuz yalanların içinden bir bir sıyrılabilirsek özlediğimiz huzuru buluruz.

Kimbilir.

Benim barış umudum hep var, sizin de var olsun...

 

Küçük prens...

Antoine de Saint-Exupery’nin unutulmaz çocuk klasiğidir ‘Küçük Prens’.

Yazarın hayal dünyası müthiştir.

Bu hayal dünyasından olabildiğince yararlanın derim.

Özellikle küçüklerimizin hayal dünyaları bu zamanda körelmiş olduğundan, lütfen olabildiğince açalım bilinçlerini...

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

Mahallenin çocukları Nasreddin Hoca'ya muzip bir şaka yapmak istemişler. Plânlarını kurmuşlar. "Hoca'yı ağaca çıkaralım. Pabuçlarını alıp uzaklaşarak biraz şaka yapalım" diye düşünmüşler. Hoca'nın yoldan geçeceği saatlerde, uçurtmalarını büyükçe bir ağaca taktırmışlar. Hoca'yı beklemeye başlamışlar. Hoca oradan geçerken de hemen etrafını sarmışlar :

- "Hocam uçurtmamız ağaca takıldı. Biz çıkıp kurtaramadık. Bize yardımcı olur musunuz?"

- "Hay hay" demiş Hoca. Ayakkabılarını çıkarıp sırt çantasına yerleştirmeye başlamış.

Çocuklar : 
- "Hoca efendi onları niye yanına alıyorsun? Ağaçta pabuçları ne yapacaksın?" demişler.

- "Belli olmaz ki evlâtlarım" demiş Hoca; "Bu iyiliğime karşı Rabbim, belki bana ağaçtan öteye bir yol ikram eder."

 

 

 

Günün sözü;

Yeryüzünde gün ışığına layık olmayan birçok insan vardır. Ama güneş her gün yeniden doğar. Seneca

 

 

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@