27.09.2020, 21:09

İhracatın problemleri

Türkiye 1980’lerden sonra ihracata dayalı bir ekonomi modeli benimsedi ve ülkemiz ekonomisinin önemli bir unsuru oldu. Özellikle küreselleşmenin artık sınır tanınmaması ile birlikte sadece bizim için değil tüm dünya ekonomileri için vazgeçilmez bir mihenk taşı haline geldi.

 

PROBLEMLERİ GÖRÜYOR MUYUZ?

İhracat performansının sadece rakamlara endeksleyerek, ihracatımız "bu kadar arttı" veya "bu kadar azaldı" diyerek ihracat değerlendirmesi yapmaya çalışırsak hata yapmış olur ve gerçeklerden uzaklaşmış oluruz. Evet ihracat performansını rakamlarla analiz etmek önemli ama salt bu kritere bağlamak gerçek problemleri görmemenize sebep olur.

 

İHRACATTAKİ İLK 1000 FİRMA

Hızlı bir geçiş olduğunu farkındayım ama konumuz ile alakası yazının ilerleyen kısmında karşımıza çıkacak.

 

  • 2019 yılında ilk 1000 firmanın toplam ihracatın içerisindeki değeri 103 milyar dolar. 2019 yılı toplam ihracatımız Genel Ticaret Sistemine göre belirlendiğine göre toplam ihracat 180 milyar dolar

  • 1000 adet firma, 2019 yılı toplam ihracatımızın yüzde 62’ünü karşılamakta.

 

Esas konuya gelecek olursak,

İhracatımız bu kadar arttı veya azaldı söylemlerinin ötesinde;

 

  • Toplam ihracatınızın yüzde 45den fazlasını sadece AB (28) ülkelerine yapıyorsak, (200’den fazla ülke olduğunu varsaydığımızda)

  • 90 binden fazla ihracatımızın olduğu ülkemizde, ihracatın yüzde 62’sini sadece bin adet firma yaparsa,

  • Toplam ihracatımızın yüzde 50’sini sadece bir il (İstanbul)

  • Toplam ihracatın yüzde 73’ünü ilk 5 il

  • Toplam ihracatın yüzde 84’nü ilk 10 il yapıyorsa

 

Sizce bir problem yok mu?

PROBLEMLERİMİZ

 

  • İhracattaülkeler bağlamında oransal eşitliğinin olmaması an büyük tehlike.Yüzde 50’ye yakın bir kısımlık AB ise, buradaki kriz ihracatımızın belini kırar.

  • İhracatın ülkemiz özelinde 81 il, 7 bölge için eşit dağılmaması bırakın eşitliği, oransal anlamda çok küçük oranlarda olması. 71 ilimizin ihracatımızın yüzde 26’sını gerçekleştirmesi (bu problem hem istihdamı hem de kalifiye personelin bu illerimizde temininin zor olması sonucunu doğurur)

  • Yaklaşık 90 binden fazla ihracatçı firma içerisinden, ihracatın yüzde 62’sinin ilk 1000 firma tarafından yapılması

  • İhracat teşviklerinde kaynak aktarımının doğal olarak ihracatı yüksek olan il ve firmalara gitmesi sonucunda, kaynak aktarımının eşit dağılmaması ve bölgesel geri kalmışlık

  • Dış ekonomi politikamızı esir alan Gümrük Birliğinin mevcudiyeti (Örneğin neden Irak veya İran gibi komşu ülkelere veya dünyanın değişik başka ülkelerinde AB’den bağımsız bir Serbest Ticaret Anlaşması yapamıyor yada ithalatta AB’nin belirlediği gümrük tariflerini uygulamak zorunda kalıyoruz)

 

SONUÇ: Bu sayılan problemler ihracatımızın temel problemleridir. Eğer temel sağlam olmaz ve üzerine kat çıkarsan (rakamların artması bağlamında) en ufak sarsıntıda binalar yıkılır. (rakamların dramatik düşüşü) O yüzden hem akademisyen hem gazeteci hem de politika yapıcılar olarak lütfen ihracatta temel sorunların çözümüne yönelik politikalara odaklanalım.

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@