Doç. Dr. Gül Coşkun Değirmen'in 14 Mayıs 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Bir önceki yazımız da oryantasyon sürecinin kurum kültüründeki önemini aktarmıştık. Sosyalizasyonun bir parçası olan oryantasyon süreci çalışanın işe ve kuruma alışma, işi ve kurumu benimseme süreçlerinin en önemli parçasıdır.

Oryantasyon sürecinde işi, işlerin nasıl yapıldığını, kuruma ait değerleri, kültürü öğrenen çalışan kuruma aidiyet duygusunu geliştirmeye başlar. Kurumsal aidiyetin sağlanıp sağlanamayacağı en az altı aylık bir sürecin sonucunda ortaya çıkmaktadır. Kişi, kültüre bu süreç içerisinde uyum sağlamakta ve kültüre uygun davranışları sergilemektedir. Çalışan, kuruma uyum sağlamak noktasında değişim geçirmektedir. Ancak burada önemli olan henüz işe yeni alınmış ya da alınacak çalışanın beklenti, alışkanlık ve değerlerinin kurum kültürü ile az da olsa uyum içerisinde olmasıdır. İş görüşmelerinde, iş becerisi ve yeteneğinin yanında mutlaka kültüre uyumluluk düzeyi de değerlendirilmelidir. Kültüre uyum sağlayamayacak bir çalışanın işe alınması, maalesef bir süre sonra çalışanın tekrar işten çıkarılması ya da kişinin kendi isteği ile işten ayrılması ile sonuçlanmaktadır. Bu durumda, bu pozisyon için süreç yeniden başlatılmaktadır. Henüz çalışan kadrosu tam oluşturulamamış, sürekli çalışan değişimi olan bir kurumun kültürü de tam olarak benimsenmemekte ve zayıf kültürün ortaya çıkmasına sebep olmaktadır. Bu sebeple, iş görüşmelerinde kültüre uyum sağlayabilecek kişilerin işe alınması oldukça önemlidir.

İşe yeni alınan ve ilerleyen süreçlerde kurum kültürüne uyum sağlayan çalışan, iş yaşamı içerisinde, kendinden sonra gelen yeni çalışanlara kültürü aktaran kişiler arasında yer almaktadır. Bu süreç doğal bir akışta gerçekleşmektedir. Tıpkı aile içinde olduğu gibi… Süreç içerisinde birçok yeni çalışan kurum tarihi, misyonu, vizyonu, değerleri, sembolleri, seremonileri, kurumdaki inisiyatif ve risk alabilme derecesi, yönetimin desteği, performans ve ödül sistemi, kontrol mekanizmaları vb. birçok konuda gerek eğitimler ile gerekse deneyimleyerek bilgi sahibi olmaktadır. Tüm bu edinilen bilgilerin, çalışanlar arasında paylaşılma ve içselleştirilme durumu, kurum kültürünün ne kadar güçlü veya zayıf olduğuna işaret etmektedir. Kurum içerisinde bu unsurlar ne kadar çok kişi tarafından içselleştirilir ve paylaşılır ise kültür o kadar güçlü olmaktadır. Güçlü kültürler, kriz durumlarında daha uzun süre ayakta kalabilmekte ve krizleri aşma noktasında daha başarılı olabilmektedir.