Hayattın her anı ve var olduğumuz her alan iletişim sürecinin bir parçasıdır. Yaşananlar, o an ki hislerimiz, düşüncelerimiz iletişim kurma biçimimiz etkiler. Aynı zamanda bulunduğumuz ortamında bunun üzerinde büyük bir etkisi vardır.

Ben buna mekânın sessiz dili diyorum. Çoğu zaman ilk defa gittiğim bir ofisi, bir evi veya bir mekânı keşfetmeyi tercih ederim. Çünkü bana orada yaşayanların dili, hayata bakışı ve yaşanmışlıklar hakkında birtakım fikirler verir. Aslında mekân iletişimin bir parçasıdır. Kullandığımız mobilyalar, renkler, tablo, biblo, yerleşim düzeni vb. birçok unsur, o ortamda yaşayanlar hakkında birçok bilgi sunar.

Seçimlerimiz hayatımızı etkiler. Seçtiğimiz bir mobilyanın bir dili vardır. Örneğin köşeli mobilyalar, daha otoriter ve bürokratik bir yaşamı ifade ederken, daha esnek ve yuvarlak geçişler daha ılımlı bir kültürü işaret eder. Özellikle yaşam alanlarımız olan evlerimizde yaptığımız birçok seçim bizlerin kişilik ve karakter özelliklerimizi ortaya koyarken aynı ortamı kullanan insanların yaşam biçimlerini ve iletişim kurma biçimlerini etkilemektedir. Belki de bir çoğumuz evimize bir mobilya alacağımızda ya da bir duvar rengi seçeceğimizde sadece en beğendiğimize odaklarınız. Oysaki seçimlerimiz yaşama bakışımızın bir parçasıdır. Ne zaman bu konu hakkında düşünmeye başlasam çocukluk dönemimi hatırlarım…   Misafir geldiğinde açılan salonlar, çocuklara ayrılan odalar evin en küçük odaları, kahverengi ağırlıklı mobilyalar, açık sarı renkli duvar boyaları, uzun dikdörtgen masalar, kristaller, danteller, çiçekler, büyük vitrinler…. Şimdi ise birçok evde daha farklı seçimler ile karşılaşıyoruz. Bu aslında giderek değişen neslin ve yaşam biçiminin bir göstergesi. Salonlar sıklıkla kullanılan yaşam alanları olmuş, mobilyalar esnek hatları içermeye başlamış ve farklı renklerin kullanımı yaygınlaşmıştır.

Yemek masaları otoritenin, bürokrasinin, esnekliğin ya da eşitliğin temsilcisi. Dikdörtgen yemek masaları daha otoriter bir ortam algısı yaratırken, yuvarlak maslar daha esnek ve eşitlikçi bir algı yaratmaktadır. Kimi evlerde, aile bireyleri yemek masalarında hep aynı düzende oturur. Özellikle dikdörtgen masalarda masa başında oturan kişi ailenin otoritesi olarak kabul edilir ve süreç içinde böyle bir algı oluşur. Bu sebeple evlerimizde daha esnek ve eşitlikçi bir kültür yaratmak istiyorsak masa da yer değiştirmek, masa başına diğer aile bireylerinin oturmasına olanak sağlamak gerekir.

Renk kullanımı ve seçimler kişilerarası iletişim ve kişinin içsel motivasyonu üzerinde etkilidir. Örneğin su mavisi daha çok huzurlu hissetmemizi ve iletişimde de sakinliği sağlayabilmektedir. Bu durumu farklı ortamlarda kişilerin birbirleri ile kurdukları iletişim üzerinden gözlemleye bilirsiniz. Renklerin hislerimiz üzerinde yarattığı etki çok önemlidir ancak bir rengin bir mekânda aşırı kullanımı olumsuz etkiler de yaratabilir.

Yaşam alanımıza adım attığımız andan itibaren o mekânın dizaynı ve kullanım biçimi bizi ve birlikte yaşadığımız diğer kişileri etkilemektedir. Bu sebeple seçimlerimizi yaparken sadece çok beğendiğimiz için değil, mekânın iletişim ve kişi üzerindeki etkilerini düşünerek de seçim yapmalıyız. Hangi odanın ne için kullanılacağı, mobilya dizayn ve renkleri, duvar rengi ve kullanımı, aksesuar, halı ve perde seçimleri, ışıklandırma vb. birçok unsur bu konuda etkili olabilmektedir.