30.04.2021, 09:50

İnce çizgi

 

Bizim insanımız pek meraklıdır başkalarının işine karışmaya. İşine, aklına, fikrine, inancına…

Bir ara mahallenin namusu vardı. Birkaç kişinin toplanıp herkesin özel yaşantısına, kılık kıyafetine, gelmesine, gitmesine karışan, dedikodudan başka yapacak işi olmayan mahalle abileri…

 Ne yaparsa yapsın davranışlarıyla toplum kurallarını ihlal etmiyor, gürültü patırtıyla seni rahatsız etmiyorsa niye elin kadınıyla uğraşır bu toplumun ahlak bekçileri hiç anlamam.

İnsan ilişkilerinde, haddimizi aşmak, saygı ile samimiyet arasındaki çizgiyi ayırt edememek de aynı şey diye düşünüyorum.

Her şeyin kendi alanında bir çizgisi vardır. İlişkilerin, bilimin, felsefenin, inanışların… İki kişinin ilişkisinden tutun da toplumu oluşturan aile içindeki kişisellikten, millete, devlete ve hatta dünyadaki tüm insanlarına yayılır bu çizgi…

Benim vicdanım, inancım sana rahatsızlık vermiyorsa, bunda yorum yapman haddine değil.

Sevdiğiniz bir insanın tercihleri, görüşlerine – size uymuyor olsa bile- saygı duymalısınız. Yakınlarını olduğu gibi sevmeyen, kabul etmeyen değiştirmeye kalkan insanlar vardır. Hep iyiliğimiz için uğraşırlar! Kendisi görmüş geçirmiş, başkasının kişiliğine müdahale eden insan tipleri.

Ben “ne halim varsa görmeyi” tercih edenlerdenim. Göreceğim ki kıyaslayım. Göreceğim ki düşüneceğim, karar verip analiz yapacağım.

 Son yıllarda insanların aklı ve dinin arasına giren resmi ve resmi olmayan kişiler, kişinin düşünmesine, analiz yapmasına engel olacak, vicdani bir baskı uyguluyor. Kim bilir ne yaptıklarının onlarda farkında değil. Öğrenilen şeyler öğretilir ne de olsa…

 Mesela “laik” düşünce sistemine kafayı takan din adamları bir türlü laiklik kavramının dinsizlik denen şey olmadığını anlamıyorlar.

Yaydıra yaydıra “Laayııık” diyorlar ya, daha ne dediklerinin farkında değiller, devletin işlerine karışmaya kalkıyorlar.

Laik ve layık ayrı kelimelerdir. Bazı siyasilerin de yanlış teleffuz ettiği bu kelimenin kökeni latince “laicus” dan gelir. Anlam kökeni din “dışında kalan” demektir. Eşitlik ve özgürlük, barış ve anlaşmaya dayalıdır. Toplumun dirlik ve düzenini sağlar. 

Layık:            

1.hak eden, uygun olan, yaraşan, yaraşır, uygun.

  1. dengini, kendisine uygun olanı, yaraşanı, eşini bulmak.

                   Laik:

  1. din işleriyle dünya işlerini ayıran, dinin dünya, özellikle devlet işlerine karışmasını istemeyen (kişi, toplum, devlet).

Toplumdaki siyasetçiler ve din adamları önce bu kelimelerin söylenişini öğrenmeliler.

 

Bilimin mesela “din’”le ilgisi yoktur. Yağ suyun üstüne niye çıkıyor çok günah deseniz bile suyu yağın üzerine çıkartamazsınız.

Dünya meselelerinde de öyle. Ülkedeki ekonomi kötüyse, istediğiniz kadar dua edin, çalışmadığınız, üretmediğiniz sürece, o dualar sizi doyurmaz.

Devletin temel amaç ve görevleri, Türk Milletinin bağımsızlığını ve bütünlüğünü, ülkenin bölünmezliğini, Cumhuriyeti ve demokrasiyi korumak, kişilerin ve toplumun refah, huzur ve mutluluğunu sağlamak; kişinin temel hak ve hürriyetlerini, sosyal hukuk Devleti ve adalet ilkeleriyle bağdaşmayacak surette sınırlayan ...

Din adamlarının görevlerini pek anlamıyorum ben. Zaten bir şekilde kitaplar var. “Hocam sakız çiğnemek oruç bozar mı?” gibi garip soruları cevaplaması dışında pek görevleri olduğunu sanmıyorum …

 Milletin vicdanı, inanışı kimseyi ilgilendirmez.

Biz bu topraklarda Alevi, Sünni, Lazı, Kürdü, Ateisti demeden yüzyıllardır hiçbir din adamından bu konuyla ilgili fikir almadan, barış ve adalet içinde yaşadık.

Durup durup Diyanet İşlerindekilerin topluma verilen sapık, garip, cinsellik ile ilgili fetvalarının ahlak bozucu ve topluma zarar verdiğini düşünüyorum. Hatta bu fetvayı verenlerin ruh sinir hastalıklarına gitmeleri gerektiğine inanıyorum.

 

“ Laiklik, yalnız din ve dünya işlerinin ayrılması demek değildir. Tüm yurttaşların vicdan, ibadet ve din özgürlüğü de demektir.” Mustafa Kemal Atatürk

 

Yorumlar