Fadime Kuzu Altanhan / YENİGÜN - Çağdaş dünyanın ortak paydası İnsan Hakları konusunda farkındalık oluşturmak için 73 yıldır verilen mücadeleye rağmen gelinen nokta kimseyi mutlu etmeye yetmiyor. Yaşam, beslenme ve barınma,
düşünce ve ifade, eşitlik, eğitim ve sağlık gibi en temel haklarını bile kullanılamaması toplumsal hayatı
olumsuz yönde etkiliyor. Her yıl buruk kutlamalar yapılıyor.

özcan purçu-yenigün
"GÖRMEZDEN GELİNİYOR"


İnsanların arasındaki sevgi ve saygının bittiğine dikkat çeken CHP İzmir Milletvekili Özcan Purçu, insan
hakları konusunda sorunlar yaşandığını söyledi. Purçu, "Ülkemizde insan hakları ihlalleri her geçen gün
artıyor. İnsan haklarıyla ilgili uluslararası sözleşmelere olan bağlılığımız ve bu kriterlere uyum sürecimiz
azalıyor. Hükümetin yapmış olduğu faaliyetler, almış olduğu kararlar hem ulusal hem de uluslararası
anlamda sınıfta kaldığımızı gösteriyor. Özellikle Avrupa Birliği Türkiye karnesine baktığımızda bunu çok
net görüyoruz. Hukuksuz yargılamalar, hukuksuz icraatlar, adaletsizlikler Türkiye'de hızla artıyor. Hem
ulusal hem de uluslararası anlamda prestijimiz düşüyor" dedi.


Gıda, barınma, eğitim ve sağlık hakkının insanların en temel hakkı olduğunu söyleyen Purçu, "İnsanların
en temel hakları bile suistimal ediliyor, görmezden geliniyor. Türkiye'de açlık sınırında 16 milyona yakın
insanımız var. Barınma sorunu yaşayan 10 milyondan fazla insan var. Özellikle ekonomik kriz ve
pandemiyle birlikte bu sayı daha da yukarılara çıkıyor. Bunu kendi Roman toplumumuzda da görüyoruz.
Çadırda yaşayanların, kiradayken dışarı atılanların sayısı, barakalarda, sokaklarda yaşayanların sayısı her
geçen gün artıyor. Hiçbir yetkili kurum insanların derdini sormuyor. Türkiye'de ciddi bir
vurdumduymazlık, takipsizlik sistemi var. Bu konuları iktidara geldiğimizde biz çözeceğiz. Bu konuda
çok samimiyiz" dedi.

memiş sarı-yenigün
"HAKLAR AYAKLAR ALTINDA"


DİSK Ege Bölge Temsilcisi Memiş Sarı, "Türkiye'deki insan haklarının ayaklar altında olduğunu herkes
biliyor. Yargı kararları, anayasa mahkemesi kararları, anayasa mahkemesi karalarının uygulanmaması
ister istemez insan haklarının ayaklar altında olduğunu ifade ediyor. Avrupa'nın biraz daha gelişmiş,
eğitim kültür, sanat, seviye bilimden dem vurarak yaşam standartlarını yüksekte tutması insan haklarına
saygı konusunda en azından bağımsız yargı, bağımsız adalet konusunda ön açıcı rol oynamıştır ama
Türkiye'de bunların olmadığını söylüyoruz. Eğer insanlar haklarıyla insan kalabiliyorsa, basında, sosyal
medyada, televizyonda 10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü'nü uygulanmayan bir ülkede kutlamak
aslında sadece göz boyamaktan öte bir şey değildir" dedi.
Sarı,"İnsanlar haklarıyla insandır, yaşamlarıyla insandır. Ama bugün bu ülkedeki işçiler emekçiler bırakın
insanca yaşamayı açlık ve sefalet sınırı altında yaşayarak bütün haklarından mahrum bırakılıyor. İşçiler
emekçiler açısından da insan haklarının tüm dünya insanlarına eşit, adil bir şekilde uygulanması
konusundaki mücadelemiz sürecektir" ifadelerini kullandı.

gökmen ulu-yenigün
"GÜVEN YOKSA EKONOMİ ÇÖKER"


Gazeteci Gökmen Ulu, "Ne yazık ki Türkiye, insan hayatının en ucuz, en değersiz olduğu ülkelerden biri
haline geldi. Ülkemizin insan hakları ihlallerine dair karnesi tarihin hiçbir döneminde böylesine zayıf
olmamıştı. Temel hak ve özgürlüklerin ortadan kalkmasıyla, adalet mekanizmasının çökertilmesiyle
yargıya olan güven duygusunun zedelenmesiyle pek çok şey gibi ekonomi de çöküntüye uğradı. Bir
ülkede güven duygusu yoksa ekonomide çöküntüye uğrar. Bununla birlikte söylemlerinin aksine
eylemlerinde zengini seven bir siyasal iktidar varlığını görüyoruz" dedi.

ali-yenigün

"GIDA ERİŞİMİ NEGATİF EKSENDE"


İzmir'in önde gelen hukukçularından avukat Ali Deman Güler, Türkiye'nin insan hakları karnesinin 20
yıllık AK Parti iktidarı sürecinde ciddi bir şekilde geriye gittiğini ifade ederek, "Özellikle son yıllarda
negatif eksende bir ilerleme yaşanıyor. Son yıllarda ekonomik ve sosyal haklar dediğimiz meselenin öne
çıktığını görüyoruz. Türkiye'de gelişen açlık, yoksulluk, sefalet bunları insan haklarından ayrı
düşünmemek gerekiyor. Bugün Türkiye'de çocuklarda gıdaya erişim hakkını bulamadıkları için gelişim
gerilikleri başladı. Yoksulluk bambaşka bir boyuta geldi. Barınma hakkı dediğimizde genç üniversite
öğrencileri başlarını sokacak ev bulamaz hale geldi. Gelir adaletsizliği ciddi bir şekilde arttı" dedi.

"BAĞIMSIZ ADALET ZEDELENDİ"


Türkiye'deki adalete erişim, adil yargılanma gibi temel bir hakkın daha altını çizmek gerektiğini söyleyen
Güler, "Türkiye'nin bağımsız adalet sistemi zedelendi, altı oyuldu ve neredeyse tümüyle iktidara bağlı bir
adli sistem oluşturuldu. Bunun ekonomik, sosyal haklar üzerinde bir etkisi olduğunu biz uzun yıllardır
söylüyoruz. Türkiye'nin adalet mekanizmasının bu kadar sıkıntılı hale gelmesi, güçler ayrılığının ortadan
kalkması ekonomik krizi de beraberinde getiriyor. Bugün hiçbir yatırımcı, yurt dışından Türkiye'ye
gelmek isteyen bir kişi yada Türkiye'de yeni bir iş oluşturmak isteyen kişi hiçbir suretle adalet sistemine
güvenmiyor. Temel haklarımızdan biri olan adalete erişim dediğimiz hak ortadan kalkmış durumda. Bu
da ekonomik krizin en büyük sorunlarından biri halini oluşturuyor. Çünkü Türkiye'de bağımsız bir yargı
olmadığı takdirde ülkenin ekonomisi günden güne kötüleşecek demektir. Burada bir güveni
oluşturamayacağımıza ve AKP hükümeti ile bu sistem yenilenmeyeceğine göre tek bir alternatifimiz var.
Önümüzdeki dönemde bunları yapan kişiler gündeme getirilecektir, getirilmek zorundadır. Bütün bu
örgütsel alanın genişlemesi Türkiye'nin ekonomik krizin ortadan kalkması için şarttır" dedi.

barış azar-yenigün


"LGBTİ+ HAKLARI KARNESİ KÖTÜ"


Genç LGBTİ+ Derneği'nden Barış Azar, "Türkiye 2015 yılından sonra LGBTİ+ hakları bağlamında
giderek kötüleşen bir karneye sahip. 2015 yılından beri İstanbul Onur Yürüyüşü valilik tarafından
yasaklanmakta ve LGBTİ+’ların ifade özgürlükleri ellerinden alınmaktadır. 2019 yılında İzmir Onur
Haftası ve Yürüyüşü valilik tarafından yasaklandı, 2020 yılına geldiğimiz LGBTİ+’ların piknik yapması
dahi valilik tarafından yasaklanır hale geldi. Son yıllarda hükümet yetkililerinin ve diyanetin LGBTİ+’ları
hedef gösteren açıklamaları oldukça arttı ve bu açıklamalar medya tarafından da desteklendi. Nefret
söyleminin ve hedef göstermelerin bu denli yaygınlaşmasıyla LGBTİ+ örgütlerinin danışmanlık
kanallarına gelen şiddet başvuruları da artış gösterdi. Ne yazık ki bu İnsan Hakları Gününde de
Türkiye’de LGBTİ+ hakları tehdit altında. Umarım İnsan Hakları Günü hak ihlallerini konuştuğumuz
değil haklarımızı kutladığımız bir gün olur. LGBTİ+ Hakları İnsan Haklarıdır" dedi.