06.12.2014, 22:00

İnsanlık dışıyız...

14 yaşında evlendirildi ve süren 14 yılda büyük şiddet gördü...

Kocası için 3 ay evden uzaklaştırma kararı çıktı, uygulanamadı.

Sonucu vurulma...

Sonucu iki bacak kaybı ve kollar ise kullanamaz halde...

Kimden mi bahsediyorum...

Yine şiddet mağduru bir kadınımızdan...

Yine hüzünden...

Yine mahvolan hayatlardan...

*

"Seni öldürmeyeceğim süründüreceğim" diyen bir zihniyet...

Zavallı eşinin kol ve bacak eklemlerine pompalı tüfekle ateş eden zihniyet...

Dayakçı zihniyet...

Hep ben diyen zihniyet...

Kısaca insanlık dışı zihniyet...

Aile ve Sosyal Politikalar Bakanı Ayşenur İslam, "İnsanlık dışı bir anlayışın sonucu" dediği son kadına şiddet olayı hakkında elinden geleni yapacaktır, eminim. Yapmalı da...

*

Yasalar yeterli değil...

Evet katılıyorum...

Şiddeti önlemek için toplumsal bir dönüşüm gerekiyor...

Evet katılıyorum...

Toplumsal şiddet, aile içi şiddet, tek bir yasayla olabilecek bir şey değil...

Çare dönüşüm...

*

Bir yandan yaşam mücadelesi verenler...

Bir yandan eski sevgilisinden şiddet gören üniversitelinin yüz nakli mücadelesi...

Ülkemizdeki erkeklere neler oluyor?

Nedir bu nefret?

Böyle mi olmalı insanlık?

*

Bu ülkede;

Yine bir takım değerler uğruna susan insanlarımız var…

İnsanlık tarihi boyunca yok sayılan, dışlanan insanlarımız var…

Evlere kapatılan engellilerimiz var…

Hala zincirlere bağlanan zihinsel engellilerimiz var…

Şiddet mağduru çocuk ve kadınlarımız var…

Her şey ne çabuk da geçiştiriliyor…

Ve tüm bunlar unutulmuş, her türlü aksaklık, eksiklik hallolmuş edası ile bir de ortaya çıkanlar var…

İşte eksiklikleri çözdük tavrı ile gezenler var…

Güya kadın hakları günü geldi geçti...

Nerede haklarımız?

Üzülüyorum...

 

Engelliyiz...

 

Ülkemizde engelli ve ailesi açısından durum iç açıcı mı?

Tabiki değil...

Üstelik aileler yeterli bir kültür düzeyine ulaştılar mı?

Hayır...

Engellinin bakım ve rehabilitasyonu ve sosyal ortama adapte edilmesi tam sağlanıyor mu?

Hayır...

Engellilerin yaşam kalitesi düzeldi mi?

Hayır...

Nüfusun yüzde 12.29'unu engelli olan ülkemiz, onlara özel düzenlenen pek çok projeden yoksun mu?

Yoksun...

O zaman geçtiğimiz hafta “3 Aralık ‘Uluslararası Engelliler Günü’ ” ülkemizde anıldığında onlar için ne yaptığımızı umarım sorguladık...

Engellilerin karşılaştıklarını bilmeyen ve de galiba bilmek istemeyen yetkililer, (Belediye vs) bu hastaların istekleri ve yaşam şartları doğrultusunda çalışmalar yapmak zorunda. Hâlâ yüksek kaldırımlar ile mücadele eden bu kişilerin yaşam kalitesi umarım en güzel düzeye bir gün gelir.

Engelli, özürlü, adı her ne olursa olsun, kavram birliği kurulamasa da neden sosyal yaşamda birlikte olamıyoruz, bu sorgulanmalı…

Kısaca; engellinin bir insan olduğu, engellinin de sosyal yaşamı olduğu, engellinin de insanca yaşaması gerektiği unutulmamalıdır…

 

‘Ayakkabı’ da oyun...

 

Geçtiğimiz aylarda Çin'den Türkiye'ye getirilen ve Erenköy Gümrük Müdürlüğü'nde yapılan inceleme sonrası zehirli maddeler içerdiği tespit edilen 33 bin ayakkabının imha edilmesine karar verilmişti.

Ancak yeni bomba şu; ayakkabılar imha tesisine götürülürken gizlice piyasaya sürülmüş. Ayakkabıların kanserojen madde taşıması nedeniyle TSE’den tareks uygunluğu alamadığı ortaya çıktı.

Söz konusu ürünlerin marka ve modelleri tespit edilip elde edilen tüm bilgiler ve ürün görselleri 81 ildeki Ticaret İl Müdürlüklerine denetlenmesi amacıyla gönderildi, internette yayınlandı.

Bu arada başka bir sorun da, gümrük kayıtlarına göre bu ayakkabılar imha edilmiş görünüyor... Bildiğim kadarıyla aksini gösteremedikleri takdirde o tutanaklar kabul edilir...

 

*

Peki, kanserojen madde ihtiva eden ayakkabılar nasıl iç piyasaya sürüldü?

Eskilerle yenilerin yer değiştirilmesi gibi bir zekâyla...

Kutuların içerisine eski ayakkabıları durdurup, diğerlerini de (zehirlileri) pazarlamak açıkçası tek kelimeyle sahtekârlıktır.

Tek kelimeyle düzenbazlıktır, hilebazlıktır...

Peki, bu eşyaları ‘iç piyasa’, nasıl bir vicdanla alıyor?

Bunları piyasaya sürenleri ifşa etmek mi doğru, etmemek mi?

Bu nokta da aslında tıkanıyorum. Hem bilmemiz gerek, hemde bilmemeliyiz Çünkü bu markanın sağlıklı ürünleri de var.

Yapılacak en iyi şey hukuk düzeninde ağır yaptırımlar olması. Gümrük ve Ticaret Bakanlığı konunun yakın takibini yapıyor. Zehirli ayakkabılar gibi o kadar çok sahtekârlık yapılıyor, merdivenaltı her türlü ürünle sağlığımızla oynanıyor ki, toplumsal olarak da manevi değerlerimizi de yerle bir ediyorlar...

*

Ağır sorunlar yaşayan bir ülkeyiz.

‘Hukuk devletini’ güçlendirmesi gereken bir ülkeyiz...

‘Toplumsal bilinç’ de devrim yapılması gereken bir ülkeyiz...

Fakat işin özüne inmek gerekli. Neden bu derece duyarsızlaştık?

Toplumun üçte biri neredeyse kanser iken, ‘para’ devreye girdiğinde, nerede din?

Nerede iman?

Nerede sağlık, dürüstlük?

Yok, tabi ki...

 

 

Dip notlar...

 

Dürüstlük ‘yok’iken kendi önlemimizi alalım...

 

Ürünün markasına ve Türkiye'de üretilmiş olmasına, ayakkabı kutusu üzerinde yer alan TSE belgesine dikkat ediyoruz... Esnafımızı iyi seçiyoruz... Önce dış görünüşüne bakmadan içinde ne yazdığına, ne olduğuna bakıp inceliyoruz...Ve normal, sağlıklı bir ayakkabı asla çok ucuz fiyata satılamaz, bu nedenle kanmıyoruz...

Şu dönemde yapılabilecek tek şey, ayakkabıda ‘Uzakdoğu’ adından olabildiğince uzak durmak...

 

Ayakkabıdaki zehir nedir?

Bu ayakkabılar başta Çin olmak üzere Uzakdoğu ülkelerinde üretilen, kırtasiye malzemesinde kullanılan, kanserojen etki yaptığı onaylanan, ithalatı yasak olan ürün, ‘Azor boya’larından üretiliyor.

Mesane kanserinde etkili bu boya, ayakkabı, kırtasiye malzemelerinin yanı sıra tekstilde de kullanılmakta... Kanserojen etki uzun dönemde ortaya çıkarken, ilk olarak deride döküntü, yara yapmaya başlıyan bu boya, alerjik reaksiyonlar geliştirip solunum sorunları oluşturuyor...

 

Mutlu kalın…

 

 

Fıkra;

Temel dâhiliyeciye gitmiş. Doktor ona neyinin olduğunu sormuş. 
-Öksurayrum, demiş Temel. 
-Ne zamanlar öksürüyorsun? 
-Tuvalette oturayurken kapiyu tiklattiklari zaman, demiş Temel.

 

Günün sözü;

“Eğer sizi üzen kişilere hala selam verebiliyorsanız, bu vicdanınızın sadakasıdır” Mevlana

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@