Gürol Kaplan'ın 25 Haziran 2022 tarihli Yenigün Gazetesi'ndeki köşe yazısıdır.

Burada olmadığını söylesem aslında kendime deli demeliyim. O kadar kuvvetli bir şekilde hissediyorum ki burada olduğunu… Hayır, hayal değil. İstediğim anda size dokuna bileceğim şekilde buradasınız, yanımdasınız, diyor Kafka, Milena‘ya yazdığı bir mektupta... İnsanlık hali bu, gelmeyen yaz geldi herhalde. Asmaların altında yapılan kahvaltı hazırlıkları, iki kırlangıç kuşunun akla durgunluk veren telaşlı uçuşu, sonra gerilere giden düşünce, bunun getirdiği ilişkiler ve takılıp kaldığın biri... Belki karşında bir başkası vardır artık sendeki dalıp gitmeyi fark bile etmeyen. irkiltir minarede okunan sela. Ah dersin, kim öldü acaba, merakla beklersin okunacak ismi tanıdık biri mi diye. Öyle ya, haziran da ölmek zor, demiş şair Hasan Hüseyin. Yani; kiraz zamanı, biraz da yaşam sevinci biriktiyse içinde kim bilir yeni bir arkadaş çalar yüreğin kapısını. Velhasıl, açık olmalı insan gelenin dilini öğrenmeye, giderken hüzün bıraksa da. İşte böyle, haziran sabahında akla gelmeli, karşında bir başkası otursa da asmaların altında. Yaşamak, severek birikmek değil mi? Hatırlayarak ama kötüye sadık kalarak değil tabii ki! Bu konuyu bir başka yazıda değerlendirebiliriz ama şunu söylemek isterim: her insan kendi yalnızlığında çoğalıyor içindeki sevgiyi büyüterek. Sevgiyle kalın...