17.12.2017, 12:33

İnsanlık travma altında değil de ne?

İnsanlık travma altında değil de ne?

 

İnsanlığın bütünsel zihni ‘travma’da.

Özellikle de uyuşturulanlar.

Bir taş atıldı ve her yer savaş alanı ‘dünya’da.

Bir taş atıldı ve gördük o derin travmayı.

Zihin kontrollerini...

Bütünselliğin bozuluşunu...

Tabî tutulmuşları...

Tesir altındakileri...

*

 

Şimdi bu travma sonrası atılacak olan adım önemli.

Olayları istenilen modele soktular mı bunu görebilmek önemli?

Algı önemli...

Halkların tutumu önemli...

*

Algı için beyin çok çabuk yıkanır. Bir çok programla, olayla kolayca yıkanır.

İşte kızışmalar da bu nedenle olur.

Çarpışmalar artar, olaylar artar, planlar artar.

Ve tek bir devlete teslime zorlanır insanlık.

Plan budur.

Ve buna hevesliler ve isteklilerde var üstelik.

*

Her ülkeye istenilen anda istediğini yaptıracaklar da var.

İşgal, saldırı, yapılaşma hiç de zor değil o guruplar için.

Bir dünya ordusu bile kurabilirler.

Bizim soracağımız soru şu: Kim?

Kimler?

Çıkarı olan kimler?

Neden?

 

*

Neden belli. İstedikleri dünyayı kontrol.

Aynı para birimi...

Aynı sistem...

Merkezi global finans diktatörlüğü...

Ve tabiki onun kontrolü.

*

İşte bu nedenle insanlık travma altında değil mi?

Merkezi kontrolle o travmaya sahip olmuyor mu?

Ülkelerin ‘kendi geleceklerini kendilerinin belirlemesi hakkı’ elden gitmiyor mu?

Askeri, politik ve ekonomik kontroller verilmiyor mu?

*

Bunlarla yüzleşin...

Bunlar gerçekler.

İşte bu gerçeklerle yüzleştiğiniz anda aslında ufak da olsa kendinize farklı bir bakış açısından farkındalık kapısı aralamış olursunuz. O kapı ile de gerçekleri keşfe çıkarsınız.

*

İşte bu nedenle hiddete gerek yok, istedikleri hiddet çünkü.

Şiddete hiç gerek yok. Yapılmaya çalışılan o.

Biz ülke olarak öncelikle sistemimizi bütünsel güven ve emniyet üzerine kurmalıyız.

Kendi kendimize yetebilen ekonomik temeller üzerine oturmalıyız.

Bir millet ve ülke olarak kendimize duyduğumuz güven ile tek başına ayakta durabilecek kuvvete sahip olmalıyız.

Halen tün dünya da yaşanan trajedilerin, travmaların altından bu şekilde çıkabiliriz.

*


Büyük bir küresel ekonomik çöküntü yaratmak ana amaç ise, biz kendimize yettiğimiz sürece bu çöküntüden az etkileniriz.

Ancak merkezi global kontrol ile yönetilmeye çalışıldığımız sürece de trajediler kaçınılmazdır.

Savaşlar, işgaller ise birer sonuçtur.

*

Sorunlar, kavgalar, kaoslar,travmalar belki de daha da artacaktır.

Bu doğrudur.

Dünya artık eskisi gibi olmayacak.

Bu da doğrudur.

Fakat her travma, trejedi içinde bir de çıkış vardır.

Bir fırsat vardır.

Bu fırsat. İnsanlık fırsatıdır.

Savaşı değil barışı isteyen insanın fırsatı.

Özgürlüğü isteyen insanın fırsatı.

*

Lütfen kendinize bir bakın.

Kendinize sorun.

Bir gerçeklik içine girin.

Gerçekte ne olduğunu görebilin.

Korku ekmeyin, ektirmeyin.

Şikayet etmek yerine düşünün.

Kaçamazsınız!

Çünkü o artık bir seçenek olmaktan çoktan çıktı.

Kaçacak yer kalmadı.


 

Dip not;

 

‘Biri’ gözetliyor...

 

Etrafınıza bir bakın ve göreceklerinize şaşırmayacaksınız.

Çünkü mikroçiplenmiş insanlar topluluğu olduğumuzu göreceksiniz.

Pilleri çıkmayan telefonlar ile kontroldeyiz.

Her türlü banka sistemi ile.

Her girdiğiniz internet sitesi ile.

Sosyal siteler ile kontroldeyiz.

Adım attığımız her şekilde kontroldeyiz.

Belli ki planlardan biri de bu.

Gözetim altında tutulan insanlık.

Hep ‘biri bizi gözetliyor’ konumundayız.

Topluluklar bu kontrol  ile şekilleniyor ve büyüyorlar.

Korkmaya odaklanmış toplumlar ve programlı insanlar istiyorlar.

 Ve sürekli, her an, her türden gözaltında bulunacak bir topluluk ve sorumluluğunu bilmeyen, güdülen, korku dolu insanlar istiyorlar.

Boyun eğen, köleler istiyorlar.

İtaat düzeni ve hizmet eden topluluklar istiyorlar.

Adı “Yeni Dünya Düzeni”...

İşte bu düzende elinden oyuncağı alınan çocuk gibi her şeyimiz elimizden alındığında çırpınır, huysuzlaşır, ağlarız. Ve geri isteriz bize verilenleri.

Ve bu verilenler işte bizi köleleştiren herşeydir.

Adı ‘Yeni Dünya Düzeni’...

 

 

Mutlu kalın...

 

Fıkra;

 

Temel’ in tam tamına 12 erkek çocuğu varmış. 11 erkek çocuğunu askere gönderen Temel, 12. çocuk içinde askere davet mektubunu alınca canı sıkılmış.
– Ula söyleyin padişahunuza, penim şeyime güvenip sağa sola savaş açıp durmasun.

 

Günün sözü;

Unutma, insanların çıkarları değiştiğinde zihniyetleri ve davranışları çabuk değişir. Schopenhauer

 

 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@