13.09.2019, 06:10

İslam dinindeki vahiy anlayışı

Vahiy, gizli konuşma, fısıldamak anlamlarına geliyor. Ancak Allah, Kuran’ın vahiy edilmesi konusundaki vahiy şeklini bu anlamlarda görmüyor.

Vahiy, gizli konuşma, fısıldamak anlamlarına geliyor. Ancak Allah, Kuran’ın vahiy edilmesi konusundaki vahiy şeklini bu anlamlarda görmüyor. Allah, Kuran’da vahyi, Cebrail ile Peygamberimiz arasında gerçekleşen özel bir haberleşme şekli olarak gösteriyor. Vahiy ya bu şekilde Cebrail aracılığı ile oluyor ya da direk Peygamberimizin kalbine, aklına yerleştirmek şeklinde oluyor. Ama kesin olan şudur ki, vahiy, Allah katından gelen emir ve yasaklardır. Vahiy konusunda İslam dini, diğer semavi dinlerden olan Musevilik ve Hıristiyanlıktan bu konu da ayrılır. İslamiyet’te Kuran, Allah’ın, Cebrail vasıtası ile veya doğrudan Peygamberin, akıl ve kalbine yerleştirdiği emir ve yasaklardır. C. Allah Kuran’da “Elbette ki Rabbülâlemin, Elbette ki Ayetleri(Kuran’ı) Cebrail aracılığı ile senin kalbine yerleştirmiştir.” buyurarak bu durumu bildirmektedir.
Bu sebeple de İslamiyet’te tek kitap vardır. Kuran-ı Kerim bir tanedir. Hıristiyanlar da 103 tane İncil olduğu ve zaman içinde 27'ye indirildiği, İznik konseyinde de 4'e indirdiği bilinmektedir. Ve şuanda da kitap sayıları dörttür. Ama görüldüğü gibi yazanlar kişilerdir. Ama Hıristiyanların iddiaları İncillerin hepsi de, Ruhul Kudüs’ün bildirdiklerinden başka bir şey değildir.

YAHUDİLERLE HRİSTİYANLARDA 
VAHİY ANLAYIŞI NASILDIR?

Hıristiyanlık ve Musevilikte Allah sözleri, Melek Cebrail ile gelmez. Onlardaki inanç, Peygamberler, Kutsal ruhun esinlemesi sonucunda, Rablerinin emirlerini yasaklarını tamamen kendi fikirlerine göre kaleme alırlar. Kutsal kitaplardaki sözler Rabbindir ama, kaleme alan da, Kutsal Ruhun ilhamı ile peygamberlerdir veya kişilerdir. Demek ki Hıristiyan ve Yahudiler de, Cebrail aracı olarak kabul edilmez. Kutsal Ruh insanlara ilham ederek Allah’ın emirlerini onlara sadece anlatır ve duyurur.
Ancak İslam’a göre Kutsal Ruh, Cebrail’den başkası değildir. Her ne kadar onlar Cebrail lafzını kullanmasalar ve Kutsal Ruh deseler de, bize göre Kutsal Ruh Cebrail olduğu için vahyin peygamberlere iletilmesindeki melek konusunda beraberlik vardır. Ama Hıristiyan ve Musevilik de Kutsal Ruh, Allah’tır. Halbuki İslam’a göre Cebrail, Allah değil sadece melektir. Onlar, sadece on emrin bizzat Allah tarafından taş üzerine kazınarak yazıldığına inanırlar. Diğer kutsal kitapların ise peygamberler tarafından ya da kişiler tarafından yazıldığına inanırlar.

İNCİL VE TEVRAT KİMLER 
TARAFINDAN YAZILMIŞTIR?

Tevrat’ın, Rabbin emri üzerine Hz. Musa tarafından yazıldığı inancı vardır. Dört İncil ise şu kişiler tarafından yazılmıştır.
1) Matta İncili, Havvarilerden Matta tarafından yazılmıştır.
2) Markos İncili, Markos tarafından yazılmıştır.
3) Luka İncili, Doktor veya ressam olduğu söylenen Luka tarafından yazılmıştır.
4) Yuhanna İncili ise Yuhanna tarafından yazılmıştır.
 Ancak kitaplarındaki ayetler, Kutsal Ruh tarafından peygamberlere ilham edilen Allah sözleridir. Ama Tanrı sözlerinin kelimelerle ifadelendirilmesi, yani kurulan cümleler, seçilen kelimeler tamamen peygamberlere veya kişilere aittir. Ayetin anlamı, Tanrı'ya, kelimelerle ifadelendirilmesi, kişilere ve Peygamberlere aittir. Ayetlere, İslamiyet’te olduğu gibi, noktasına virgülüne varıncaya kadar Allah’a ait olarak bakmazlar. Anlamını Allah’a ait olarak görürler. Sözlerin peygamberlere ama ayetlerin anlamının Allah’a ait olduğuna inanırlar. İncil de bu durum şöyle izah edilir. “Kutsal yazılarda bulunan hiçbir peygamberlik sözü, kimsenin özel yorumu değildir. Çünkü hiç bir peygamberlik sözü, insanın isteğinden kaynaklanmadı. İnsanlar kutsal Ruh tarafından yöneltilerek Tanrının sözlerini ilettiler.” (Petrus-1/4 20,21) Piyasada farklı farklı İncillerin olmasını ve bütün İncillerin de aynı ve benzer olmalarını, buna delil olarak gösterirler. Kısacası, Hıristiyanlık ve Musevilikte kutsal kitaplar peygamberlerin, kişilerin yazdığı kitaplardır. Ama İslamiyet’te durum çok farklıdır. İslamiyet’te Kuran, tamamen Allah’ın sözleridir. Peygamberin bir tek kelime ve harf ilavesi bile olamaz. Ayetler, sözü ile de, anlamı ile tamamen Allah’a aittir. Kuran’ın bir harfi bile peygambere ait değildir. Cebrail veya C. Allah Ayetleri, Peygamberimizin hafızasına ve kalbine indirir. Ve indirilen ayetin de Allah tarafından peygamberin ezberlemesi sağlanır. Kuran’da, “Elbette ki Rabbülâlemin, Elbette ki Ayetleri(Kuran’ı) Cebrail aracılığı ile senin kalbine yerleştirmiştir.” buyrulması bunu anlatır.
Tekrar söylersek, Hıristiyan ve Yahudiler de, sözlerin anlamı Tanrılarına aittir. Ama o anlamdaki sözler peygamberlere ve kişilere aittir. Yani onlara göre peygamber, Tanrının bildirdiklerini kendilerine göre, başka başka kelimelerle izah edebilirler. İslamiyet’te ise noktası, virgülü, tek bir harfi bile Allah’a aittir.
Demek ki, diğer semavi dinlerdeki kitapların indirilişi yani vahyi ile İslamiyet’teki vahiy anlayışı, çok farklıdır.

İSLAMİYET’TEKİ VAHİY ÇEŞİTLERİ 
NASILDIR VE NELERDEN İBARETTİR?

İslamiyet’te vahiy Allah katından, Cebrail vasıtası ile veya doğrudan peygambere gelen emir ve yasaklardan ibarettir. Allah katından gelen bu emir ve yasakları da, üç grupta toplayabiliriz.

1) Cebrail(as)’in insan şeklinde görünerek vahyi iletip dönmesi şeklinde olan vahiyler.
2) Veya Cebrail(as) görünmeden getirdiği vahyi doğrudan peygamberimizin kalbine ve aklına yerleştirip dönmesi şeklinde olan vahiyler.
3) Bir üçüncü şekli de C. Allah’ın aracısız, doğrudan peygamberimizin akıl ve kalbine vahyetmesi şeklinde olan vahiyler. Kuran ve hadislerden anladığımız budur.

VAHİY SIRASINDA PEYGAMBERİMİZDE 
BİR DEĞİŞME OLUYOR MU?

“Vahiy geldiği zamanlarda peygamberimiz de değişme oluyor mu?” sorusu akla gelebilir. Tabi oluyor. Üç şeyin olduğu hemen anlaşılıyor.
1) Birincisi, sanki dünya ile irtibatını kesmişcesine vahye yönlendirildiğinin görülmesi. 
2) Titrediğinin, terlediğinin görülmesi.
3) Üçüncüsü ise vahiy sırasında peygamberimizin, ayetleri hafızasında zapt etmek amacı ile sık sık dudaklarını kımıldattığı, sanki karşısındaki birisi ile konuşuyormuş gibi bir tutum içine girdiğinin, heyecanlandığının görülmesidir. 
Bu durumla ilgili olarak Kuran’da, durmadan dudaklarını kımıldatması sebebiyle de, Allah(cc) tarafından uyarıldığı görülmektedir. Kıyamet Suresi 16 ve 18. Ayetlerin de C.Allah Peygamberimize  hitaben, “Vahyi çarçabuk almak için dilini kıpırdatma, onu toplamak ve hafızanda tutmak  bize aittir. Onun için(Cebrail) sana ayetleri okuduğu zaman sen onu dinle ve ona uy. (Çok telaşlanmana gerek yok)” (Kıyame-16,18)

VAHİY GÜNDÜZ MÜ GECE Mİ GELİYOR?
UYURKEN DE GELDİĞİ OLUYOR MU?

Peygamberimizden öğrendiğimize göre vahyin gerçekleşmesi, bazen rüyada bazen uyanık halde 
iken de oluyordu. Ancak Cebrail(as) bazen bir delikanlı şeklinde yani genç bir insan şeklinde görünüyordu. Bazen da görünmeden vahyolunan ayet ve sureleri, peygamberimizin kalbine unutmayacağı şekilde intikal ettiriyordu. Bu durumu da Şura Suresi “Rabbülâlemin, Elbette ki Ayetleri(Kuran’ı) Cebrail aracılığı ile senin kalbine yerleştirmiştir” ayetinden anlıyoruz. Bu ayet bize, vahiylerin genelde Cebrail ile geldiğini bildirmektedir. Anlıyoruz ki, vahyin esas cereyan ettiği şekli, Cebrail(as) ile gerçekleşen şeklidir. Peygamberimize gelen vahiylerin büyük bir kısmı bu şekilde gelen vahiyler olmuştur. Ve yine peygamberimizden öğrendiğimiz kadarı ile vahiy gündüz de, gece de, rüyada iken de gelmiştir. Özellikle peygamberimizin ilk 6 ayında vahiyler, hep rüya halinde iken gelmiştir. Ama vahiylerin en çoğu, gündüz ve Cebrail ile gelen vahiylerdir.

PEYGAMBERİMİZE VAHİY GELDİĞİ 
ZAMAN GÖRENLER OLMUŞ MUDUR?

Evet peygamberimize vahiy geldiğini görenler olmuştur. En çok eşi Hz. Aişe, vahiy Katiplerinden  Zeyt Bin Sabit ve Hizmetlisi Hz. Enes görmüştür. Nakledilen hadislerden ve rivayetlerden anlaşılan budur. 
Hz. Aişe, çok soğuk bir gün akşamında gelen vahiy sırasında peygamberimizin yanında iken vahiy geldiğine şahit oldum.Vahiy kesildiği zaman gördüklerinin de kendisini çok şaşırttığını şöyle ifade eder: “Ben gerçekten Peygamberimize soğuğun şiddetli olduğu bir günde vahyin geldiğine şahit oldum. Vahiy kesildiği zaman peygamberimizin şakakları şapır şapır terler durumdaydı.” (Tirmizi)
Hz. Aişe validemizin bildirdiğine göre, yine vahiy katiplerinden Zeyd Bin Sabit bir vahiy sırasında peygamberimizin durumuna şahit olanlardan olduğunu bildirerek şunları söylüyor: “Ben Peygamberimizin huzurunda vahiy yazıyordum. Vahiy geldiği zaman Resulullah’ı şiddetli bir sarsıntının kapladığını gördüm. Şakakları inci taneleri gibi ter dökmeye başladı. Peygamberimizin açılması ancak vahyin kesilmesinden sonra mümkün oluyordu.” (Buhari, Müslim Tirmizi)
Yine Beyhaki’den rivayet olunan bir Hadis’te de Hz. Aişe’nin “Resulullah efendimize vahiy geldiği zaman, üzerine bindiği devesi vahyin ağırlığı sebebi ile yere çökerdi. Şakaklarından da ter dökülürdü. Çok vahiyde peygamberimizin yanında oldum. Bu durumları sürekli görürdüm. Soğuk bir günde olsun. Aynı durumlar görülürdü.” (Beyhaki)
Bu nakledilenlerden anlıyoruz ki, vahiy zamanında eşi Hz. Aişe’nin daha çok orada olduğu, peygamberimizin yanında bulunduğu, Hz. Aişe dışında da yanında bulunanların olduğu anlaşılmaktadır. Öyleyse vahiy zamanında peygamberimizi görenler vardır.
 

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@