23.07.2020, 21:36

İslamda Çocukların Bulundukları Çevrelerdeki Eğitimleri - 3

Geçen iki haftadır devam ettiğimiz İslam’da çocuk eğitimine bu hafta da devam edeceğiz inşallah. İki haftadır devam ettirerek geldiğimiz çocuk eğitimi konusunun daha iyi anlaşılabilmesi için geçen iki haftanın çok kısa bir özetini yaparak yeni konularımıza öyle geçeceğiz.

Geçen iki haftadır devam ettiğimiz İslam’da çocuk eğitimine bu hafta da devam edeceğiz inşallah. İki haftadır devam ettirerek geldiğimiz çocuk eğitimi konusunun daha iyi anlaşılabilmesi için geçen iki haftanın çok kısa bir özetini yaparak yeni konularımıza öyle geçeceğiz. Gördük ki İslam dininde çocuk eğitimi, dinin değer verdiği en önemli konulardan birisidir. Belki de en başta gelenidir. O bakımdan üç haftadır bu konu üzerinde duruyoruz. Bu haftada aynı konu üzerinde durarak, eksikliklerimizi tamamlayacağız ve çocuk eğitimi konusunu tamamlamış olacağız. 

İslam dini, çocuk eğitimi konusunda daha çocuk dünyaya gelmeden, çocuğun eğitimini başlatmaktadır.

İslamiyet, Allah’tan hayırlı bir evlat istemeyle başlattığı eğitimi, anne karnında iken beslenmesine, kontrollerine varıncaya kadar anne ve babaya ciddi tavsiyelerde bulunur. Doğum sonrasındaki bebeklik döneminde de aynı uyarı ve tembihleri sürdürür. Çocuğun kulağına ezan okunmasından başlayarak, güzel bir isim verilmesine, çocuğun bulunduğu çevredeki eğitimine, okuldaki takibine ve arkadaşlık çevresine, iş edinmesine ve evlenmesine varıncaya kadar, çocuğun her döneminde anne ve babayı, onu takiple görevlendirir. Evlatlarının, ailesine,millet ve devletine faydalı olacak hayırlı bir evlat yetiştirmelerine yardımcı olmalarını ister. Bunlardan bir kısmını, bundan önceki iki cuma yazımızda anlatmaya çalıştık. Bugün inşallah, çocuğun toplum içindeki eğitimi, çocuk terbiyesinde annenin çok önemli olan rolü, çocuğa örnek olmanın önemi, kız çocuğu ya da erkek çocuğu arasında bir farkın olmadığı konuları üzerinde durmaya çalışacağız.

Çocuğun Toplumsal Çevresi

Çocuklar okul öncesi ve sonrası içinde bulundukları çevreden de çok etkilenirler. Bu bakımdan çocuklar, çevre açısından da  kontrol altında tutulmalıdır. Tabi bizim kastettiğimiz iş ve arkadaş çevresi ile içinde yaşadığı diğer insanlarla paylaştığı toplum çevresidir. Bizim konumuza bu çevre girer. Başka çevre de mi var ki bu açıklamayı yaptınız derseniz tabi var deriz. İnsanın yaşadığı  bir de doğal çevresi vardır.

Evinin iç düzeni, bahçesinin ağaçlık ve yeşillik olması, gibi çevrelerle coğrafi çevre ve ortamı da vardır. Kış gelir sıkı giyinir ve o ortama uyar, yaz gelir kolsuz gömlek giymeye başlar ve tabi o ortama uyar. Bizim konumuza giren, insanın yapısını etkileyecek, huyunu, suyunu, yaşamını değiştirebilecek iş ve toplum çevresidir.

Günümüzde özellikle gençler, çağımızın çekici cazibeliklerine çabuk kapılıyorlar ve kendilerine fayda getirmeyecek geçici zevklerin peşinde koşabiliyorlar. Para peşinde, kadın, kız peşinde, araba peşinde koşmak gibi nefsani arzulara kapılabiliyorlar. Bunlar sonuçta insanların hüsranı oluyor. O bakımdan aile, bir taraftan çocuklarını, iyi alışkanlıklar kazanacağı çevreye doğru yönlendirmeli, bir taraftan da, çocukların kendiliğinden zararsız çevrelere doğru yönelmesini sağlayacak  alışkanlıkları kazandırmalıdır. 

Ali İmran Suresi 14. ayetinde C. Allah, “İnsanların nefsani arzulara karşı, hem meyilli halk edildiğini hem de o nefsani arzuların çekici ve cazibeli kılındığını, sonunda da insanların akıllarını kullanmamaları sebebi ile  hataya ve çok kötü durumlara düştüklerini bildirerek  geçici cazibelere kapılarak Dünyevileşmemeleri gerektiğini” bildirmektedir.  

Peygamberimiz de Buharide yer alan  bir  hadisinde, “Beraber olduğun arkadaşınla çevren, kokular satan birisi ile körük çeken bir demirci gibidir” diyerek, koku satan arkadaşın iyi koku verirse güzel bir koku alırsın, kötü verirse zehirlenirsin. İyi koku vereni seç ki, zehirlenmeyesin. Körük çeken demircilerin ortamında bulunursan ya  körükden sıçrayan bir kıvılcım üzerine sıçrarsa elbiseni veya yüzünü gözünü yakarsın. Ya da kömür ve  çıkan zehir kokusundan rahatsız olursun. “İyi bir ortam ve çevre seç ki, böyle tehlikelerle karşılaşma”  buyuruyor ve kişilere kendilerine zarar vermeyecek bir çevre seçmelerini tavsiye ediyor. Tabi ki anne ve babalara da, çocuklarını zarar görecekleri ortamdan uzak tutmaları gerektiğini hatırlatıyor.

Çocuk Terbiyesinde Annenin Rolü

Çocuk terbiyesinde annenin rolü babadan çok daha fazladır. Bunun en önemli sebebi, C. Allah’ın  sahip olduğu o kül halindeki sevgi, şefkat ve merhamet gibi sonsuz duyguların en etkilisini anneye vermesindendir. Anne, Allah tarafından bu güzel duygularla baştan aşağı bezenmiştir. Bu sebeple de baba dahil hiç kimse çocuğunu bir anne kadar sevemez, çocuğuna bir anne kadar  şefkatle sarılamaz. Hiç kimse bir çocuğa,anne kadar iyi bakamaz.

Anne sevgisi, yalnız insanlarda görülen bir duygu da değildir. Küçücük serçeden tutun da kocaman file varıncaya kadar bütün hayvanlara da bu güzel duyguların verildiği görülür. Bir serçenin, yavru edinmek istediği zaman hemen bir yuva yapmaya başladığı ve kısa sürede yuvasını tamamladığı, yumurtalarını tamamladıktan sonra da  yavrularını elde etmek için yumurtaların üzerinde yatmaya başladığı görülür. Hemen sonra da yavruları için dışarıdan topladığı yiyecekleri, kursağında toplayarak getirdiği ve yavrularına gagası  ile tek tek yedirdiği, onları besleyip büyüttüğü  bilinen bir gerçektir. İnsan bir anne sevgi ve şefkatini, merhametini ufacık bir serçe üzerinde bile görür. Tabi ki bu, Allah’ın bütün canlılara o güzel duyguları vermesinden, fıtratlarına yerleştirmesinden  ileri gelmektedir.

Küçücük serçeden sonra ormanlarda yaşayan o koca file de baksak, anne filin aynı duyguları fazlası ile taşıdığını görürüz. Demek ki Allah (cc) bütün canlıların yapılarına bu duyguları yerleştirmiştir. Anlaşılan bu olmaktadır.

Toplu halde yer değiştiren fil sürüsü  içindeki anne fil, yavrusunun yaralandığını görünce, yaralanan

yavrusunun yanına koştuğu, sürüyle birlikte gitmeyerek yavrusu yanında kaldığı ve yavrusunu hortumuyla evirerek, çevirerek iyileştirmeye çalıştığı belgesel filmlerde hep görülen olaylardandır.

Bütün bunları gören bir insan, annelere bu güzel duyguları verenin Allah olduğunu herhalde düşünecek ve anlayacaktır. Bunun zaten başka bir izah tarzı olamaz.

İnsanoğlunun durumu da aynıdır. Bir anne  için çocuk, onun  her şeyidir. Çocuğun yiyeceği, içeceği, yaşamı, sevgisi daha aklınıza ne geliyorsa  her şeyi, annesi demektir. Büyütücüsü de annesidir, bakıcısı da  annesidir. İlacı da şifası da annesidir. O bakımdan çocuğun hayatında annenin yerini kimse tutamaz.

Peygamberimize gelen bir genç peygamberimize , “ Ya Resulullah! Ben öncelikle kime dua etmem gerekir ki fazla sevaba gireyim”, diye sorunca “Peygamberimiz, annene” der. Çocuk tekrar sorar. “Ondan sonra kime dua etmem gerekir”  diye. Peygamberimiz yine “Annene der.” Genç, üçüncü sefer aynı soruyu tekrarlayarak sorar. Peygamberimiz “Yine de annene dua etmelisin” deyince, genç dayanamaz ve “Ya Resulullah anladım hep anneme dua edeceğim, tamam. Başka kime dua edeyim deyince peygamberimiz “Sonra da babana dua et” cevabını verir. Bu Hadis-i Şerif bile tek başın, annenin çocuk hayatındaki önem ve ehemmiyetini anlatmaya yeterlidir.

Çocuğa Kimler, Nasıl Bir Örnek Olmalıdır?

Bir çocuğun sağlam ve karakterli yetiştirilebilmesi için anne ve babanın iyi birer örnek olması gerekir. Çünkü çocuk, anne ve babayı birer üstün insan, ideal insan olarak görür. Onları her yönü ile örnek alır. Erkek çocuk babası gibi konuşmaya, babası gibi giyinmeye çalışır. Bazen terliğini giyer ben babayım der. Bazen saçının şeklini babası gibi taramaya çalışır. Kendine babasının bıyığı gibi uyduruk bıyık yapmaya çalışır. Yani baba, erkek çocuğun, konuşması, giyinmesi, diğer insanlarla ilişkisi yönleri ile tam bir örneğidir. Bu durum ortada iken sigara tiryakisi olan bir baba kalkar da çocuğuna “Oğlum sigara içme. Sigara çok zararlıdır” dersebu tembih tutmaz. Çocuk babası sigara içip dururken, sigara  içme oğlum demesine inanmaz. Kötü olsa babam içmezdi der.  Ve sigarayı babam içtiğine göre bu zararsız diye düşünmeye başlar.

Kız çocuğu için de anne aynı şekilde  tam bir örnektir. Kendisi temizliğe dikkat etmeyen bir anne çocuğuna temiz olmayı anlatamaz. Çünkü bu anne uyarısı tutmaz. O bakımdan anne ve babanın  bunun farkında olması şarttır. C.Hak bu konuda (Ey insanlar!) insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz(Baraka-44)buyurması, anne-baba için ciddi bir uyarıdır. “Emri bil maruf vennehyi anil Münker”denilmesi bu sebepledir. Peygamberimiz de konunun önemine binaen Müminlere şöyle seslenir. “Hiç bir ana-baba evlâdına iyi bir eğitimden, iyi bir ahlâktan daha değerli mîrâs bırakamaz.” (Taberâni)

Öyleyse şu üç konuda  anne baba çocuklarına, çok iyi birer örnek olmalıdır. Konuşma ve davranışlarının birbirini tutması açısından, karı koca arasındaki ilişki yönünden, kavgasız, atışmasız bir örnek olmaları açısından, inanç ve ibadette de aynı şekilde iyi bir örnek olmaları açısından, çocuklarına iyi birer örnek olmalıdırlar.

Abdullah b. Amr anlatıyor. Peygamberimiz bizde olduğu bir sıra, annem beni çağırdı. “Gel oğlum  sana bir şey vereceğim” dedi. O anda peygamberimizin annemle beni dikkatle seyrettiğini gördüm. Annemin yanına geldiğimde Peygamberimiz anneme,“Çocuğa ne vereceksin”  diye sordu. Annem de, elindeki  2 hurmayı göstererek, “Elimdeki şu hurmaları vereceğim” dedi. Bunun üzerine Peygamberimizin,“Eğer çocuğa, yanına getirebilmek için yalan söyleseydin, ona çok  kötü bir örnek olurdun. Kendin de yalan söyleme günahı işlerdin. İyi ki böyle yapmadın” dediğini duydum diyor Abdullah b. Amr.

Yorumlar