13.05.2020, 21:08

İslami Kurallara, Toplumun Adet ve Geleneklerine Göre Evlilik Nedir?

Bugün genel anlamda evlilik nedir? İslam’a göre evlilik nedir? Dinimize göre evlilik nasıl olmalı? Çiftler İslam’a göre ve genel anlamda evlenecekleri kişide neler aramalı? İslam dinine göre, bir Müslümanın evlenmesi yasak olan kişiler var mı? Müslüman kimlerle evlenemez? Dini nikah şart mı? Muta nikahı diye bir nikah var mı? gibi konular üzerinde duracağız.

İslami Kurallara, Toplumun Adet ve Geleneklerine Göre Evlilik Nedir?

Bugün genel anlamda evlilik nedir? İslam’a göre evlilik nedir? Dinimize göre evlilik nasıl olmalı? Çiftler İslam’a göre ve genel anlamda evlenecekleri kişide neler aramalı? İslam dinine göre, bir Müslümanın evlenmesi yasak olan kişiler var mı? Müslüman kimlerle evlenemez? Dini nikah şart mı? Muta nikahı diye bir nikah var mı? gibi konular üzerinde duracağız.

Bilindiği gibi eskiden görücü usulü ile evlenmeler oluyordu. Bugün artık bu tür evlilikler eskisi kadar olmuyor. Günümüzde evlilikler daha bilinçlilik içinde oluyor. Çünkü evlenecek çiftler, birbirini görüyor, konuşuyor ve birbiri ile konuşarak, anlaşarak evleniyorlar. Bunlar genel anlamdaki görüşlerdir. Ancak biz tabi ki daha çok İslam dinine göre evlilik olayı üzerinde duracağız. Ama gerekli olan yerlerde toplumun büyük bir kısmı tarafından yürütülen adet ve geleneklere dayanan evlilikler üzerinde de duracağız.

Mesela, İslam’da nikah kıyılmadan önce evlenecek eşlerin görüşmeleri, konuşmaları sınırlıdır. Günümüzde evlenecek çiftler henüz nikahları kıyılmadan daha arkadaşlık aşamasında, birlikte seyahate çıkabiliyorlar, günlerce birlikte olabiliyorlar. İslam dini bu tür davranışı haram kılar, doğru bulmaz. Mesela Ahzap Suresi 33. ayetinde, “Evlerinde oturacakları, işinde, meşguliyetinde olacakları yerde, kendini göstermek için açılıp saçılıp dolaşmayın.” buyuran C. Allah, kadının böyle bir davranışını reddediyor. Tabi ki müminler C.Allah’ın emirlerinde çok önemli hikmetler olduğuna inandığı için, Allah’ın emrine uyarlar. Allah tarafından böyle bir yasak getirilmesi, tamamen kadını koruma amacına yönelik olduğunu da bilirler.

İslam Dini, Nikah Kıyılmadan Önce Çiftlerin, Evliymiş Gibi Davranmasını Haram Kılar

İslama göre kadın ile erkek kesin olarak evlenecek bile olsalar, nikâh kıyılmadan önce dini açıdan evlenmiş bir karı-koca gibi bir davranış içine girmelerini yasaklar.Bu konu ile ilgili dinin getirdiği bütün kurallar,kadını korumaya yönelik olarak görüldüğü için de toplumun büyük bir kesimi tarafından tasvip edilir. Örneklerle anlatırsak her halde daha yararlı olacaktır. Mesela evlenecek çiftler,nikahtan önce gezmeye çıkamazlar.Böyle bir durum dinimize göre haram bir davranş olarak görülür. Büyük suçlardan değildir.Yani insanı belki affedilemeyecek bir büyük günaha sokmaz.Kişiyi dinden çıkaran suçlardan sayılmaz. Ama kusur olarak görülür. Bu, şuna benzer. Mesela orucunu inkâr etmiyor ama tutamıyordur. Yine aynı şekilde inkar etmiyordur ama namazını da 5 vakit kılamıyordur.C. Allah’a sığınarak söylersek, kusur işlemiş olurlar. Nikah kıyılmadan beraber gezilere giden, birlikte otellerde kalan çiftlerin günahı da buna benzer hatalardandır.Bu bakımdan büyük günahlardan sayılmaz. Çünkü İslam dini de eşlerin birbirini tanımasını ister. Ancak böyle hareket eden kişiler kurallara uymamış olur. Netice de evleneceklerdir diye düşünülebilir. Ama buna rağmen İslam’a uygun hareket etmeleri gerekir. Bu tür bir davranış, haram olarak isimlendirilen davranışlara girer.

İslam dininin böyle bir olaya müsaade etmemesi, haram olarak görmesi, kadını koruma amacı ile ilgilidir. Doğruyu söylemek gerekirse, İslamın tavsiyesi daha doğrudur, daha iffetlidir.

Bu konular, İslam dinin de çok daha sınırlıdır. Evlenecek erkek ve kadının birbirini tanıması, dinimizce de sakıncalı görülmez. Hatta çiftlerin birbirini tanımaları istenir. Ama bunun da şartları vardır. Kadın ve erkeğin beraber olacakları zaman yanlarında kızın bir akrabası hanımın veya erkeğin bir akrabası hanımın yanlarında bulunması gerekir. Tavsiye edilen budur. O bakımdan sınırlıdır diyorum.

İslam’a Göre Evlilik Nedir? Nasıl Gerçekleşir?

Kuran’a göre evlilik, bir erkekle bir kadının anlaşarak veya anlaştırılarak şahitlerin ve Allah’ın huzurunda ve de yasa önünde nikâh kıyarak birlikte yaşamaya karar vermeleridir. Rum Suresi 21. ayetinde de belirtildiği gibi, evlilik, erkek ve kadının, kendi cinslerinden yaratıldığı erkek veya kadın ile aralarında sevgi, muhabbet, şefkat, merhamet gibi duyguları oluşturarak, topluma faydalı evlatlar yetiştirmek amacı ile bir aile olmak işidir. Evlilikte bütün amaç, bir evde beraberce yaşamaktır. Birbirlerinden hoşlanan, birbirini seven çiftler, sevdikleri ile birlikte yaşamalarının daha güzel olacağı, daha çok mutluluk getireceği, hayırlı evlatlara kavuşacakları kanaati ile bu kararı alırlar.

Ancak evlilik nikâh kıymakla bitmiyor. Eşlerin, bu konu üzerinde çok iyi düşünmeleri ve öyle karar vermeleri gerekiyor. Çünkü netice de iyi düşünmemek bazı ayrılıklara sebep oluyor ki, bu da bazı toplumsal yaraların açılmasına sebep oluyor. O bakımdan çiftlerin evlilikten önce çok iyi düşünmeleri gerekiyor.

Evlenirken İyi Düşünmeli Bir Hata İşlemekten Kaçınılmalıdır

Tabi evlilik deyip geçmemek lazımdır. Çünkü evlilik, hem erkek için hem de kadın için yepyeni bir hayatın başlangıcı olmaktadır. O güne kadar bizzat kendilerinin yaşamadığı, erkeğin de kadının da hayatın bütün yüklerini üzerlerine alacakları bir yaşamı başlatmaları anlamına gelmektedir. Eşlerin birbirlerine alışması, birbirini tanıması zaman alabilir. Ayrıca birliktelik içinde de hayata uyumları zaman alabilir. Tabi ki birbirlerini seven insanlar, her konuya kısa süre içinde adapte olacaklardır.

Eşlerin evlilik kararları, yasa önünde verilen bir karar olduğu için insanların, bu nikahları ülkemizde, devletin ilgili olan dairelerin kayıtlarına da geçer. Kişiler bu kıyılan ve kayıtlara geçen bu nikahları, bir mahkeme kararı olmadan değiştiremezler, silemezler. Yani ülkemizde, nikah olayını devletin mahkemelerinden başka hiçbir makam değiştiremez, yok edemez. Onun için iyi düşünülmelidir diyoruz.

Osmanlılar zamanında ve Cumhuriyetin ilk yıllarında nikahları kadılar kıyardı. Kadıların gidemediği yerlerde ise mahalle imamı, köy hocası kıyar evrakları da belirlenen süre içinde Kadılığa getirilip teslim edilirdi. Eski nikahlara imam nikahı, hoca nikahı denilmesinin sebebi de bundandır. Ancak medeni nikahın kabul edildiği 1926 tarihinden itibaren nikah kıyma görevi belediyelere, kayıtların tutulma işi Nüfus Müdürlüklerine, eşlerin ayrılma konuları ile ilgili işlemler de mahkemelere bırakıldı. Bu sene (2019 yılında) nikâh kıyma işine belediyelere ilaveten Müftülükler de dahil edildi.

İslam’a Göre Kişilerin Dini Nikah Kıymaları Şartmıdır? Dini Nikah Diye Bir Nikah Türü Var Mı?

Hayır. Ülkemiz için bugünkü ortamda dini nikâh veya hoca nikahı ya da imam nikahı diye bir nikah çeşidi yoktur. Bu isimle anılan nikâh, Osmanlılar zamanında nikahı kadılar veya onlar adına imamlar kıydığı için o zamanlardan kalma bir usülle, halen halk arasında dini nikah adı ile anılan bir nikahtan bahsedilir. Ama artık o usül kaldırılmıştır. Çünkü halkımızın istediği, besmeleli, dualı resmi nikah Müftülükler tarafından kıyılmaktadır. Besmeleli dualı nikah kıyılmasını isteyen vatandaşlarımızın, nikah işlemleri için Müftülüklerimize müracaat etmeleri yeterlidir. Müftülükler hem duasını yaparlar hem de kayıtlara geçecek resmi nikahı kıyarlar. Dini nikâh diye ayrı bir nikah yoktur. Ve bu tür nikâhın yasal olarak da hiçbir geçerliliği yoktur.

Kuran’da Ulul emre itaat istenir. Ulul emir dediğimiz devlettir. O zaman, devletin dediğine uyacağız. Çünkü bu bir Kuran emridir. Devlet bizim nikâhımızın belediyeler veya müftülükler eliyle kılınmasını istiyorsa bizler de öyle yapacağız. Öyle yaparsak Allah’ın emrine de uymuş olacağız. Geçerli olan budur.

Dini nikâh konusunda halkımızdan istekler geldiği için halk böyle istediği için hocalarımız da onları kırmamak amacı ile dualar eşliğinde onların isteğine uyuyor. Olay bu. Ancak, nikah kıymaya Müftülüklerin dahil edilmesinden sonra dini nikâh kıydırma işi tamamen ortadan kalkmalıdır. Artık dualı bir nikah isteyen Müftülüklerin kıydığı nikahta bunları bulabilecektir. O bakımdan Resmi nikahlar dışında dini nikah kıydırmak için hoca aramaya gerek kalmamaktadır. Çünkü Müftülüklerin kıydığı resmi nikahta hem resmi nikah hem de dualar eşliğinde dini nikah vardır.

Dünyanın Bütün İnsanları Allah Aileler Halinde Yaşayın Dediği İçin Evlenirler

Evlilik konusu, dinî yönden de ele alınan ve çok önem verilen bir konudur. Cenab-ı Allah Araf Suresi 189. ayetinde “Biz sizi, eşler halinde yaşayacak şekilde halk ettik. Aileler halinde yaşayın” buyurarak bizler için aileler halinde yaşam biçimini seçtiğini bildirir. Allah’ın emri bu olduğu için de bütün dünya insanları yaşamlarını evlilik halinde sürdürürler. Allah-ü Teâla, eşler halinde yaşama duygusunu insanların fıtratlarına da işlemiştir. Onun için bütün insanlarda evlilik duygusu vardır. Zamanı gelen herkes bu sebeple evlenir. Bu duyguyu veren Allah’tır. Demek ki C. Allah insanların aileler halinde yaşanmasını istiyor ve kişilerin fıtratına da bu duyguyu yerleştiriyor. Bunun böyle olduğunu Kuran ve hadislere baktığımızda da anlıaşılır. Önce ilgili ayetlere bakalım.

1) Rum Suresi 21. ayetinde, “Kaynaşmanız için (yalnızlığını gidererek evlenmeniz için) size kendi cinsinizden eşler yaratıp aranızda sevgi ve merhamet peydâ etmesi de O’nun varlığının delillerindendir Doğrusu bunda, iyi düşünen bir kavim için ibretler vardır.” (Rum-21) buyuran C.Allah, “Aranızda, sevgi, saygı, merhamet ve şefkat gibi güzel duyguları yaratarak, sizin evlenmenize, kaynaşmanızı sağlayan, Rabbiniz olarak benim. Bu benim varlığımın da bir delilidir.” İfadelerini taşıyan bu Ayeti Kerime ile Allah insanların eşler halinde yani aileler hâlinde yaşamasını uygun bulduğunu bildirmektedir. Bir diğer Ayeti Kerime'de de, her iki tarafın dahuzurlu bir yaşama kavuşması için, eşlerin birbirine huzur dolu bir yaşam vereceği için erkek ve kadının birbirine eş olarak yaratıldığı bildirilerek, evlilik, dolayısı ile de aileler halinde bir yaşam tavsiye edilmektedir. (Araf-189)

Demek ki Kuran, insanların evlenmesini, aileler hâlinde yaşamasını istiyor. Ve insanların yapılarını da, ona göre programladığı için, hiç kimse bu programın dışına çıkamaz.

2) İslam’a göre evliliğin önemli bir amacı da, imanlı, inançlı bir nesil yetiştirmektir. İsteniyor ki Müslümanların sayısı artsın. Dünyanın en büyük dini hâline gelsin. Bir istenen de budur. Peygamberimiz de ahirette bu durumla iftihar edeceğini bildirmektedir. Demek ki bir önemli sebep de hayırlı bir neslin yetiştirilmesi amacı olmaktadır. Bu konu ile ilgili hadis aynen şöyledir. “Ey Ümmetim! Evlenin ve çoğalın. Çünkü ben kıyamet gününde sizlerin, diğer ümmetlere karşı çokluğu ile iftihar ederim.” (Müslim,Buhari)

3) Kadın ve erkeğin, yaratılış itibarı ile birbirine karşı yönlendirilmiş yapıda yaratılması da üçüncü bir etkendir. C. Allah, erkekleri ve kadınları, birbirlerine karşı çekici kılındığını, birbirlerini arzu edecek durumda yarattığını bildiriyor. Bu, Kur'an-ı Kerim'de çok net bir şekilde bildirilmektedir. Âli İmran Suresi 14. ayetinde Allah-ü Teâla, “İnsanlar nefsani arzulara, özellikle erkekler kadınlara karşı çekici kılındı” buyrulması bundandır.

Demek ki erkek ve kadın Allah tarafından birbirlerine karşı yönlendirilmiş ve yine birbirlerine karşı da çekici kılınmıştır. Bu bakımdan kadın ve erkek birbirlerini arzu eder şekilde görünürler. Ama özellikle kadınların erkeklere karşı Allah vergisi olan bazı özellikleri dolayısı ile daha da çekici kılındığı Ayet-i Kerimeler'de açıkça bildirilmektedir. Bu sebeple de erkek ve kadının evlenme istekleri çok açık bir şekilde üzerlerinde görülür. Her iki cins de evliliği arzu eder.

Evlilikte, Kadının Erkeğe Göre Daha Cazibeli Daha Çekici Yaratılmasıda Rol Oynar

Evet. Kuran kadının daha çekici yaratıldığını söylüyor. Onun için diyoruz ki kadın, Allah’ın bahşettiği özellikleriyle daha çekicidir. Çekicilik özelliği daha çok kadınlara ait olan bir özellik olarak görülür. Bu durum da bir tesadüf değildir. Çünkü C. Allah, kadınları daha çekici yaratmıştır. Kadının çekici olması tabi ki bir Allah vergisidir. Kadının cazibeli ve çekici yaratıldığı Kuran’da da belirtilmektedir. Âli İmran Suresinin 14.Âyet’in de de kastedilen budur.

Nur Suresi 31. ayetinde kadının bakışı bir özellik olarak gösterilir ve “Ey Resulüm kadınlara söyleyin gözlerini harama çevirmesinler. Vücutlarını da teşhir edecek şekilde giymesinler” buyuran C. Allah Ahzap Suresi 33. ayetinde de “Kadınların erkekleredavetkâr bir şekilde bakmaması, davranışına, konuşma ve gülüşüne dikkat etmesi istenir.” (Ahzap-33)

Demek ki Kuran’daki genel anlatım itibarı ile, Kadının vücut yapısı,konuşması, bakışı,güzelliği ve cazibesi narinliği,kadını daha çekici hâle getirmektedir. Kadınlardaki bu özelliklere karşılık, erkeklere de güç kuvvet ve beceri üstünlüğü, kadınını koruma, kollama ve sahip çıkma gibi özellikler verdiği yine Kur'an-ı Kerim'den anlaşılmaktadır. Ali İmran Suresi 14. ayette de belirtildiği gibi kadın ve erkeğin bu farklı yaratılışlarındaki bu farklı özellikleri nedeni ile erkek ve kadınlar, bir mıknatısın farklı iki kutbu gibi duygusal yönden birbirlerini, yerine göre çekme, yerine göre de itme özelliği gösterirler. Bunlar C.Allah’ın erkek ve kadınlara bahşettiği özellikler olmaktadır. Dolayısı ile bu güzellikler de kişileri evlenmeye sevk eden duygular olarak görülür.

İslama Göre Kişiler, Evlenecekleri Kadın veya Erkekte Hangi Özellikleri Aramalıdır?

Peygamberimiz “evlenilecek kişi de dört özellik aranmalıdır” buyurmaktadır. Ancak bu özelliklerden dindar olanın tercihi daha faydalı olabilir tavsiyesinde de bulunmuştur. Hadis Şerif aynen şöyledir. “Bir kadın ile veya erkek ile dört şey için evlenilebilir. 1) Güzelliği, (yakışıklığı) için, 2) Soyu, sopu gibi güzellikleri için. Yani asaleti için, 3) Mal varlığı ve zenginliği için, 4) dindarlığı için.. Ama sen, dindar olanı seç ki daha faydalı olsun” (Müslim) buyurarak evlenecek çiftleri karşısındaki kişide aranacak özellikleri bildirmiştir. Bu Hadis-i Şeriften anladığımız, erkek veya kadın eş seçerken güzelliği yakışıklılığı, asaleti, zenginliği aranabilir. Bunda bir mahsur yok. Ama diyor Peygamberimiz, “Sen huyuyla suyuyla dini bir inanç içinde olan, Allah yolundaki kişi ile evlenirsen daha hayırlı olur.” buyuruyor.Dindarlık özelliği dışındaki diğer özelliklerin her an kaybolabileceği, geçici olduğu, her an kaybolma ihtimalinin bulunduğu ama Allah yolunda olan kadın veya erkeğin o özelliğinin kolay kolay kaybolmayacağını ve insanı sevaba da taşıyacağını o bakımdan tercih edilmesinde fayda olduğu zikredilmektedir.

Çiftlerin Kiminle Evlenecekleri Kaç Çocuklarının Olacağı Kaderlerinde Yazılımıdır?

İslamiyete göre, evet kimin kiminle evleneceği, evliliklerinin nasıl geçeceği kader hanelerinde yazılıdır. Kaç çocuklarının olacağına kadar, sonucun da ne olacağına kadar, bütün olacakların tümü kayıtlıdır. Evliliğin kader olmaması hiç mümkün değildir. Kader olmaması için, Allah’ın o kişi veya kişilerden haberi olmaması gerekir ki buna imkân ve ihtimal yoktur. Allah bilimi ile ilmi ezelisi ile evreni kuşatmış durumdadır. Evrende nokta kadar da küçük bir olay olsa, Allah’ın haberi dışında olamaz.

1) Bu tür olaylarda iki tür kaderden bahsedilir. Birincisi, kadın ve erkek her ikisi de bir gün filanca yerde görüşecekler. Ve birbirlerini beğenecekleri için kendi iradeleri ile evlenmeye karar vereceklerdir.Bu tür kaderde kişilerin iradeleri rol oynamıştır. Ama bu durumda, kader hanesinde yazılı olan bir kaderdir. Özelliği kendi iradeleriyle karar vermelerine dayanır.

2)İslam ulemasına göre, bir kader türü de, C. Allah insanların imtihan edilmeleri için onları kendi külli iradesi ile, (kişilerin isteğine bağlı kalmaksızın) onları karşılaştırarak birbiriyle evlenmelerine sebep olur. Eğer bu evlilikleri iyi giderse kullarının şükredip etmediğini görmek ister ve bu yolla onları imtihan eder. Eğer kötü giderse bu sefer de sabır yolu ile imtihan etmek ister.Ve böylece erkeği kadınla veya kadını erkekle imtihan eder. Sonuç olarak haklıyı hem dünyada hem de ahirette mükafatlandırmak haksızı da cezalandırmak için bu şekilde imtihana tabi tutar.

İslam’da Dört Kadınla Evlilik Varmı? Dört Evlilik Kuran’a Göre Kaldırılmışmıdır?

Evet Kuran’da, bir erkeğin dört kadına kadar evlenmesine cevaz verilmiştir. Ama bu, erkeklerin dört kadınla evlenme hakkı olduğunu gösteren bir cevaz değildir. Yani Kuran, Müslüman bir erkeğe dört kadınla evlenecek diye bir şartı, bir kuralı getirmiş değildir.

Müslümanlığın doğduğu zamanda bu tür evlilikler vardı. İslam dininin, daha doğar doğmaz, dört kadınla evli olanlara hemen bir yasaklama getirmesi beklenemezdi. Kuran, cahiliye devrindeki dört kadınla evlilik durumuna, geçici olarak müsaade etmiş görünür. Cevaz vermesi budur. Kuran’ın evlilik konusundaki tavsiyesi, tek kadınla evliliktir. Ancak dinimizdeki erkek hakimiyetinin çok aşırı bir durumda olması sebebiyle, Kuran’daki bu gerçek görüş sürekli olarak hatta bugün bile hep sümen altı yapılmıştır. Bir bu sebeple bir de, Kuran’ın 23 senede tamamlanması sebebiyle yasaklarla emirler bir çırpıda inmiş de değildir. Bu sebeplerle dört kadınla evlilik bir anda yasaklanamamıştır.

Nisa Suresi 3. ayetine baktığımız da dört kadına kadar evliliğe cevaz verilmiş görünüyor. Ama denildiği gibi, dört kadınla evlilik şartını getiren İslamiyet değildir. Bu konu İslamiyetin kucağına cahiliye devrinden hazır halde gelen bir konudur. Yani İslamiyetten önce çok kadınla evlilik var olan bir konuydu. Onun için de Kuran önceden var olup gelen o âdeti hemen kaldırmamıştır. O bakımdan cevaz vermiş görünüyor. Çünkü o zamanlar da, çok sayıda kadınla evli olanların sayısının hayli kabarık durumdadır.

Kuran, dört kadınla evliliğin kabul edilmesini önemli bir şarta, daha doğrusu yerine getirilmesi hemen hemen mümkün olmayan bir EŞİT DAVRANMAK şartına bağlayarak cevaz vermiştir. C.Hakkın bu konudaki isteği şudur. “Eğer (kendileri ile evlendiğinizde) yetimlerin haklarına riayet edememekten korkarsanız, beğendiğiniz (veya size helâl kılınan) kadınlardan ikişer, üçer, dörder alın. (Onların arasında) Haksızlık yapmaktan korkarsanız bir kadınla evlilik yapın. Yahut da sahip olduğunuz cariyelerle yetinin.” (Nisa-3)

Buyuran Allah (cc), bu ayetiyle 4 kadına kadar evliliğe cevaz vermiş görünüyor ama şartı, Kadınlara haksızlık yapmama ve hepsine eşit davranmadır. Ayette, eğer haksızlık yapmaktan korkarsanız, tek kadınla evlenin buyruluyor.

Anlaşıldığı kadarı ile yaklaşık 12 sene sonra nazil olan Nisa Suresi 129. ayetinde ise, adâletli olma şartı öne çıkarılarak erkekler tek evliliğe döndürülüyor. C. Allah bu ayetinde de; "(Ey kullarım!) üzerine düşüp uğraşsanız da (bütün gayretinizi gösterseniz de) kadınlar arasında âdil davranmanız mümkün değildir. Bari bir tek kadın üzerinde durun (bir kadınla evlenin) ve böylece diğer kadınları askıya almaktan (ihmal ve haksızlık etmekten) kurtulmuş olun” (Nisa-129) buyurarak erkekleri, tek kadınla evliliğe sevk etmiştir. Görüldüğü gibi Kur'an-ı Kerim bu ayetle dört kadınla evliliği kaldırmıştır.

İnsanlar niçin evlenirler?

Bu konuyu bir toplumsal açıdan bir de dini açıdan ele almak gerekir. Toplumsal açıdan niçin evlendiğimize bakarsak, yaşamı güzelleştirmek, konuşacak, sohbet yapacak, iş birliği yapacak, birlikte topluma faydalı olacak evlatlar yetiştirmek, hayatı paylaşacak bir hayat arkadaşı kazanmak, için evleniriz. Toplumda aileler halinde yaşayan herkes gibi yaşamak için evleniriz. Ama tabi bütün bunların yanı sıra, şöyle de diyebiliriz. Eşlerin hayatı birlikte göğüslemek, ev bark sahibi olmak, toplum içinde bir mutlu aile oluşturabilmek için evleniriz.

Belli bir yaşa gelen kız içinde erkek içinde, evlenme hakları ortaya çıkar. Evlenme çağına gelen hem erkek hem kız, hem de aileler çocuklarına iyi bir evlilik yaptırmak isterler. Aile bunu bekler ve çocuklarının mürüvvetlerini de görmek ister. Eğer evlenme çağı biraz geçerse komşular da bu işe karışır. Yani toplumda tanıdıklarının evliliklerini bekler. Hatta evlenmede biraz gecikse, onları tanıyanlar, “Bunlar niye evlenmiyor? Acaba bir rahatsızlığı mı var, başka bir sevdiği mi var gibi benzeri sorular sormaya başlarlar.” Onun için evlenme işine toplum da hissettirmeden dolaylı da olsa karışmaya başlar. Onun için kızlarımız da, erkeklerimiz de. Bir yönü ile eşler de topluma uyarak evlenirler.

AYET

Ben cinleri ve insanları, bana kulluk etsinler (bir yaratanları olduğunu bilsinler) diye yarattım.” (Zariyat-56)

HADİS

Kim yalan söylemeyi, yalanla iş yapmayı bırakmazsa, Allah’ın onun yemesini, içmesini terk etmesine ihtiyacı yoktur.” (Müslim, Buhari)

Yorumlar

Gelişmelerden Haberdar Olun

@